"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 69

Onlar: “Bizim için Rabbine dua et de onun rengini bize açıklasın” dediler. Musa dedi ki: “Allah buyuruyor ki: O, parlak sarı renkli bir sığırdır; rengi bakanları sevindirir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kâlû (dediler) ud‘u (dua et) lenâ (bizim için) rabbeke (Rabbine) yubeyyin (açıklasın) lenâ (bize) mâ (nasıl) levnuhâ (renginin olduğunu) kâle (dedi) innehu (şüphesiz o) yekûlu (diyor) innehâ (şüphesiz o) bakaratun (bir inektir) safra’u (sarı) fâki‘un (parlak) levnuhâ (rengi) tesurru (hoşuna gider) n-nâzirîn (bakanların)

Mukatil Tefsiri
Onlar: “Bizim için Rabbine dua et de rengini açıklasın.” dediler. Musa dedi ki: “Allah buyuruyor ki: O parlak sarı renkli bir sığırdır.” Yani saf ve temiz renklidir. “Bakanları sevindirir.” (Bakara 69) Yani onu göreni hayran bırakır. Onlar işi kendilerine zorlaştırdılar, Allah da işi onlara zorlaştırdı. Peygamber şöyle buyurdu: “Onlara sadece bir sığır emredilmişti; herhangi bir sığırı kesselerdi yeterli olurdu. Muhammed’in canı elinde olana yemin olsun ki, istisna yapmasalardı kıyamete kadar onlara açıklanmazdı.”

Taberi Tefsiri
Bunun anlamı şudur: Musa’nın kavmi Musa’ya, “Kesmemizi emrettiğin sığırın renginin ne olduğunu Rabbinden sorup bize açıklat” dediler. Bu da onların önceki davranışlarından sonra yaptıkları başka bir zorluktu. Çünkü ikinci sorularında da Allah onları belirli bir renkle sınırlandırmamıştı. Onlar ise kendilerine yeterli olacak açıklamayla yetinmeyip yeniden ayrıntı istemeye kalktılar. Böylece Allah da peygamberlerine karşı inatla soru sormalarının cezası olarak onları belirli bir renkle sınırlandırdı ve: “O, parlak sarı renkli bir sığırdır” buyurdu. Böylece yalnızca belli bir renkteki sığırla sınırlandırıldılar. Bunun anlamı şudur: “Size kesmeniz emredilen sığır, parlak sarı renklidir.”

“Renginin ne olduğunu bize açıklasın” sözünün anlamı “onun rengi nasıl bir renktir?” demektir. Bu sebeple “renk” kelimesi merfu gelmiştir. Çünkü burada “ma” soru anlamı taşımaktadır. Arapçada bir kimse: “Bu sığır siyah mı sarı mı, bize açıkla” der. Bu nedenle burada soru anlamı esas alınmıştır.

Müfessirler “sarı” kelimesinin anlamı hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları bunun “çok koyu siyah” anlamına geldiğini söylemiştir. Hasan’dan gelen rivayette “Parlak sarı” ifadesinin “kapkara” anlamında olduğu aktarılmıştır.

Başka âlimler ise bunun “boynuzu ve tırnağı sarı” anlamında olduğunu söylemişlerdir. Hasan’dan gelen başka bir rivayette de böyle açıklanmıştır. Said bin Cübeyr de “boynuzu ve tırnağı sarı” demiştir.

Bir başka rivayette Hasan bunun “vahşi bir sığır” olduğunu söylemiştir.

İbn Zeyd ise bunun gerçekten sarı renk olduğunu söylemiştir. Mücahid de şöyle demiştir: “Eğer herhangi sarı bir sığır alsalardı bu onlara yeterdi.”

Ebu Cafer der ki: “Sarı” kelimesini “siyah” diye açıklayan kimse, Arapların siyah develer için “sufr” demelerini esas almıştır. Çünkü develerin siyahlığı bazen sarılığa çalar. Şairin şu sözü de buna örnek verilmiştir:

“İşte atlarım ve işte bineklerim;
Onlar siyahtırlar, yavruları kuru üzüm gibidir.”

Burada “sufr” sözüyle siyahlık kastedilmiştir. Ancak bu kullanım develer için geçerlidir; sığırlar için kullanılmaz. Ayrıca Araplar siyahlığı anlatırken “faqi‘” kelimesini kullanmazlar. Siyah için “kapkara”, “zifiri”, “koyu siyah” gibi ifadeler kullanırlar. “Faqi‘” ise yalnızca parlak ve canlı sarılık için kullanılır. Bu sebeple ayetteki “faqi‘” kelimesi burada gerçek sarılığın kastedildiğine açık delildir.

“Faqi‘un levnuha” ifadesinin anlamı “rengi son derece canlı, saf ve parlaktır” demektir. Sarılıktaki bu canlılık, beyazlıktaki parlaklık gibidir. Katade bunu “temiz ve saf renk”, Ebu’l-Âliye “berrak renk”, Suddi ise “katışıksız renk” diye açıklamıştır.

İbn Abbas’tan gelen rivayette şöyle denilmiştir: “Onun sarılığı son derece kuvvetlidir; sarılığının şiddetinden dolayı neredeyse beyaza çalacak gibidir.”

İbn Zeyd de “çok güçlü sarılık” anlamına geldiğini söylemiştir. Araplar “rengi açıldı ve belirginleşti” anlamında “faqi‘a levnuhu” derler. Şairin şu sözü buna örnek verilmiştir:

“Üzerine kızıl develer sürdüm, sonunda onu
Boynu bükük, toprağı yalayan ve rengi solmuş halde bıraktım.”

“Bakanları sevindirir” ifadesinin anlamı ise, bu sığırın yaratılışındaki güzelliğin, görünüşünün ve heybetinin ona bakan kimseleri hayran bırakmasıdır. Katade ve Suddi bunu “bakanları hayran eder” diye açıklamıştır.

Vehb bin Münebbih ise şöyle demiştir: “Ona baktığında güneş ışığının derisinden çıktığını sanırdın.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bakara-68/,https://kutsalayet.de/bakara-70/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız