"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 4

Onlar sana indirilene, senden önce indirilene iman ederler ve ahirete kesin olarak inanırlar.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vellezîne (ve onlar ki) yu’minûne (iman ederler) bimâ (şeye ki) unzile (indirildi) ileyke (sana) ve (ve) mâ (şeye ki) unzile (indirildi) min (önce) kablike (senden önce) ve (ve) bil-âhireti (ahirete) hum (onlar) yûkinûn (kesin inanırlar)

Mukatil Tefsiri
Sonra Tevrat ehlinin müminlerini zikretti. Bunlar Abdullah bin Selam ve arkadaşlarıdır. Bunlardan bazıları: Esîd bin Zeyd, Esed bin Kâ‘b, Selam bin Kays, Sa‘lebe bin Amr ve adı Selam olan İbn Yamin’dir. Allah şöyle buyurdu: “Onlar iman ederler.” Yani tasdik ederler. “Sana indirilene.” Ey Muhammed! Kur’an’ın Allah katından indirildiğini tasdik ederler. “Senden önce indirilene.” Yani peygamberlere indirilen Tevrat, İncil ve Zebur’a da iman ederler. “Ahirete kesin olarak inanırlar.” Yani amellerin karşılığının verileceği dirilişe kesin olarak inanırlar.

Taberi Tefsiri
Bu sıfatla nitelenenlerin kimler olduğu ve insanların hangi sınıfından oldukları daha önce açıklanmıştı. Bununla birlikte, Allah Teâlâ’nın “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler” (Bakara 4) sözü hakkında rivayet edilenleri de zikredeceğiz. İbn Humeyd bize rivayet etti ve şöyle dedi: Seleme bize, Muhammed b. İshak’tan, o da Zeyd b. Sâbit’in azatlısı Muhammed b. Ebî Muhammed’den, o da İkrime’den veya Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler” sözü hakkında şöyle demiştir: “Onlar, Allah katından getirdiğin şey konusunda seni tasdik ederler; senden önceki resullerin getirdiklerini de tasdik ederler. Onlar resuller arasında ayrım yapmazlar ve onların Rableri katından getirdikleri şeyleri inkâr etmezler.”

Mûsâ b. Hârûn bize rivayet etti ve şöyle dedi: Amr b. Hammâd bize rivayet etti, Esbât da Süddî’den bir haber içinde rivayet etti. Süddî bunu Ebû Mâlik’ten, Ebû Sâlih’ten, İbn Abbas’tan, Mürre el-Hemdânî’den, İbn Mes‘ûd’dan ve Rasulullah’ın ashabından bazı kimselerden nakletmiştir. Onlar, “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler ve ahirete kesin olarak inananlar” (Bakara 4) sözü hakkında şöyle demişlerdir: “Bunlar Ehl-i Kitap’tan olan müminlerdir.”

Allah Teâlâ’nın “Ahirete de kesin olarak inanırlar” (Bakara 4) sözünün teviline gelince, Ebû Ca‘fer şöyle dedi: “Ahiret”, aslında “yurt” kelimesinin sıfatıdır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ahiret yurdu, gerçek hayatın ta kendisidir; keşke bilselerdi.” (Ankebût 64) Ahiret yurdu bu adla nitelenmiştir; çünkü ondan önce bulunan ilk yurttan sonra gelmektedir. Bu, bir adama “Sana bir defa, sonra bir defa daha iyilik ettim; ne ilkini ne de sonrakini bana karşı şükürle karşıladın” demene benzer. Sonraki iyilik, öncekinden sonra geldiği için “sonraki” diye adlandırılmıştır. Aynı şekilde ahiret yurdu da, dünya yurdu kendisinden önce geldiği için “ahiret” diye adlandırılmıştır. Ondan sonra gelen yurt, bu sebeple ahiret olmuştur. Bununla birlikte ahiretin, yaratılmışlardan sonra gelmesi sebebiyle bu adla anılmış olması da mümkündür. Nitekim dünya da yaratılmışlara yakınlığı sebebiyle “dünya” diye adlandırılmıştır.

Allah Teâlâ’nın, Nebi’si Muhammed’e indirilene ve ondan önceki resullere indirilene iman edenleri ahiret konusunda kesin inanç sahibi olmakla nitelemesine gelince, bunun anlamı onların müşriklerin inkâr ettiği şeyler hakkında kesin bilgi ve tasdik sahibi olmalarıdır. Bunlar; ölümden sonra diriliş, insanların kabirlerinden çıkarılması, sevap, ceza, hesap, mizan ve Allah’ın kıyamet günü yaratıkları için hazırladığı diğer hususlardır. Muhammed b. Humeyd bize rivayet etti ve şöyle dedi: Seleme bize, Muhammed b. İshak’tan, o da Zeyd b. Sâbit’in azatlısı Muhammed b. Ebî Muhammed’den, o da İkrime’den veya Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “Ahirete de kesin olarak inanırlar” sözü hakkında şöyle demiştir: “Yani onlar dirilişe, kıyamete, cennete, cehenneme, hesaba ve mizana kesin olarak inanırlar. Bunlar, senden önce gelenlere iman ettiklerini iddia edip de Rabbinden sana geleni inkâr eden kimseler gibi değildir.”

İbn Abbas’ın bu tevili açıkça göstermektedir ki, surenin başı her ne kadar müminlerin niteliklerini anlatan ayetlerle başlamış olsa da, bu ayetlerde Allah Teâlâ tarafından Ehl-i Kitap kâfirlerine yönelik bir yerme de bulunmaktadır. Çünkü onlar, Muhammed’den önce gelen Allah resullerinin getirdiklerini tasdik ettiklerini iddia ediyor, fakat Muhammed’i yalanlıyor ve onun getirdiği vahyi inkâr ediyorlardı. Bununla birlikte kendilerinin doğru yolda olduklarını ve cennete ancak Yahudi veya Hristiyan olanların gireceğini ileri sürüyorlardı.

Allah Teâlâ onların bu sözünü şu ayetlerle yalanlamıştır: “Elif Lâm Mîm. İşte o kitap; onda şüphe yoktur. O, muttakiler için hidayettir. Onlar gayba iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahirete de kesin olarak inanırlar.” (Bakara 1-4) Allah Teâlâ kullarına haber vermiştir ki bu kitap, özellikle Muhammed’e ve onun getirdiğine iman edenler, ona indirilenleri ve ondan önceki resullere indirilen apaçık delilleri ve hidayeti tasdik edenler için hidayettir. Bu hidayet, Muhammed’i ve onun getirdiğini yalanladığı halde Muhammed’den önceki resulleri ve onların getirdiği kitapları tasdik ettiğini iddia eden kimseler için değildir.

Sonra Allah Teâlâ, hem Araplardan hem de Ehl-i Kitap’tan Muhammed’i, ona indirileni ve ondan önceki resullere indirileni tasdik eden müminlerin durumunu şu sözüyle pekiştirmiştir: “İşte onlar Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.” (Bakara 5) Böylece Allah, hidayet ve kurtuluş ehlinin özellikle onlar olduğunu, onların dışındakilerin ise sapıklık ve hüsran ehli bulunduğunu bildirmiştir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bakara-3/,https://kutsalayet.de/bakara-5/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız