İsa, apaçık delillerle geldiğinde dedi ki: “Size hikmetle geldim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz bazı şeyleri size açıklayayım diye. Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”
Diyanet Vakfı
İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allahtan korkun ve bana itaat edin.
Kurtubi Tefsiri
Îsa onlara apaçık delillerle geldiğinde dedi ki: “Muhakkak ben size hikmeti getirdim ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı şeyleri size açıklayayım diye geldim. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
“Îsa onlara apaçık delillerle geldiğinde” âyeti hakkında İbn Abbâs şöyle demektedir: Bununla yüce Allah ölüleri diriltmesini, hastalıkları iyileştirmesini, kuş suretinde bir varlık (Allah’ın izniyle) yaratmasını, maideyi (sofrayı) ve diğer hususları, ayrıca gaybe dair pek çok şeyi haber vermesini kastetmektedir.
Katade dedi ki: Burada apaçık delillerden kasıt, İncil’dir.
“Dedi ki: Muhakkak ben size hikmeti” es-Süddî’ye göre nübüvveti
“getirdim.” İbn Abbâs ise. güzelliklere götüren, çirkinliklerden alıkoyan bilgiyi getirdim demektir, demiştir. İncil’i kastettiği de söylenmiştir. Bunu el-Kuşeyrî ve el-Maverdî zikretmişlerdir.
“Ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı şeyleri size açıklayayım diye geldim.” Mücahid dedi ki: Tevrat’ı değiştirmek gibi. ez-Zeccâc da şöyle demiştir: Anlam şudur: Ben size Tevrat’ı değiştirmek gibi hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bazı hususları İncil’de açıklayayım diye geldim.
Bir diğer açıklamaya göre: O kendilerine sordukları kadarıyla Tevrat hükümlerinden hakkında anlaşmazlığa düştükleri bazı hususları onlara açıklamıştır. Bununla birlikte haklarında kendisine soru sormadıkları bunların dışında birtakım şeyler hakkında anlaşmazlığa düşmüş olmaları da mümkündür.
Bir başka açıklamaya göre İsrailoğulları Mûsa (aleyhisselâm)’ın vefatından sonra dinleriyle ilgili birtakım hususlarda ve dünyalarını ilgilendiren birtakım meselelerde anlaşmazlığa düştüler, o da onları dinleri ile ilgili anlaşmazlığa düştükleri hususları açıkladı.
Ebû Ubeyde’nin benimsediği görüşe göre “bazı” burada “bütün” anlamındadır. Yüce Allah’ın:
“Size vaddettiğinin bir kısmı gelir, sizi bulur” (el-Mu’min, 40/28) âyetinde de “bazı: bir kısmı” böyledir. el-Ahfeş de Lebid’in (buna delil olarak) şu beyitini zikretmektedir:
“Beğenmedim mi yerleri hemen terkederim,
Ya da bazı canlar ölümü ile buluşur.”
Bilindiği gibi ölüm bazı canlarla buluşup, bazılarını terketmez. Ölüme de (beyitte geçen ve buluşur anlamı verilen fiil ile aynı kökten gelmek üzere)de denilir.
el-Mufaddal el-Bekrî de şöyle demiştir:
“Bir da Salebe b. Seyr (Seyyar)’ı soran bir kişi ki,
Halbuki el-aluk (çok yapışan yakayı bırakmayan ölüm) Salebe’ye yapışmış bulunuyor.”
Mukâtil dedi ki: Bu, yüce Allah’ın:
“Size haram olan bazı şeyleri size helal kılmak için geldim” (Al-i İmrân, 3/50) âyetini andırmaktadır. Bu da, Tevrat’ta haram kılınmış olup İncil’de helal kılınan şeyler demektir. Deve eti, her hayvanın iç yağı, cumartesi günü balık avlamak gibi.
“Artık Allah’tan korkun.” Şirkten sakının, yalnızca bir ve tek olarak Allah’a ibadet edin. Bunlar Îsa (aleyhisselâm)’ın söylediği sözler olduğuna göre o nasıl bir ilâh ya da bir ilahın oğlu olabilir?
“Ve” sizi kendisine davet ettiğim tevhid ve diğer hususlarda
“bana itaat edin.”