Hayır, onlar: “Biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz onların izinden gidiyoruz” dediler.
Diyanet Vakfı
Hayır! «Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» derler.
Kurtubi Tefsiri
Hayır, onlar: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve gerçekten biz onların izleri üzerinde doğruya erdirilmiş kimseleriz” dediler.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1- “Ümmet” Kelimesinin Anlamı:
“Bir din üzere” (âyetinde “din” anlamı verilen “ümmet” lâfzı) bir yol ve bir mezheb üzere, demektir. Bu açıklamayı Ömer b. Abdu’l-Aziz yapmıştır. O, Mücahid ve Katade elifi esreli olarak: diye okuyorlardı.
Ümmet tarikat (yol) demektir. el-Cevherî der ki: Esreli olarak “immet” nimet demektir. Aynı zamanda “ümmet’in de bir söyleyişidir. Bu da tarikat (yol) ve din demektir. Bu açıklama Ebû Ubeyde’den nakledilmiştir. Adî b. Zeyd de “nimet” anlamında kullanarak şöyle demiştir:
“Kurtuluş ve mülkten, bir de ümmet (nimet)den sonra,
İşte orada kabirler örttü onları.”
Bu da Cevherî’den başkalarından nakledilmiştir.
Katade ve Atiyye de “ümmet üzere” lâfzını din üzere diye açıklamışlardır. Kays b. el-Hatim’in şu beyiti de bu anlamdadır:
“Biz atalarımızın ümmeti (dini) üzere idik,
Zaten sonradan gelen önce gelene uyar.”
el-Cevherî dedi ki: Ümmet tarikat ve din demektir. “Filanın ümmeti yoktur” tabiri dini ve izlediği bir mezhep yoktur, demektir. Şair de şöyle demiştir:
“Hiç ümmet (din) sahibi bir kimse ile çokça kâfir olan birisi eşit olur mu?”
Mücahid ve Kutrub da: Din ve millet (şeriat) üzere, diye açıklamışlardır.
Kimi mushafta: “Onlar: Biz atalarımızı bir millet (din ve şeriat) üzere bulduk… dediler” şeklindedir.
Bu açıklamalar birbirine yakındır. el-Ferrâ’dan bir millet (din ve şeriat) üzere bir kıble üzere, diye açıkladığı nakledilmiştir. el-Ahfeş ise, istikamet (dosdoğru gidiş) üzere diye açıklamış ve en-Nabiğa’nın şu beyitini zikretmiştir:
“Yemin ettim artık senin için kuşkulanacak bir şey bırakmadım,
Hiç kendisi itaatkar olduğu halde dosdoğru giden bir kimse
(ümmet sahibi kimse) günah işler mi (yalan yemin eder mi?)”