Zimmet akdi yapılırsa, Müslümanların onları himaye etmeleri, savaşçıları ve zimmet ehlini korumaları gerekli olur. Çünkü ahdin yapılması onları muhafaza etmeyi gerekli kılar. Bu nedenledir ki Hz. Ömer, kendisinden sonraki halifeye şöyle vasiyet etmiştir: “Ona, Yüce Allah’ın ve O’nun Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in zimmeti altında kalanlara (zimmilere) karşı ahidleri üzere durmalarını, ardında bulunanlara karşı savaşmasını ve onların (zimmilerin) güçlerinin yetmeyeceği şeyleri kendilerine mükellef kılmamasını tavsiye ediyorum.”
Bir Müslüman bize gelip bir zimmi ile muhakeme olursa, aralarında (adaletle) hüküm vermemiz icap eder. Çünkü zimmi’yi, bir Müslümanın haksızlığına karşı muhafaza etmek durumundayız, Müslüman’ı da bir zimmi’nin haksızlığından dolayı muhafaza etmek zorundayız.
Şayet bir kısmı diğer kısmıyla muhakeme olur ya da birbirlerine haksızlık edecek olurlarsa, bu durumda hakim (yani kadı), onların arasında hüküm vermek yahut da onlardan yüz çevirmek hususunda muhayyerdir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir.” Çünkü aralarında hüküm verileceği vakit yalnız İslam ile hüküm verilebilir. Allah’u Teala şöyle buyurur: “Hükmettiğinde aralarında adaletle hükmet.” Şöyle de buyurmuştur: “(Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma.”