"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Vücuda alınan şeyler

Kişinin vücuduna giren her şey ya da kaçınılması mümkün olduğu hâlde kendi isteğiyle içine ulaştırılan ve sokulan şeyler orucu bozar. İster bunlar içinde kalsın, isterse geri çıkıp gelsin fark etmez. Bunu İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü oruçlu olduğu hâlde kendi isteğiyle onu içine (karnına, midesine vb.) ulaştırmış sayılır ki bu durumda orucunu bozmuş olur; tıpkı boğazına bir şeyi ulaştırmak gibi.
İmam Mâlik: Enfiyeyi boğazına çekmediği sürece onunla oruç bozulmaz. Göbek deliğinden ve cüfeden (karnın iç kısmına ulaşan çok küçük delikten) verilen ilaç orucu bozmaz, demiştir. İğne yaptırma hakkında ise ondan farklı görüş gelmiştir. Bu hususta, o iğneden bir şeyin boğaza kadar ulaşmayacağı ve dolayısıyla da bunun midesine ulaşmış sayılmayacağı gerekçesiyle hüküm verilmiştir.
Oraya ulaşacak olan şeyin “gıda” anlamı taşıması hasebiyle orucu bozmuş olacağı ve bunun, boğazına bir şeyi ulaştırmak gibi sayılmış olacağı şeklinde cevap verilmiştir.
Sürmeye gelince: Sürmenin tadı şayet boğazda hissedilecek olursa ya da oraya ulaştığı anlaşılırsa, bu orucu bozar. Buna benzer bir görüşü İmam Mâlik’in ashabı da ifade etmiştir. Çünkü ağızda kullanılması memnu olan o şeyi boğaza kadar ulaştırmış olmakla orucu bozulmuş olacaktır; sanki o sürmeyi burnundan içeri çekmiş gibi sayılmaktadır.
Ebu Hanife ve İmam Şâfiî ise sürmenin orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Çünkü Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) oruçlu olduğu hâlde sürme çekmiştir.”
Onların zikrettikleri bu hadisin sahih olmadığı şeklinde cevap verilmiştir. Nitekim Tirmizî de: “Bu babda Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sahih olarak bir şey gelmemiştir.” demiştir. Sonra Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu sürmesinin (mideye) ulaşmayan bir cins olduğuna hamledilmiştir.
Onların “Çünkü göze çekilen sürme mideye ulaşmaz.” sözlerine gelince, bu da doğru değildir. Çünkü sürmenin tadı boğazda hissedilebilmektedir.

Tükürüğü yutmak gibi kendisinden kaçınılması mümkün olmayan durumlar ise orucu bozmaz. Çünkü bundan sakınmak zordur. Yolun tozunu yutmak da böyledir.
Şayet tükürüğü ağzından çıkarıp atacak olur da ardından onu tekrar (ağzına alıp) yutacak olursa ya da başkasının tükürüğünü yutacak olursa, orucu bozulur. Çünkü o tükürüğü dışarıdan almak şekliyle yutmuş olur ki bu hâliyle başkasının tükürüğünü yutmuş gibi sayılır.

Ağzından kan akacak olur, ağzına kusmuk gelir veyahut kusacak olursa, bunlar az dahi olsalar yutulması hâlinde oruç bozulur. Çünkü ağız zahir hükümde demektir. Aslolan ise ağızdan vasıl olan iftarın meydana gelmesidir (yani bu şekilde orucun bozulmasıdır). Ancak kendisinden sakınılması güç olduğu için tükürük affedilmiştir. Ancak bunun dışında kalanlar asla tabi olur.

Mazmaza (ağza su alıp tükürmek) –ihtilafsız olarak– orucu bozmaz. İster abdest alırken olsun, ister başka bir şeyde olsun fark etmez. Abdest alırken kasıt olmadan, aşırıya/israfa da kaçmadan mazmaza ya da istinşak yapsa ve suyu boğazına kaçırsa, buna bir şey lazım gelmez.
Bunu, Evzâî, İshak ve iki görüşünden birisine göre İmam Şâfiî söylemiştir. İmam Mâlik ve Ebu Hanife ise orucu bozulur, demişlerdir. Çünkü o kişi oruçlu olduğunu bildiği hâlde suyu midesine ulaştırmış sayılır; bu şekilde de –sanki bilerek suyu içmiş gibi– orucunu bozmuş olur.
Buna ise suyu boğazına kasıt olmadan ve aşırıya da kaçmadan ulaştırmış olacağı, bunun ise tıpkı havada uçan bir sineğin oruçlunun boğazına girmesi gibi bir anlama gelmiş olacağı, zira bu şekilde de onun (bozma gibi bir) kasdının olmayacağının anlaşılmış olacağı şeklinde cevap verilmiştir.

Ama aşırıya (israfa) kaçar ve üçten fazla su alır yahut da buruna mübalağa ile su alacak olursa, bu durumda mekruh bir amelde bulunmuş olur. Çünkü bu noktada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Kays b. Sabra’ya şunu söylemiştir: “Oruçlu olmadığın zaman istinşak yaparken mübalağaya kaç.”
Çünkü kişi su alırken mübalağa yapınca, onu boğazına kaçırmakla da karşı karşıya gelmiş olacaktır.
Peki, boğazına su ulaşmış olursa, orucu bozulur mu? Bu konuda iki görüş gelmiştir:

Bu durumda orucu bozulur. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), orucu korumak amacıyla burada suyu mübalağa ile kullanmaktan menetmiştir. Bu da orucu bozacağına işaret eder. Zira yasak olan bir amel ile bu (su) ulaşmış olacağından, sanki bunu kasten bozmuş gibi addedilir.
Orucu bozulmaz. Çünkü su kasıt olmadan oraya ulaşmıştır ve tıpkı unun elenmesi hâlinde tozunun boğaza gitmesine benzer.
Bir kimsenin dişleri arasında yemek kırıntıları kalmış olursa, iki durum söz konusu olur:

Birincisi: Bu kırıntıların dile gelmeyecek kadar az olması ki bu durumda orucu bozmaz. Çünkü bundan kaçınmak güçtür ve tükürüğe benzer. İbn Münzir, ilim ehlinin bu noktada icma hâlinde olduklarını belirtmiştir.

İkincisi: Bu kırıntıların dile gelecek kadar büyük olması ki bu durumda ağzında kalmış olmasıyla bir şey olmaz. Ancak onu kasten yutacak olursa, ilim ehlinin çoğunluğuna göre orucunu bozmuş olur. Çünkü böyle olunca, bir tür yemek anlamına gelmiş olması ve oruç olduğunu bildiği hâlde kendi iradesiyle ağzında onu çiğnemesine imkân vermesiyle –sanki yemek yemeye başlamış kimse gibi– orucunu bozmuş olacaktır.
Ebu Hanife ise onun orucunun bozulmayacağını ifade etmektedir. Çünkü yemek yediği o iri kırıntı parçalarının dişleri arasında mutlaka kalmış olabileceğini ve bundan sakınılmasının ise güç olacağını, dolayısıyla da bir tür yutulan tükürük gibi bir hükme tâbi olacağını ifade etmiştir.
Yutulan tükürüğün, iri kırıntı parçalarıyla aynı konumda olmasının mümkün olmayacağı; mesela balgam çıkarması durumunda, o balgamla bütün tükürüğü çıkartmış sayılmayacağı şeklinde cevap verilmiştir.

Şayet tenasül uzvuna ilaç damlatacak olursa, bu mesanesine ulaşsa da ulaşmasa da orucu bozulmaz. Bunu Ebu Hanife söylemiştir. Çünkü bu şekilde midesine ulaşmış sayılmaz. Dolayısıyla orada kalıp da midesine ulaşmamış olmasıyla, onun orucunu bozmamış olur. Mesela bir ilacı ağzına alıp ama onu yutmamak gibidir.
İmam Şâfiî ise bunun orucu bozacağını belirtir. Çünkü vücudunun içine onu sokup ulaştırmış demektir ve dolayısıyla da -midesine ulaştırılmış bir ilaç gibi- orucunu bozmuş sayılır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hacamat/,https://kutsalayet.de/open-kimsenin-menisinin-gelmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız