"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Üzerine Cuma farz olduğu halde, İmam’dan önce öğle namazı kılan kişi

Üzerine Cuma farz olan kimsenin -imam Cuma’yı kıldırmadan önce- öğle namazı kılması sahih olmaz. Cuma’ya gitmesi halinde namaza kavuşmuş olacağını zannederse hemen Cuma’ya gitmelidir, aksi halde imamın Cuma’yı kıldırıp bitirdiğini kesin olarak bilmelidir ki, peşine öğle namazını kılabilsin. Bu, İmam Malik, Sevri ve yeni görüşüne göre İmam Şafii’nin kavlidir. Çünkü bu kimse, muhatap olmadığı bir namazı kılmış ve muhatap olduğu namazı da terk etmiştir. Onun için -tıpkı ikindi yerine öğle namazını kılan kimse gibi- bu namazı sahih olmaz. Zira onun Cuma namazı ile muhatap (sorumlu) olduğunda şüphe yoktur. Nitekim buna nas (Kur’an ve Sünnet) ve icma delalet eder. Cuma’yı terk etmesiyle ve Cuma’ya gitmemesiyle günaha girmiş olacağında hilaf yoktur. Bundan anlaşılan şudur ki; o gün o, öğle ile muhatap (sorumlu) değildir. Çünkü bir vakit içerisinde iki namazla sorumlu değildir. Bunun yanında -öğle namazını kılsa dahi- Cuma’yı terk etmesi sebebiyle günahkar olmuştur. Buna karşılık Cuma’yı kılıp, öğleyi de terk etmekle -icmaen- günahkar olmamaktadır. Öyleyse vacip olan; terk edildiği vakit günaha girilmeyeni yapmak, günaha sokacak şeyden kaçınmaktır.

Ebu Hanife ve eski görüşüne göre İmam Şafii şöyle demiştir: İmamın Cuma namazından önce, onun öğle namazını kılması sahihtir. Çünkü öğle namazı, vakit içerisinde yerine getirilen bir fariza iken, Cuma namazı da bu namazın yerine bedel olarak gelmiştir. Öyleyse ne zaman ki öğle kılınmış olsa bu durumda -diğer günlerde olduğu gibi- aslı yerine getirmiş ve yeterli gelmiş sayılır.

Önceki bilgilerle bu görüşe karşı cevap verilmiştir. Onların: “Öğle namazı, vakit içerisinde yerine getirilen bir farizadır.” sözleri, doğru değildir. Çünkü eğer bu asıl olsaydı, o zaman (Cuma günü) öğleyi de kılmak farz olurdu ve öğle terk edildiği için günaha da girilmiş olurdu. Bunun yanında Cuma namazı kılmak mümkün olduğu halde, öğle namazının kılınması caiz olmazdı. Çünkü bedele, sadece bedel olunan şey imkansız hale geldiği vakit dönülebilir.

Ebu Hanife şöyle demiştir: Bu durumda onun Cuma’ya gitmesi gerekir. Şayet Cuma’ya gidecek olursa öğle namazını bozmuş olur, eğer gitmeyecek olursa öğleni kılması yeterli gelir.

“Öğle namazının, şayet sahih olmasıyla -diğer namazlarda olduğu gibi- Cuma’ya gitmesiyle onu bozmuş olmayacağı” şeklinde cevap verilmiştir. Şayet sahih kılmış olursa, bu durumda Cuma’dan dolayı zimmeti beri olur ve onun yerine kıldığı o farzı düşürmüş olur.

Ama Cuma’yı kaçırmış olsa bu durumda öğle namazına dönüşür. Çünkü Cuma’nın kazası mümkün değildir, zira Cuma, ancak şartlarıyla sahih olabilmektedir. Bu namazın kazası olmadığı içindir ki, Cuma kaçırıldığı zaman artık öğle namazı, dönüş yapmış olur. İşte bu da bedel olma halidir.

Yolcu, köle, kadın, hasta ve diğer özrü bulunan ve üzerine Cuma kılmak farz olmayanlara gelince, bunlar -ilim adamlarının çoğunluğunun görüşüne göre- imam Cuma’yı kıldırmadan önce öğleyi kılabilirler. Çünkü Cuma ile sorumlu değillerdir ve -Cuma yerine çok uzak bulunan kimsenin durumu gibi- onların da öğle namazını kılmaları sahih olur.

Ebubekir b. Abdulaziz ise; İmamdan önce öğleyi kılmak sahih olmaz. Çünkü özrün devam edeceği kesinlik bildirmemektedir, demiştir.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa kadına gelince; onun özrü devam eder, bu malumdur. Kadının dışındakine gelince; açık olan özrünün kaldığıdır, aslolansa özrünün devam ettiğidir. Teyemmüm alan kişinin ilk vakit içerisinde namaz kılması, buna aşikar bir örnek teşkil etmektedir.

Daha faziletli olan, imam Cuma’yı kıldırdıktan sonra onların öğleyi kılmalarıdır. Çünkü bu durumda ihtilaftan çıkılmış olur. Bir de muhtemelen özürleri gidebilir ve bu gerekçeyle Cuma’ya da yetişme imkanı bulabilirler.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yolcuya-koleye-ve-kadina-cuma-yoktur/,https://kutsalayet.de/cumaya-gelenin-gusul-almasi-ve-koku-surmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız