"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ümmü Veled

Mülkünde bulunduğu halde efendisinden çocuğu olan kadındır. Her durumda efendinin mülkünde olduğu halde hamile kalıp doğan çocuk annesine (cariyeye) ilhak olur. Çocuk, hür olur ve velası da efendiye aittir. O zaman bu cariye, ümmü veled halini almış olur.

Cariye efendisinden hamile kalır ve çocuğu doğuracak olursa, o vakit cariye hakkında doğum hükmü sabit olur. Söz konusu hükmü ise efendisiyle cima etmesinin helal oluşu, ona hizmet etmesini istemesi, kazancına malik olması, onu evlendirmesi, kiraya vermesi, azad etmesi, sadece onu ve avretini teklif etmesi noktasındaki diğer cariyelerin hükmü gibi kabul edilir. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. İmam Malik’ten ise onu kiraya vermeye ve evlendirmeye malik olamayacağı görüşü nakledilmiştir.

Sadece cariye, efendisinin ölümü akabinde anaparadan olmak üzere azad olacağı hükmü farklı gelmiştir. Zira onun satışı caiz olmadığı gibi, hibe ve vakıf gibi mülkün intikal ettiği şeylerde onun hakkında tasarrufu da yoktur. Buna ek olarak, -rehin gibi- alışverişin kasdedilmediği şeylerde de durum böyledir. Bu cariye, varis de olamaz; çünkü efendinin ölümünden sonra azad olmaktadır.

Başkasının cariyesiyle evlenecek olur, ondan bir çocuğu olur veya onu hamile bırakır sonra alışveriş veya başka şeyle ona malik olursa, bundan dolayı o ümmü veled’e dönüşmez. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.

İmam Ahmed’den olmak üzere İbn Ebu Musa’nın naklettiğine göre bu cariye her iki halde de ümmü veled’e dönüşür. Bu ise el-Hasen ve Ebu Hanife’nin kavlidir. el-Muvaffak der ki: Doğurmasından sonra ona malik olmuş olacağı bu husus hakkındaki görüşün İmam Ahmed’den geldiğini bulamadım. Ondan nakledilen sadece bu noktada tevakkuf ettiğidir. Eğer hamile iken ona malik olursa, işte İmam Ahmed (r.h.)’ın kelamının zahirinden anlaşılanda budur. Çünkü mülkünde olduğu halde o cariyeden çocuk olmuştur, bu yönüyle mülkünde iken onu hamile bırakmasına benzer.

Şüphesiz İmam Ahmed, açıkçası İshak b. Mansur naklini ortaya koyarak bu durumda o cariyenin ümmü veled olamayacağını belirtmiştir, hatta hamile olacağı ortaya çıkmış olsa dahi durum böyledir… Zira hür olduğuna dair bir bağ yoktur, öyleyse doğumu isteme hükmü de cariye için sabit olmaz. Sanki cariye ile zina etmesi ardından da onu satmasına benzer. Bu gösteriyor ki cariyenin efendisinden hamile kalmış olması, çocuğun hür oluşunu ifade ediyor; dolayısıyla onun hür olmadığını ifade etmemesi daha öncelikli sayılmış olur.

el-Haraki ise bu durumdaki cariyenin şu üç şarttan dolayı ümmü veled’e dönüşmüş olacağını zikreder:

Efendisinden dolayı çocuğun hür olduğuna dair bir bağın olması.
Mülkünde olduğuna dair bir bağın olması.
Cariyenin o yavrusunun (kesin hayatta olduğuna dair) bir şeyini ibraz etmiş olması.
Ümmü veled (efendinin sahip olduğu) anaparadan olmak üzere azad olur, bundan başka bir şeye malik değilse de durum yine aynıdır. el-Muvaffak (İbn Kudame) der ki: Bu, ümmü veled olanların azad olduklarını kabul eden herkesin kavlidir. Bu noktada aralarında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Efendisi dışında olan kocasından veya başkasından olmak üzere cariyenin doğum hükmünün sabit olmasından sonra ümmü veled eğer doğum yapacak olursa, bu durumda çocuğunun hükmü, efendisinin ölümü akabinde azad olma yönüyle cariyenin hükmüyle aynıdır. Cariye hakkında caiz olan tasarruf çocuğu hakkında da caiz olur ve yine cariyeye engel/yasak olan şeyler ona da yasak olur.

Ümmü veled eğer efendisinin ölümü sonrasında azad olursa, o vakit elinde ne varsa efendisinin varislerine kalır. Eğer efendisi, elinde kalacak olanları cariyeye vasiyet bırakırsa, o zaman üçte birlik miktarı aşması halinde ona ait olur, üçte birden fazlası ise veresenin icazeti üzere bekletilir. Ümmü veled’e vasiyet bırakmak caizdir. Çünkü o, vasiyetin kendisine tevdi edilmesi anında hürdür ve bu açıdan adamın karısına veya diğer hür kadınlara benzemektedir. Başkası hakkında adalet, akıl sahibi olmak ve diğer şartlar gibi vasiyetin sahihliği noktasında itibar edilecek bu şeylerin aynısı ona bırakılan vasiyetin sıhhati noktasında da geçerlidir.

Ümmü veled’e atılan kazif (zina iftira) suçundan dolayı had cezası yoktur. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. İmam Ahmed’den aktarıldığına göre ise bu durumda ona had cezası vardır. Ama birinci görüş daha doğrudur. Zira ümmü veled bir cariyedir ve birçok hükümde diğer cariyelerle aynıdır; öyleyse bu, had cezasında daha öncelikli olur. Allah, en iyisini bilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mukatep-kolenin-satisi/,https://kutsalayet.de/takman-atesli-hastalik-uzerine-buyu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız