O hâlde kâfirlere mühlet ver; onlara az bir süre mühlet tanı.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-mehhili (öyleyse mühlet ver) el-kafirine (kâfirlere) emhilhum (mühlet ver onlara) ruveyda (biraz)
Mukatil Tefsiri
Müşrikler, Peygamber’in işinin günden güne büyüdüğünü ve özellikle Ömer b. Hattab’ın iman etmesinden sonra Müslümanların güç kazandığını görünce birbirlerine: “Muhammed’in işi her gün artıyor, bizim durumumuz ise zayıflıyor. Taraftarları çoğalıyor. Sonunda bize üstün gelecek ve bizi yurdumuzdan çıkaracak.” dediler. Bunun üzerine Dârünnedve’de toplandılar. Toplantıya Utbe b. Rebîa, Ebû Cehil b. Hişâm, Velîd b. Muğîre, Ebû Buhturî b. Hişâm ve Amr b. Umeyr b. Mes‘ûd es-Sekafî katıldı. İblis de yaşlı bir adam kılığına girerek onların arasına girdi. Ona kim olduğunu sorduklarında, Tihâme halkından olmadığını, Ezd kabilesinden veya Necid tarafından gelen bir adam olduğunu, Yemen’den Irak’a giderken kendilerini görüp dinlenmek ve konuşmalarını dinlemek istediğini söyledi. Bunun üzerine onu içeri aldılar.
Ebû Cehil: “Dinimizi terk eden, ilahlarımıza söven ve bizi başka bir dine çağıran bu adam hakkında ne düşünüyorsunuz?” diyerek görüş istedi. Amr b. Umeyr, Peygamber’in develere bindirilip Harem bölgesinden çıkarılmasını teklif etti. İblis bu görüşü reddederek onun başka kabileleri etrafında toplayıp geri döneceğini söyledi. Daha sonra Ebû Buhturî, bir eve kapatılıp ölümünün beklenmesini teklif etti. İblis bunu da reddetti ve kavminin onu kurtarmak için savaşacağını söyledi.
Sonunda Ebû Cehil şöyle dedi: “Kureyş’in her kolundan birer adam seçelim, ellerine kılıç verelim ve hep birlikte onu öldürelim. Böylece Hâşimoğulları bütün Kureyş’e karşı savaşamaz. Diyetini de öderiz.” İblis bu görüşü beğendi ve: “Genç adam doğru söyledi.” dedi. Bunun üzerine hepsi Peygamber’i öldürme kararı üzerinde birleştiler.
Bu durumu amcası Ebû Tâlib duydu. Ancak Peygamber’in korkup kaçmasından çekindiği için hemen haber vermedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: “Yoksa onlar bir iş mi kararlaştırdılar? Şüphesiz biz de kararlaştırıyoruz.” (Zuhruf 79). Yani onlar Muhammed’i öldürmek için karar aldılar, Allah da Bedir’de onların öldürülmesini takdir etti. Yine: “Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşürülecek olanlar inkâr edenlerdir.” (Tûr 42) buyurdu. Ardından da: “Şüphesiz onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de bir tuzak kuruyorum. O hâlde kâfirlere mühlet ver; onlara biraz süre tanı.” buyurdu.
Ebû Tâlib duyduklarını Peygamber’e anlattı ve: “Ey kardeşimin oğlu! Bu fısıldaşmalar nedir?” dedi. Peygamber: “Amca, Kureyş’in ne yapmak istediğini biliyor musun?” diye sordu. Ebû Tâlib: “Evet, duyduğumu duydum.” dedi. Peygamber: “Evet.” buyurdu. Ebû Tâlib: “Peki bunu sana kim haber verdi?” diye sorunca, Peygamber: “Rabbim haber verdi.” dedi. Bunun üzerine Ebû Tâlib şöyle dedi: “Ey kardeşimin oğlu! Vallahi senin üzerinde seni koruyan bir gözetici vardır. Sana emredileni yapmaya devam et. Senin için hiçbir eksiklik ve ayıplanacak bir durum yoktur.” dedi.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Kâfirlere mühlet ver ve onların üzerine acele etme. “Onlara az bir süre mühlet tanı” buyruğu ise, onlara kısa bir zaman mühlet ver ve üzerlerine azabın ineceği belirlenmiş vakte kadar onları beklet demektir. Tevil ehli de bu konuda bizim söylediğimiz anlamda açıklama yapmıştır.
İbn Abbas, “Onlara az bir süre mühlet tanı” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Yakın bir süre demektir.” Katâde şöyle demiştir: “Ruveyden, az demektir.” İbn Zeyd ise, “Kâfirlere mühlet ver; onlara az bir süre mühlet tanı” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Onlara mühlet ver, üzerlerine acele etme; onları bırak.” Sonra Allah onlardan intikam almak isteyince Peygamberine onlarla cihad etmeyi, savaşmayı ve onlara karşı sert davranmayı emretmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…