Ali b. İbrahim’in, Abbas b. Ma‘rûf’tan, onun İbn Ebi Necran’dan, onun Hammâd b. Osman’dan, onun Abdurrahim b. Atîk el-Kasîr’den rivayet ettiğine göre Abdurrahim şöyle dedi:
Abdülmelik b. A‘yen vasıtasıyla Ebu Abdullah’a bir mektup yazdım ve şöyle dedim:
“Irak’ta bazı topluluklar Allah’ı suret ve şekil ile niteliyorlar. Eğer uygun görürseniz, Allah beni size feda etsin, bana tevhid konusunda doğru görüşü yazınız.”
Bunun üzerine bana şu cevabı yazdı:
“Allah sana rahmet etsin. Tevhid ve senden öncekilerin benimsediği görüşler hakkında soru sordun. Kendisine hiçbir şey benzemeyen Allah ne yücedir. ‘Hiçbir şey O’nun benzeri değildir. O hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir.’ (Şûrâ 11) Allah’ı yaratılmışlarına benzeten ve Allah adına yalan uyduran müşebbihelerin nitelemelerinden Allah münezzehtir. Allah sana rahmet etsin; bil ki tevhid konusunda doğru yol, Aziz ve Celil olan Allah’ın sıfatları hakkında Kur’an’ın getirdiği yoldur. Bu sebeple Allah’tan hem yokluğu hem de yaratılmışlara benzetilmeyi uzak tut. Ne bütünüyle inkâr et ne de benzetmeye sap. O, varlığı sabit ve mevcut olan Allah’tır. Allah, O’nu niteleyenlerin nitelemelerinden yücedir. Kur’an’ın sınırlarını aşmayın; aksi takdirde açıklık geldikten sonra sapıklığa düşersiniz.”