Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da Muhammed b. İsmail’den, o da İsmail es-Serrâc’dan, o da İbn Müskân’dan, o da Sâbit b. Saîd’den rivayet etti. Sâbit şöyle dedi:
Ebû Abdullah şöyle buyurdu:
“Ey Sâbit! Sizin insanlarla ne işiniz var? İnsanları kendi hâllerine bırakın ve hiç kimseyi kendi görüşünüze çağırmayın. Allah’a yemin ederim ki göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Allah’ın sapmasını istediği bir kula hidayet vermek için toplansalar buna güç yetiremezler. Yine göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Allah’ın hidayetini istediği bir kulu saptırmak için toplansalar buna da güç yetiremezler.
İnsanları kendi hâllerine bırakın. Hiç kimse ‘Bu benim amcamdır, kardeşimdir, amcamın oğludur veya komşumdur.’ demesin. Çünkü Allah bir kul hakkında hayır dilediğinde onun ruhunu arındırır. Böylece o kimse herhangi bir iyiliği işittiğinde onu tanır ve herhangi bir kötülüğü işittiğinde onu reddeder. Sonra Allah onun kalbine öyle bir söz bırakır ki onun bütün işlerini onunla bir araya getirir ve düzene koyar.”