"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Etiket: Kafi Tevhid 32

Kafi 417

Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Hüseyin’den, o da Ebû Şuayb el-Mehâmilî’den, o da Dürüst b. Ebî Mansûr’dan, o da Büreyd b. Muâviye’den, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu:

“Allah’ın yaratıkları üzerindeki hakkı, onların kendiliklerinden O’nu tanımaları değildir. Yaratıkların Allah üzerindeki hakkı ise, Allah’ın kendisini onlara tanıtmasıdır. Allah kendisini onlara tanıttığında, artık Allah’ın onlar üzerindeki hakkı bunu kabul etmeleridir.”

Kafi 418

Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da Haccâl’den, o da Sa‘lebe b. Meymûn’dan, o da Abdüla‘lâ b. A‘yen’den rivayet etti. Abdüla‘lâ şöyle dedi:

Ebû Abdullah’a:

“Bir şeyi bilmeyen kimsenin üzerinde herhangi bir sorumluluk var mıdır?” diye sordum.

Şöyle buyurdu:

“Hayır.”

Kafi 419

Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da İbn Faddâl’dan, o da Dâvûd b. Ferkad’dan, o da Ebü’l-Hasan Zekeriyyâ b. Yahyâ’dan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu:

“Allah’ın kullardan gizlediği şeyler, onlar hakkında kaldırılmıştır.”

Kafi 420

Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed b. Hâlid’den, o da Ali b. Hakem’den, o da Ebân el-Ahmer’den, o da Hamza b. Tayyâr’dan rivayet etti. Ebû Abdullah bana şöyle buyurdu:

“Yaz.”

Ben de yazdım. Bana şu sözleri dikte etti:

“Bizim sözlerimizden biri şudur: Allah, kullarına verdiği ve tanıttığı şeylerle onlara karşı hüccet getirir. Sonra onlara bir peygamber gönderir ve üzerlerine bir kitap indirir. O kitapta emirler ve yasaklar koyar. Orada namazı ve orucu emretmiştir. Bununla birlikte Resûlullah bir vakit namaz hakkında uyuyakalmıştı. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu:

‘Seni uyutan da benim, uyandıran da benim…’”

Ebû Abdullah bana: “Yaz.” buyurdu. Ben de yazdım. Bana şu sözleri dikte etti:

“Bizim görüşlerimizden biri şudur: Allah, kullarına verdiği ve kendilerine tanıttığı şeylerle onlara karşı hüccet getirir. Daha sonra onlara bir peygamber gönderir ve üzerlerine bir kitap indirir; o kitapta emirler ve yasaklar koyar. Orada namazı ve orucu emretmiştir. Resûlullah bir vakit namaz hakkında uyuyakaldığında Allah ona: ‘Seni uyutan da benim, seni uyandıran da benim. Kalk ve namazını kıl ki insanlar başlarına böyle bir durum geldiğinde nasıl davranacaklarını öğrensinler. İş, onların söylediği gibi değildir; bir kimse namazı uyku sebebiyle kaçırınca helâk olmuş olmaz.’ buyurdu. Oruç da böyledir. ‘Seni hasta eden de benim, sana şifa veren de benim. Şifa verdiğim zaman orucunu kaza et.’ buyurdu.”

Daha sonra Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Bütün işlere baktığında hiç kimsenin kaçınılmaz bir çıkmaz içinde bırakılmadığını görürsün. Herkes hakkında Allah’ın bir hücceti vardır ve her şeyde Allah’ın bir meşîeti bulunmaktadır. Ben insanların diledikleri her şeyi yaptıklarını söylemiyorum. Allah hidayet eder de saptırır da. İnsanlara ancak güçlerinin yettiği şeyler emredilmiştir. İnsanların yapmakla emredildiği her şey onların güç yetirebildiği şeylerdir. Güç yetiremedikleri şeyler ise onlardan kaldırılmıştır. Fakat insanlarda hayır azdır.”

Daha sonra şu ayetleri okudu:

“Zayıflara, hastalara ve harcayacak bir şey bulamayanlara bir günah yoktur…” (Tevbe 91)

ve

“İyilik yapanlara karşı bir yol yoktur. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.” (Tevbe 91)

ve

“Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde…” (Tevbe 92)

Sonra şöyle buyurdu:

“Bu yükümlülük onlardan kaldırılmıştır; çünkü imkân bulamamışlardır.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafi-419/,https://kutsalayet.de/kafi-421/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız