"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Etiket: Kafi Tevhid 29

Kafi 406

Ali b. Esbât şöyle dedi:

Ebü’l-Hasan er-Rızâ’ya istitaat (güç yetirebilme) hakkında sordum. Şöyle buyurdu:

“Kul ancak dört özellik bulunduğunda bir işi yapmaya güç yetirebilir: Yolunun açık olması, bedeninin sağlıklı olması, organlarının sağlam olması ve Allah tarafından gelen bir sebebin bulunması.”

Ben:

“Size feda olayım, bunu bana açıklayın.” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Kulun yolu açık, bedeni sağlıklı ve organları sağlam olur; zina etmek ister fakat bir kadın bulamaz. Daha sonra o kadını bulur. İşte bu durumda ya Yusuf’un yaptığı gibi nefsini korur ve uzak durur ya da kendi isteğiyle onu serbest bırakır ve zina eder. Böylece zina eden biri olarak isimlendirilir. Bu durumda Allah’a zorlanarak itaat etmiş olmadığı gibi, Allah’a galip gelerek de isyan etmiş değildir.”

Kafi 407

Muhammed b. Yahyâ ve Ali b. İbrahim, Ahmed b. Muhammed’den, o da Ali b. Hakem ve Abdullah b. Yezîd’den, onlar da Basralı bir adamdan rivayet ettiler. O kişi şöyle dedi:

Ebû Abdullah’a istitaat hakkında sordum. Bana:

“Henüz meydana gelmemiş bir şeyi yapmaya güç yetirebilir misin?” dedi.

“Hayır.” dedim.

“Peki meydana gelmiş olan bir şeyi ortadan kaldırmaya güç yetirebilir misin?” dedi.

“Hayır.” dedim.

Bunun üzerine Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Öyleyse ne zaman güç yetirebiliyorsun?”

Adam:

“Bilmiyorum.” dedi.

Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

“Allah bir topluluk yaratmış ve onların içine güç yetirebilme aracını yerleştirmiştir; fakat işi bütünüyle onlara bırakmamıştır. Bu sebeple onlar, fiili gerçekleştirdikleri anda ve fiille birlikte onu yapmaya güç yetirirler. O fiili yaptıkları zaman, fiille birlikte güç sahibidirler. Fakat o fiili gerçekleştirmediklerinde, Allah’ın mülkünde yapmadıkları bir fiili yapmaya güç yetiremezler. Çünkü Allah Azze ve Celle, kendi mülkünde herhangi bir kimsenin kendisine karşı koyabileceğinden çok daha yücedir.”

Basralı adam:

“Öyleyse insanlar zorlanmış (mecbur bırakılmış) mıdır?” dedi.

Buyurdu:

“Eğer zorlanmış olsalardı mazur sayılırlardı.”

Adam:

“Öyleyse iş bütünüyle onlara mı bırakılmıştır?” dedi.

Buyurdu:

“Hayır.”

Adam:

“Öyleyse durumları nedir?” dedi.

Buyurdu:

“Allah onların yapacakları fiili bilmiş ve içlerine o fiili gerçekleştirecek aracı yerleştirmiştir. O fiili yaptıklarında, fiille birlikte ona güç yetiren kimseler olurlar…”

Basralı adam bunun üzerine şöyle dedi:

“Şahitlik ederim ki bu haktır ve siz nübüvvet ve risalet ehli olan Ehl-i Beyt’siniz.”

Kafi 408

Muhammed b. Ebî Abdullah, Sehl b. Ziyâd’dan; Ali b. İbrahim de Ahmed b. Muhammed’den; Muhammed b. Yahyâ da Ahmed b. Muhammed’den; onların hepsi Ali b. Hakem’den, o da Sâlih en-Nîlî’den rivayet etti. Sâlih şöyle dedi:

Ebû Abdullah’a:

“Kulların herhangi bir güç yetirebilmesi (istitaati) var mıdır?” diye sordum.

Şöyle buyurdu:

“Bir fiili yaptıkları zaman, Allah’ın içlerine yerleştirdiği istitaat ile onu yapmaya güç yetirmiş olurlar.”

Ben:

“Bu istitaat nedir?” diye sordum.

Buyurdu:

“Bu, araçtır. Mesela zina eden kimse, zina ettiği anda zinaya güç yetiren biridir. Eğer zinayı terk eder ve zina etmezse, onu terk ettiği anda da terk etmeye güç yetiren biri olur.”

Sonra şöyle buyurdu:

“Fiilden önce onun için az veya çok herhangi bir istitaat yoktur. Ancak fiil ile birlikte ve terk ile birlikte güç yetiren olur.”

Ben:

“Öyleyse Allah onu neye dayanarak cezalandırır?” diye sordum.

Buyurdu:

“Kesin hüccet ve onların içine yerleştirdiği araç sebebiyle. Allah hiç kimseyi kendisine isyan etmeye zorlamamıştır. Hiç kimse için küfrü kesin ve kaçınılmaz bir irade ile istememiştir. Fakat kişi küfre düştüğü zaman, onun küfre düşmesi Allah’ın iradesi dâhilindedir. Onlar Allah’ın iradesi ve ilmindedirler; Allah onların hayırdan yana olmayacaklarını bilmektedir.”

Ben:

“Yani Allah onların küfre düşmesini mi istedi?” diye sordum.

Buyurdu:

“Ben böyle söylemiyorum. Ben ancak şunu söylüyorum: Allah onların küfre düşeceklerini bildiği için, bu bilgisine uygun olarak küfrün meydana gelmesini irade etmiştir. Bu, kesin ve zorlayıcı bir irade değildir; tercih etmeye dayalı bir iradedir.”

Kafi 409

Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da Hüseyin b. Saîd’den, o da ashabımızdan bazılarından, o da Ubeyd b. Zürâre’den rivayet etti. Ubeyd şöyle dedi:

Hamza b. Humrân bana şöyle anlattı:

Ebû Abdullah’a istitaat hakkında sordum; bana cevap vermedi. Daha sonra tekrar huzuruna girdim ve:

“Allah seni ıslah etsin. Bu mesele hakkında kalbime bir şey düştü; onu ancak senden işiteceğim bir söz giderebilir.” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Kalbinde bulunan şey sana zarar vermez.”

Ben dedim ki:

“Allah seni ıslah etsin. Ben şöyle söylüyorum: Allah Tebâreke ve Teâlâ kullarına güç yetiremeyecekleri şeyi yüklememiştir; onlara ancak güçlerinin yeteceği şeyi yüklemiştir. Onlar da bu işlerden hiçbirini Allah’ın iradesi, meşîeti, kazası ve kaderi olmaksızın yapamazlar.”

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“İşte bu, benim ve atalarımın üzerinde bulunduğu Allah’ın dinidir.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafi-408/,https://kutsalayet.de/kafi-410/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız