Muhammed b. Ebi Abdullah’ın, Muhammed b. İsmail el-Bermekî’den, onun Ali b. Abbas el-Harâzînî’den, onun Hasan b. Râşid’den, onun Yakub b. Cafer el-Ca‘ferî’den rivayet ettiğine göre Ebu İbrahim şöyle buyurdu:
Onun yanında, Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın dünya semasına indiğini ileri süren bir topluluktan söz edildi.
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Şüphesiz Allah ne iner ne de inmeye ihtiyaç duyar. Yakınlık ve uzaklık bakımından O’nun nazarında her şey eşittir. Yakın olan O’ndan uzaklaşmış değildir, uzak olan da O’na yaklaşmış değildir. O hiçbir şeye ihtiyaç duymaz; aksine her şey O’na muhtaçtır. O lütuf ve ihsan sahibidir. ‘O’ndan başka ilah yoktur; O Azîz’dir, Hakîm’dir.’ (Bakara 129, Âl-i İmrân 6)
Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın indiğini söyleyenler, O’nu eksilme veya artma ile niteleyen kimselerdir. Hareket eden her şey, kendisini hareket ettirecek bir şeye veya onunla hareket edeceği bir şeye muhtaçtır. Allah hakkında böyle zanlara kapılan kimse helâk olur.
O hâlde Allah’ın sıfatları konusunda dikkatli olun. Sakın O’na eksiklik, fazlalık, hareket, hareket ettirilme, yer değiştirme, indirilme, ayağa kalkma veya oturma gibi şeylerle sınır çizmeyin. Çünkü Allah Azze ve Celle, vasfedenlerin sıfatlarından, niteleyenlerin nitelemelerinden ve vehmedenlerin vehimlerinden yücedir.
‘Azîz ve Rahîm olana tevekkül et; O ki seni kıyam ettiğin zaman da görür, secde edenler arasındaki dönüp dolaşmanı da görür.’ (Şuarâ 217-219)”