"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Etiket: Kafi Tevhid 11

Kafi 285

Ali b. İbrahim’in, Muhammed b. Hâlid et-Tayâlisî’den, onun Safvân b. Yahyâ’dan, onun İbn Miskân’dan, onun da Ebu Basîr’den rivayet ettiğine göre Ebu Basîr şöyle dedi:

Ebu Abdullah’ın şöyle buyurduğunu işittim:

“Aziz ve celil olan Allah, Rabbimiz daima vardı. İlim O’nun zâtıydı, fakat bilinen bir şey yoktu. İşitme O’nun zâtıydı, fakat işitilen bir şey yoktu. Görme O’nun zâtıydı, fakat görülen bir şey yoktu. Kudret O’nun zâtıydı, fakat kudretin taalluk ettiği bir şey yoktu. Eşyayı meydana getirip bilinen şeyler ortaya çıkınca, O’nun ilmi bilinene, işitmesi işitilene, görmesi görülene ve kudreti de kudretin taalluk ettiği şeye yöneldi.”

Ben:

“Öyleyse Allah daima hareket hâlinde miydi?” dedim.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Allah bundan yücedir. Hareket, fiille ortaya çıkan sonradan meydana gelmiş bir sıfattır.”

Ben:

“Öyleyse Allah daima konuşan mıydı?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Konuşma sonradan meydana gelen bir sıfattır; ezelî değildir. Aziz ve celil olan Allah vardı, fakat konuşan yoktu.”

Kafi 286

Muhammed b. Yahyâ’nın, Muhammed b. Hüseyin’den, onun İbn Ebi Umeyr’den, onun Hişam b. Sâlim’den, onun Muhammed b. Müslim’den rivayet ettiğine göre Ebu Cafer şöyle buyurdu:

Onun şöyle dediğini işittim:

“Aziz ve celil olan Allah vardı, O’ndan başka hiçbir şey yoktu. O, olacak şeyleri daima bilmekteydi. Bir şey meydana gelmeden önce ona dair bilgisi nasılsa, meydana geldikten sonraki bilgisi de aynıdır.”

Kafi 287

Muhammed b. Yahyâ’nın, Muhammed b. Hüseyin’den, onun Safvân b. Yahyâ’dan, onun Kâhilî’den rivayet ettiğine göre Kâhilî şöyle dedi:

Ebu’l-Hasan’a şu dua hakkında yazdım:

“Hamd, ilminin sonuna kadar Allah’a mahsustur.”

Bunun üzerine bana şöyle yazdı:

“‘İlminin sonuna kadar’ deme. Çünkü O’nun ilminin sonu yoktur. Fakat ‘rızasının sonuna kadar’ de.”

Kafi 288

Muhammed b. Yahyâ’nın, Sa‘d b. Abdullah’tan, onun Muhammed b. İsa’dan, onun Eyyûb b. Nûh’tan rivayet ettiğine göre Eyyûb şöyle dedi:

Ebu’l-Hasan’a yazarak Aziz ve celil olan Allah’ın eşyayı yaratıp meydana getirmeden önce onları bilip bilmediğini, yoksa ancak yaratmayı ve meydana getirmeyi dileyip onları yarattığı sırada mı bildiğini sordum.

Bunun üzerine kendi el yazısıyla şöyle cevap verdi:

“Allah, eşyayı yaratmadan önce de onları bilmekteydi; eşyayı yarattıktan sonraki bilgisi de aynıdır.”

Kafi 289

Ali b. Muhammed’in, Sehl b. Ziyâd’dan, onun Ca‘fer b. Muhammed b. Hamza’dan rivayet ettiğine göre Ca‘fer şöyle dedi:

Ebu’l-Hasan’a şöyle yazdım:

“Size feda olayım! Dostlarınız ilim konusunda ihtilafa düştüler. Bir kısmı: ‘Allah eşyayı yaratmadan önce de daima âlimdi.’ diyor. Bir kısmı ise: ‘Allah’ın daima âlim olduğunu söylemeyiz. Çünkü bilmek fiilde bulunmayı gerektirir. Eğer ezelde ilmi sabit kabul edersek, Allah ile birlikte ezelde başka bir şeyi de sabit kabul etmiş oluruz.’ diyor. Eğer uygun görürseniz, Allah beni size feda etsin, bana bu konuda üzerinde duracağım ve aşmayacağım görüşü öğretiniz.”

Bunun üzerine kendi el yazısıyla şöyle yazdı:

“Allah Tebâreke ve Teâlâ daima âlimdir.”

Kafi 290

Muhammed b. Yahyâ’nın, Ahmed b. Muhammed’den, onun Hüseyin b. Saîd’den, onun Kasım b. Muhammed’den, onun Abdüssamed b. Beşîr’den, onun Fudayl b. Sükkere’den rivayet ettiğine göre Fudayl şöyle dedi:

Ebu Cafer’e şöyle dedim:

“Size feda olayım! Uygun görürseniz bana öğretiniz: Allah, mahlûkatı yaratmadan önce kendisinin tek olduğunu biliyor muydu? Çünkü dostlarınız bu konuda ihtilafa düştüler. Bir kısmı, yaratıklarından herhangi bir şeyi yaratmadan önce de bunu bildiğini söylüyor. Bir kısmı ise ‘bilmek’ fiilde bulunmak demektir; bu sebeple bugün O, kendisinden başka hiçbir şey olmadığını bilir, fakat eşyadan önce böyle bir bilgi söz konusu değildir. Onlar şöyle diyorlar: Eğer Allah’ın ezelden beri kendisinden başka hiçbir şey olmadığını bildiğini kabul edersek, ezelde O’nunla birlikte başka bir şeyi de kabul etmiş oluruz. Efendim! Eğer uygun görürseniz, bana aşmayacağım doğru görüşü öğretiniz.”

Bunun üzerine şöyle yazdı:

“Allah Tebâreke ve Teâlâ daima âlim olmuştur.”

Kafi 291

Ali b. İbrahim’in, Muhammed b. İsa b. Ubeyd’den, onun Hammâd’dan, onun Harîz’den, onun Muhammed b. Müslim’den rivayet ettiğine göre Ebu Cafer şöyle buyurdu:

“Kadîm olanın sıfatı şudur: O birdir, sameddir, tektir ve mânâ bakımından birdir; farklı ve çok sayıda mânâlardan oluşmuş değildir.”

Ben:

“Size feda olayım! Irak halkından bazıları Allah’ın işitmesini görmesinden başka bir şey, görmesini de işitmesinden başka bir şey sayıyorlar.” dedim.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Yalan söylediler, sapkınlığa düştüler ve teşbihe kapıldılar. Allah bundan yücedir. Şüphesiz O işitendir ve görendir. İşittiği şeyle görür, gördüğü şeyle işitir.”

Ben:

“Onlar, O’nun görmesini kendi anladıkları tarzda bir görme olarak kabul ediyorlar.” dedim.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Allah bundan yücedir. Ancak yaratılmışların sıfatlarıyla nitelenen şeyler bu şekilde kavranabilir. Allah ise böyle değildir.”

Kafi 292

Ali b. İbrahim’in, babasından, onun Abbas b. Amr’dan, onun Hişam b. Hakem’den rivayet ettiğine göre Hişam, Ebu Abdullah’a soru soran zındığın hadisini naklederek şöyle dedi:

Zındık, Ebu Abdullah’a:

“Allah’ın işiten ve gören olduğunu mu söylüyorsun?” dedi.

Bunun üzerine Ebu Abdullah şöyle buyurdu:

“Evet, O işitendir ve görendir; fakat bir organla işiten ve bir araçla gören değildir. Bilakis kendi zâtıyla işitir ve kendi zâtıyla görür. Benim ‘kendi zâtıyla işitir’ demem, bir şey ile onun nefsi arasında ayrılık bulunduğu anlamına gelmez. Ancak ben, bana soru sorulduğu için kendimi ifade edecek bir ibare kullanıyor ve sana da anlamanı sağlayacak şekilde açıklama yapıyorum. Bu yüzden O’nun bütün zâtıyla işittiğini söylüyorum. Fakat bu, O’nun bir kısmının diğer kısmından ayrı olduğu anlamında değildir. Çünkü ‘bütün’ ve ‘parça’ kavramları bizim hakkımızda kullanılır. Ben bununla sadece sana anlatmayı ve maksadımı ifade etmeyi amaçlıyorum. Bu konuda vardığım sonuç şudur: O, zâtında hiçbir farklılık ve hiçbir anlam ayrılığı bulunmaksızın işitendir, görendir, bilendir ve her şeyden haberdardır.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafi-291/,https://kutsalayet.de/kafi-293/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız