Kafi 1658:
Ali b. İbrahim, babasından; o İbn Mahbûb’dan; o Mâlik b. Atıyye’den; o Ebû Hamza’dan; o da Ali b. Hüseyin’den rivayet etti. O şöyle buyurdu:
“Amel ancak niyet iledir.”
Kafi İman 43
Kafi 1659:
Ali b. İbrahim, babasından; o Nevfelî’den; o Sekûnî’den; o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. O şöyle buyurdu:
Resûlullah şöyle buyurdu:
“Müminin niyeti amelinden daha hayırlıdır; kâfirin niyeti ise amelinden daha kötüdür. Her amel eden kimse niyetine göre amel eder.”
Resûlullah şöyle buyurdu:
“Müminin niyeti amelinden daha hayırlıdır; kâfirin niyeti ise amelinden daha kötüdür. Her amel eden kimse niyetine göre amel eder.”
Kafi 1660:
Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed’den; o İbn Mahbûb’dan; o Hişâm b. Sâlim’den; o Ebû Basîr’den; o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. O şöyle buyurdu:
“Fakir mümin kul şöyle der:
‘Rabbim! Bana rızık ver de şu ve şu iyilikleri, hayır yollarını yapayım.’
Allah Azze ve Celle onun bu sözünü samimi bir niyetle söylediğini bildiğinde, onu yapmış olsaydı kendisine yazacağı sevabın aynısını ona yazar. Şüphesiz Allah geniş ihsan sahibidir, kerem sahibidir.”
“Fakir mümin kul şöyle der:
‘Rabbim! Bana rızık ver de şu ve şu iyilikleri, hayır yollarını yapayım.’
Allah Azze ve Celle onun bu sözünü samimi bir niyetle söylediğini bildiğinde, onu yapmış olsaydı kendisine yazacağı sevabın aynısını ona yazar. Şüphesiz Allah geniş ihsan sahibidir, kerem sahibidir.”
Kafi 1661:
Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed b. Hâlid’den; o Ali b. Esbât’tan; o Muhammed b. İshak b. Hüseyin’den; o Amr’dan; o Hasan b. Ebân’dan; o Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi:
Ebû Abdullah’a:
“Bir kimsenin onu yerine getirdiğinde görevini yapmış sayılacağı ibadetin sınırı nedir?” diye sordum.
Buyurdu ki:
“İtaatte güzel niyettir.”
Ebû Abdullah’a:
“Bir kimsenin onu yerine getirdiğinde görevini yapmış sayılacağı ibadetin sınırı nedir?” diye sordum.
Buyurdu ki:
“İtaatte güzel niyettir.”
Kafi 1662:
Ali b. İbrahim, babasından; o Kasım b. Muhammed’den; o Mınkarî’den; o Ahmed b. Yûnus’tan; o Ebû Hâşim’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:
“Cehennem ehlinin cehennemde ebedî kalmasının sebebi, dünyadaki niyetlerinin eğer sonsuza kadar yaşasalardı Allah’a ebediyen isyan etmek olmasıdır.
Cennet ehlinin cennette ebedî kalmasının sebebi de dünyadaki niyetlerinin eğer orada sonsuza kadar kalsalardı Allah’a ebediyen itaat etmek olmasıdır.
İşte bunlar ve onlar niyetleri sebebiyle ebedî kılınmışlardır.”
Sonra şu ayeti okudu:
“De ki: Herkes kendi şakilesine göre amel eder.” (İsrâ 84)
Ardından buyurdu:
“Yani kendi niyetine göre.”
“Cehennem ehlinin cehennemde ebedî kalmasının sebebi, dünyadaki niyetlerinin eğer sonsuza kadar yaşasalardı Allah’a ebediyen isyan etmek olmasıdır.
Cennet ehlinin cennette ebedî kalmasının sebebi de dünyadaki niyetlerinin eğer orada sonsuza kadar kalsalardı Allah’a ebediyen itaat etmek olmasıdır.
İşte bunlar ve onlar niyetleri sebebiyle ebedî kılınmışlardır.”
Sonra şu ayeti okudu:
“De ki: Herkes kendi şakilesine göre amel eder.” (İsrâ 84)
Ardından buyurdu:
“Yani kendi niyetine göre.”