Kafi 1599:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan; o Hasan b. Mahbûb’dan; o Sa‘d b. Ebî Halef’ten; o da Ebü’l-Hasan Mûsâ’dan rivayet etti. O şöyle buyurdu: Çocuklarından birine şöyle dedi: “Ey oğlum! Ciddiyet ve gayret üzere ol. Allah Azze ve Celle’ye ibadet ve itaat hususunda kendini hiçbir zaman kusurlu olma sınırının dışına çıkarma. Çünkü Allah, hakkıyla ibadet edilmeye layık olduğu şekilde ibadet edilmiş değildir.”
Kafi İman 35
Kafi 1600:
Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Ebî Abdullah’tan; o bazı Iraklılardan; o Muhammed b. Müsennâ el-Hadramî’den; o babasından; o Osman b. Zeyd’den; o Câbir’den rivayet etti. Câbir şöyle dedi: Ebû Cafer bana şöyle buyurdu: “Ey Câbir! Allah seni eksiklik ve kusurluluk hâlinden çıkarmasın.”
Kafi 1601:
Ahmed b. Ebî Abdullah, İbn Faddâl’dan; o Hasan b. Cehm’den rivayet etti. Hasan b. Cehm şöyle dedi: Ebü’l-Hasan’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Benî İsrail arasında bir adam vardı. Kırk yıl boyunca Allah’a ibadet etti. Sonra bir kurban sundu fakat kurbanı kabul edilmedi. Bunun üzerine kendi kendine: ‘Bu ancak senden dolayı oldu; kusur ve günah ancak sendendir’ dedi. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ ona vahyetti: ‘Kendini kınaman, kırk yıllık ibadetinden daha faziletlidir.’”
Kafi 1602:
Ebû Ali el-Eş‘arî, Îsâ b. Eyyûb’dan; o Ali b. Mehziyâr’dan; o Fazl b. Yûnus’tan; o da Ebü’l-Hasan’dan rivayet etti. O şöyle buyurdu: “Şu duayı çokça söyle: ‘Allah’ım! Beni emaneten verilmiş olup sonradan geri alınanlardan kılma ve beni kusurluluğu kabul etme hâlinden çıkarma.’” Ravi dedi ki: “Emaneten verilmiş olanın ne olduğunu biliyorum; kişiye din emanet olarak verilir sonra ondan çıkarılır. Peki ‘beni kusurluluğu kabul etme hâlinden çıkarma’ sözünün anlamı nedir?” Buyurdu ki: “Allah Azze ve Celle için yaptığın her amelde, kendi nezdinde kendini kusurlu gör. Çünkü Allah Azze ve Celle’nin koruduğu kimseler dışında, insanların tamamı Allah ile kendi aralarındaki amellerinde kusurludurlar.”