"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi İman 20

Kafi 1513: Bir grup arkadaşımız → Ahmed b. Ebî Abdullah → Hasan b. Mahbûb → Ammâr b. Ebî’l-Ahvas → Ebû Abdullah’tan nakletti:

“Allah Azze ve Celle imanı yedi pay üzerine koydu: iyilik, doğruluk, yakîn, rıza, vefa, ilim ve hilim. Sonra bunu insanlar arasında paylaştırdı. Kime bu yedi payın tamamını koymuşsa o kimse kâmil ve taşıyıcıdır. İnsanlardan bazısına bir pay, bazısına iki pay, bazısına üç pay verdi; nihayet yedi paya kadar ulaştılar.”

Sonra buyurdu:

“Bir pay sahibine iki pay yüklemeyin; iki pay sahibine üç pay yüklemeyin ki onları ağır yük altında bırakmayasınız.”

Sonra bunun yediye kadar böyle olduğunu buyurdu.
Kafi 1514: Ebû Ali el-Eş‘arî → Muhammed b. Abdülcebbâr ve Muhammed b. Yahyâ → Ahmed b. Muhammed b. Îsâ; hepsi birlikte → İbn Faddâl → Hasan b. Cehm → Ebü’l-Yakzân → Ya‘kûb b. Dahhâk → arkadaşlarımızdan kandilci bir adamdan, o da Ebû Abdullah’ın hizmetçisi idi, nakletti:

Ebû Abdullah beni, Hîre’de bulunduğu sırada, bir ihtiyaç için gönderdi; ben ve onun mevlâlarından bir topluluk gittik. O iş için yola çıktık, sonra üzgün bir hâlde geri döndük. Yatağım, konakladığımız yerdeki Hâir’deydi. O hâlde gelip kendimi yatağa attım. Ben o hâldeyken bir de baktım ki Ebû Abdullah gelmiş. Buyurdu: “Sana geldik” veya “Yanına geldik.” Hemen doğrulup oturdum. Yatağımın baş tarafına oturdu ve beni gönderdiği iş hakkında sordu. Ben de ona haber verdim. Allah’a hamdetti. Sonra bir topluluktan söz açıldı. Dedim ki: “Sana feda olayım, biz onlardan beriyiz; çünkü onlar bizim söylediğimizi söylemiyorlar.”

Buyurdu:

“Onlar bizi veli ediniyorlar da sizin söylediğinizi söylemiyorlar diye onlardan beri mi oluyorsunuz?”

Dedim ki:

“Evet.”

Buyurdu:

“İşte bizde de sizde olmayan şeyler vardır; o hâlde bizim de sizden beri olmamız mı gerekir?”

Dedim ki:

“Hayır, sana feda olayım.”

Buyurdu:

“İşte Allah katında da bizde olmayan şeyler vardır; O’nun bizi attığını mı düşünüyorsun?”

Dedim ki:

“Hayır, Allah’a yemin olsun, sana feda olayım; bunu yapmayız.”

Buyurdu:

“Öyleyse onları veli edinin ve onlardan beri olmayın. Müslümanlardan kimisinin bir payı vardır, kimisinin iki payı vardır, kimisinin üç payı vardır, kimisinin dört payı vardır, kimisinin beş payı vardır, kimisinin altı payı vardır, kimisinin de yedi payı vardır. Bir pay sahibine iki pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir; iki pay sahibine üç pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir; üç pay sahibine dört pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir; dört pay sahibine beş pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir; beş pay sahibine altı pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir; altı pay sahibine yedi pay sahibinin üzerinde bulunduğu şey yüklenmemelidir.

Sana bir örnek vereceğim: Bir adamın Hristiyan bir komşusu vardı. Onu İslam’a çağırdı ve İslam’ı ona güzel gösterdi; o da kabul etti. Seher vaktinde ona geldi, kapısını çaldı. Adam ona: ‘Kim o?’ dedi. ‘Ben filan kişiyim’ dedi. ‘İhtiyacın nedir?’ dedi. ‘Abdest al, elbiselerini giy ve bizimle namaza gel’ dedi. Adam abdest aldı, elbiselerini giydi ve onunla çıktı. Allah’ın dilediği kadar namaz kıldılar, sonra sabah namazını kıldılar. Sonra sabah oluncaya kadar kaldılar. Önceden Hristiyan olan adam evine gitmek isteyerek kalktı. Adam ona: ‘Nereye gidiyorsun? Gündüz kısadır, seninle öğle arasında az bir zaman kaldı’ dedi. Bunun üzerine öğle namazını kılıncaya kadar onunla oturdu. Sonra: ‘Öğle ile ikindi arası da azdır’ dedi ve onu ikindi namazını kılıncaya kadar tuttu. Sonra adam kalktı ve evine dönmek istedi. Ona: ‘Bu günün sonudur ve başından daha az kalmıştır’ dedi. Onu akşam namazını kılıncaya kadar tuttu. Sonra evine dönmek istedi. Ona: ‘Sadece bir namaz kaldı’ dedi. Adam yatsı namazını kılıncaya kadar kaldı. Sonra ayrıldılar. Seher vakti olunca yine erkenden ona gitti ve kapısını çaldı. Adam: ‘Kim o?’ dedi. ‘Ben filan kişiyim’ dedi. ‘İhtiyacın nedir?’ dedi. ‘Abdest al, elbiselerini giy ve bizimle çık, namaz kıl’ dedi. Adam dedi ki: ‘Bu din için benden daha boş vakti olan birini ara. Ben yoksul bir insanım ve bakmakla yükümlü olduğum ailem var.’”

Ebû Abdullah buyurdu:

“Onu bir şeye soktu, sonra ondan çıkardı.” Veya şöyle buyurdu: “Onu bunun gibisinden soktu ve bunun gibisinden çıkardı.”
https://kutsalayet.de/kafi-1513/,https://kutsalayet.de/kafi-1515/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız