Kafi 2849:
Ali b. İbrahim, babasından; o da Bekir b. Sâlih’ten, o da Kâsım b. Yezîd’den, o da Ebû Amr ez-Zübeyrî’den rivayet etti. Dedi ki: Ebû Abdullah’a, “Allah’ın kitabında geçen küfrün çeşitleri hakkında bana bilgi ver.” dedim. Buyurdu ki: “Allah’ın kitabında küfür beş şekilde gelmiştir. Bunlardan biri inkâr küfrüdür. İnkâr da iki çeşittir. Bir de Allah’ın emrettiğini terk etmek suretiyle olan küfür vardır; beraat küfrü vardır ve nimet küfrü vardır.
İnkâr küfrüne gelince, bunun birinci çeşidi rabliği inkâr etmektir. Bu, ‘Rab yoktur, cennet yoktur, cehennem yoktur’ diyenlerin sözüdür. Bu, zındıklardan iki grubun görüşüdür ki bunlara Dehrîler denilir. Onlar, ‘Bizi ancak zaman helâk eder’ derler. (Câsiye 24) Bu, herhangi bir delile dayanmaksızın, araştırma ve doğrulama yapmaksızın kendi beğenilerine göre uydurdukları bir inançtır. Allah şöyle buyurmuştur: ‘Onlar sadece zannediyorlar.’ (Câsiye 24) Yani söyledikleri şeyin gerçekten öyle olduğunu sanmaktadırlar. Yine Allah şöyle buyurmuştur: ‘Şüphesiz inkâr edenler için birdir; onları uyarsan da uyarmasan da inanmazlar.’ (Bakara 6) Yani Allah’ın birliğine inanmazlar. İşte bu, küfrün bir çeşididir.
İnkârın ikinci çeşidi ise kişinin gerçeği bildiği halde onu inkâr etmesidir. Yani inkâr eden kimse, o şeyin hak olduğunu bilmekte ve bu bilgi onun yanında kesinleşmiş bulunmaktadır; buna rağmen onu reddeder. Allah şöyle buyurmuştur: ‘Kendileri buna kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı onu inkâr ettiler.’ (Neml 14) Yine Allah şöyle buyurmuştur: ‘Daha önce inkâr edenlere karşı onunla fetih istiyorlardı; fakat tanıyıp bildikleri şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun.’ (Bakara 89) İşte inkârın iki çeşidinin açıklaması budur.
Küfrün üçüncü çeşidi nimet küfrüdür. Bu da Allah’ın Süleyman’ın sözünü naklederek buyurduğu şu ayettir: ‘Bu Rabbimin lütfundandır; beni denemek için verdi; şükredecek miyim yoksa nankörlük mü edeceğim? Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur; kim de nankörlük ederse şüphesiz Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, çok kerem sahibidir.’ (Neml 40) Yine Allah şöyle buyurmuştur: ‘Eğer şükrederseniz elbette size artırırım; eğer nankörlük ederseniz şüphesiz azabım çok şiddetlidir.’ (İbrahim 7) Ve yine buyurmuştur: ‘Beni anın ki ben de sizi anayım; bana şükredin ve bana nankörlük etmeyin.’ (Bakara 152)
Küfrün dördüncü çeşidi, Allah’ın emrettiği şeyi terk etmektir. Bu da Allah’ın şu buyruğudur: ‘Sizden söz almıştık: Kendi kanlarınızı dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Sonra bunu kabul etmiş ve buna şahitlik etmiştiniz. Fakat sonra sizler birbirinizi öldürüyor, içinizden bir grubu yurtlarından çıkarıyor, günah ve düşmanlıkta birbirinize yardım ediyordunuz. Onlar size esir olarak geldiklerinde fidye vererek kurtarıyordunuz. Oysa onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştı. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanların cezası nedir?’ (Bakara 84-85)
Allah onları, emrettiği şeyi terk etmeleri sebebiyle kâfir saymış, kendilerini imana nispet etmiş fakat bu imanı onlardan kabul etmemiş ve onlara fayda vermemiştir. Bu yüzden şöyle buyurmuştur: ‘Sizden bunu yapanların cezası dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise azabın en şiddetlisine döndürülürler. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.’ (Bakara 85)
Küfrün beşinci çeşidi ise beraat küfrüdür. Bu da Allah’ın İbrahim’in sözünü naklederek buyurduğu şu ayettir: ‘Biz sizi inkâr ettik. Siz yalnız Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda ebedî düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır.’ (Mümtehine 4) Yani ‘Biz sizden uzaklaştık ve sizden beri olduk’ demektir.
Yine Allah, kıyamet günü İblis’in insanlardan olan dostlarından uzak duruşunu anlatarak şöyle buyurmuştur: ‘Daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmediğimi şimdi inkâr ediyorum.’ (İbrahim 22)
Yine Allah şöyle buyurmuştur: ‘Siz Allah’tan başka birtakım putları ancak dünya hayatında aranızdaki sevgi sebebiyle edindiniz. Sonra kıyamet gününde birbirinizi inkâr edecek ve birbirinize lanet edeceksiniz.’ (Ankebût 25) Yani birbirinizden uzaklaşacak ve birbirinizden beri olacaksınız.”