Kafi 608:
Muhammed b. Yahyâ ve başkaları, Ahmed b. Muhammed’den; o da Ali b. Hakem’den; o da Muhammed b. Fudayl’den rivayet etti. Muhammed b. Fudayl şöyle dedi: Şüreys el-Vâbişî bana, Câbir’den; o da Ebû Ca‘fer’den haber verdi. Ebû Ca‘fer şöyle buyurdu: “Allah’ın en büyük ismi yetmiş üç harftir. Âsaf’ın yanında ondan yalnızca bir harf vardı; onunla konuştu, böylece kendisiyle Belkıs’ın tahtı arasındaki yer içine çekildi, tahta eliyle ulaştı, sonra yer göz açıp kapamadan daha hızlı bir şekilde eski hâline döndü. Bizim yanımızda ism-i a‘zamdan yetmiş iki harf vardır. Bir harf ise Allah Teâlâ’nın katındadır; onu kendi katındaki gayb ilminde kendisine ayırmıştır. Yüce ve büyük Allah’tan başka güç ve kuvvet yoktur.”
Kafi Hücce 36
Kafi 609:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den; o da Hüseyin b. Saîd ve Muhammed b. Hâlid’den; onlar da Zekeriyyâ b. İmrân el-Kummî’den; o da Hârûn b. Cehm’den; o da Ebû Abdullah’ın ashabından adını hatırlamadığı bir adamdan rivayet etti. Adam şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın şöyle buyurduğunu işittim: “Meryem oğlu İsa’ya iki harf verilmişti; onlarla amel ederdi. Musa’ya dört harf verilmişti. İbrahim’e sekiz harf verilmişti. Nuh’a on beş harf verilmişti. Âdem’e yirmi beş harf verilmişti. Allah Teâlâ bunların tamamını Muhammed için toplamıştır. Allah’ın en büyük ismi yetmiş üç harftir. Muhammed’e yetmiş iki harf verilmiş, bir harf ise ondan perdelenmiştir.”
Kafi 610:
Hüseyin b. Muhammed el-Eş‘arî, Muallâ b. Muhammed’den; o da Ahmed b. Muhammed b. Abdullah’tan; o da Ali b. Muhammed en-Nevfelî’den; o da Ebû’l-Hasan Sâhibü’l-Asker’den rivayet etti. Onun şöyle buyurduğunu işittim: “Allah’ın en büyük ismi yetmiş üç harftir. Âsaf’ın yanında bir harf vardı; onunla konuştu, bunun üzerine kendisiyle Sebe arasındaki yer onun için yarıldı. Belkıs’ın tahtını aldı ve onu Süleyman’ın yanına getirdi. Sonra yer, göz açıp kapamadan daha kısa bir sürede tekrar yayıldı. Onun yetmiş iki harfi bizim yanımızdadır. Bir harf ise Allah katındadır; onu gayb ilminde kendisine ayırmıştır.”