"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi Hücce 3

Kafi 434: Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed’den; o da Ahmed b. Muhammed b. Ebî Nasr’dan; o da Sa‘lebe b. Meymûn’dan; o da Zürâre’den rivayet etti. Zürâre şöyle dedi:

Ebû Ca‘fer’e Allah Teâlâ’nın: “O bir resul ve bir nebiydi.” sözü hakkında sordum. (Meryem 51)

“Resul nedir, nebi nedir?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Nebi, rüyasında gören, sesi işiten fakat meleği açıkça görmeyen kimsedir. Resul ise sesi işiten, rüyasında gören ve meleği açıkça müşahede eden kimsedir.”

Ben:

“İmamın makamı nedir?” diye sordum.

Şöyle buyurdu:

“O sesi işitir fakat ne görür ne de meleği müşahede eder.”

Sonra şu ayeti okudu:

“Senden önce hiçbir resul, hiçbir nebi ve hiçbir muhaddes göndermedik ki...” (Hac 52)
Kafi 435: Ali b. İbrahim, babasından; o da İsmail b. Merrâr’dan rivayet etti. İsmail şöyle dedi:

Hasan b. Abbas el-Ma‘rûfî, Rızâ’ya şöyle yazdı:

“Sana feda olayım! Bana resul, nebi ve imam arasındaki farkı bildir.”

Bunun üzerine yazdı yahut buyurdu:

“Resul ile nebi ve imam arasındaki fark şudur: Resul, Cebrâil’in kendisine indiği, onu gördüğü, sözünü işittiği ve kendisine vahiy indirilen kimsedir. Bazen İbrahim’in gördüğü rüya gibi rüyalar da görür. Nebi ise bazen sözü işitir, bazen şahsı görür fakat sözü işitmez. İmam ise sözü işiten fakat şahsı görmeyen kimsedir.”
Kafi 436: Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den; o da Hasan b. Mahbûb’dan; o da Ahvel’den rivayet etti. Ahvel şöyle dedi:

Ebû Ca‘fer’e resul, nebi ve muhaddes hakkında sordum.

Şöyle buyurdu:

“Resul, Cebrâil’in kendisine açıkça ve karşı karşıya geldiği, onu gördüğü ve onunla konuştuğu kimsedir; işte resul budur. Nebi ise İbrahim’in rüyası gibi rüyalar gören ve Resulullah’ın vahiy gelmeden önce nübüvvet sebeplerinden gördüğü şeylere benzer şeyler gören kimsedir. Nihayet Cebrâil Allah tarafından risaletle gelir. Muhammed’e nübüvvet ve risalet bir arada verildiğinde, Cebrâil Allah tarafından getirdiği risaletle ona gelir ve onunla yüz yüze konuşurdu.

Peygamberlerden bazılarında ise nübüvvet bir araya getirilmiştir; rüyasında görür, ruh ona gelir, onunla konuşur ve ona haber verir; fakat bunu uyanıkken görmez. Muhaddes ise kendisiyle konuşulan, sözleri işiten fakat ne açıkça müşahede eden ne de rüyasında gören kimsedir.”
Kafi 437: Ahmed b. Muhammed ve Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Hüseyin’den; o da Ali b. Hassân’dan; o da İbn Faddâl’dan; o da Ali b. Yakub el-Hâşimî’den; o da Mervân b. Müslim’den; o da Büreyd’den rivayet etti. Büreyd, Ebû Ca‘fer ve Ebû Abdullah’ın Allah Teâlâ’nın şu sözü hakkında şöyle buyurduklarını nakletti:

“Senden önce hiçbir resul, hiçbir nebi ve hiçbir muhaddes göndermedik ki...” (Hac 52)

Ben:

“Sana feda olayım! Bu bizim kıraatimizde böyle değildir. Öyleyse resul, nebi ve muhaddes nedir?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Resul, meleğin kendisine göründüğü ve onunla konuştuğu kimsedir. Nebi ise rüyasında gören kimsedir. Bazen bir kişide hem nübüvvet hem de risalet bir arada bulunabilir. Muhaddes ise sesi işiten fakat sureti görmeyen kimsedir.”

Ben:

“Allah seni ıslah etsin! Rüyasında gördüğü şeyin hak olduğunu ve melekten geldiğini nasıl bilir?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Bunun için muvaffak kılınır ve onu tanır. Allah sizin kitabınızla kitapları sonlandırmış, peygamberinizle de peygamberleri sonlandırmıştır.”
https://kutsalayet.de/kafi-436/,https://kutsalayet.de/kafi-438/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız