Bize İsmail rivayet etti.
Dedi ki: Bana Mâlik, İbn Şihâb’dan, o da Ubeydullah b. Abdullah’tan, o da İbn Abbas’tan, o da Meymûne’den rivayet etti:
Resûlullah’a, yağa düşen bir fare soruldu. Buyurdu ki:
“Onu ve çevresini atın; yağınızı yiyin.”
Bize İsmail rivayet etti.
Dedi ki: Bana Mâlik, İbn Şihâb’dan, o da Ubeydullah b. Abdullah’tan, o da İbn Abbas’tan, o da Meymûne’den rivayet etti:
Resûlullah’a, yağa düşen bir fare soruldu. Buyurdu ki:
“Onu ve çevresini atın; yağınızı yiyin.”
Bize Ali b. Abdullah rivayet etti.
Dedi ki: Bize Ma‘n rivayet etti.
Dedi ki: Bize Mâlik, İbn Şihâb’dan, o da Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den, o da İbn Abbas’tan, o da Meymûne’den rivayet etti:
Resûlullah’a, yağa düşen bir fare soruldu. Buyurdu ki:
“Onu ve çevresini alın; atın.”
Ma‘n dedi ki:
Mâlik bize sayısını bilemeyeceğim kadar çok “İbn Abbas’tan, Meymûne’den” diye rivayet ederdi.
Bize Ahmed b. Muhammed rivayet etti.
Dedi ki: Bize Abdullah haber verdi.
Dedi ki: Bize Ma‘mer, Hemmâm b. Münebbih’ten, o da Ebû Hureyre’den, o da nebîden rivayet etti.
Nebi buyurdu ki:
“Allah yolunda Müslümana isabet eden her yara, kıyamet günü vurulduğu andaki haliyle gelir: Kan fışkırır; rengi kanın rengidir, kokusu misk kokusudur.”
Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız