Buhari 4967:
Hasen b. Rebî‘ bize rivayet etti; Ebû’l-Ahvâs bize rivayet etti; A‘meş’ten; Ebû’d-Duhâ’dan; Mesrûk’tan; Âişe’den:
Âişe dedi ki:
Peygambere “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…” suresi indirildikten sonra, o hiçbir namaz kılmadı ki içinde şöyle demesin:
“Rabbimiz! Sen noksan sıfatlardan uzaksın; hamd sana aittir. Allah’ım beni bağışla.”
Buhari Tefsir 110
Buhari 4968:
Osman b. Ebî Şeybe bize rivayet etti; Cerîr bize rivayet etti; Mansûr’dan; Ebû’d-Duhâ’dan; Mesrûk’tan; Âişe’den:
Âişe dedi ki:
Allah’ın elçisi rükû ve secdesinde şu sözü çokça söylerdi:
“Allah’ım, Rabbimiz! Sen noksan sıfatlardan uzaksın; hamd sana aittir. Allah’ım beni bağışla.”
Kur’an’ı (bu ayetin gereğini) uyguluyordu.
Âişe dedi ki:
Allah’ın elçisi rükû ve secdesinde şu sözü çokça söylerdi:
“Allah’ım, Rabbimiz! Sen noksan sıfatlardan uzaksın; hamd sana aittir. Allah’ım beni bağışla.”
Kur’an’ı (bu ayetin gereğini) uyguluyordu.
Buhari 4969:
Abdullah b. Ebî Şeybe bize rivayet etti; Abdurrahman bize rivayet etti; Süfyân’dan; Habîb b. Ebî Sâbit’ten; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbas’tan:
Ömer, “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…” ayeti hakkında onlara sordu. Onlar:
“Şehirlerin ve sarayların fethidir” dediler.
Ömer: “Sen ne diyorsun ey İbn Abbas?” dedi.
İbn Abbas dedi ki:
“Bu, Muhammed için belirlenmiş bir ecel(den haber)dir; kendisine (ölümünün) haber verilmesidir.”
Ömer, “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…” ayeti hakkında onlara sordu. Onlar:
“Şehirlerin ve sarayların fethidir” dediler.
Ömer: “Sen ne diyorsun ey İbn Abbas?” dedi.
İbn Abbas dedi ki:
“Bu, Muhammed için belirlenmiş bir ecel(den haber)dir; kendisine (ölümünün) haber verilmesidir.”
Buhari 4970:
Mûsâ b. İsmail bize rivayet etti; Ebû Avâne bize rivayet etti; Ebû Bişr’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbas’tan:
İbn Abbas dedi ki:
Ömer beni Bedir’e katılmış yaşlılarla birlikte meclisine alırdı. Onlardan bazıları içinden rahatsız oldu da:
“Bunu niçin bizimle birlikte içeri alıyorsun? Bizim onun gibi oğullarımız var” dedi.
Ömer:
“Onun ne olduğunu siz biliyorsunuz” dedi.
Bir gün onları çağırdı ve beni de onlarla birlikte içeri aldı. O gün beni sadece onlara göstermek için çağırdığını anladım.
Ömer dedi ki:
“Allah’ın ‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…’ sözü hakkında ne diyorsunuz?”
Bazıları:
“Yardım edildiğimiz ve fetih verildiğinde Allah’a hamd etmek ve O’ndan bağışlanma dilemekle emrolunduk” dedi.
Bazıları da sustu, hiçbir şey söylemedi.
Ömer bana:
“Sen de böyle mi diyorsun ey İbn Abbas?” dedi.
Ben: “Hayır” dedim.
Ömer: “Peki ne diyorsun?” dedi.
Ben dedim ki:
“Bu, Allah’ın elçisinin ecelidir; Allah ona bunu bildirdi. ‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde’ — bu senin ecelinin alametidir. ‘Öyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile; çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.’”
Ömer dedi ki:
“Ben de bundan, senin söylediğinden başka bir şey bilmiyorum.”
İbn Abbas dedi ki:
Ömer beni Bedir’e katılmış yaşlılarla birlikte meclisine alırdı. Onlardan bazıları içinden rahatsız oldu da:
“Bunu niçin bizimle birlikte içeri alıyorsun? Bizim onun gibi oğullarımız var” dedi.
Ömer:
“Onun ne olduğunu siz biliyorsunuz” dedi.
Bir gün onları çağırdı ve beni de onlarla birlikte içeri aldı. O gün beni sadece onlara göstermek için çağırdığını anladım.
Ömer dedi ki:
“Allah’ın ‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…’ sözü hakkında ne diyorsunuz?”
Bazıları:
“Yardım edildiğimiz ve fetih verildiğinde Allah’a hamd etmek ve O’ndan bağışlanma dilemekle emrolunduk” dedi.
Bazıları da sustu, hiçbir şey söylemedi.
Ömer bana:
“Sen de böyle mi diyorsun ey İbn Abbas?” dedi.
Ben: “Hayır” dedim.
Ömer: “Peki ne diyorsun?” dedi.
Ben dedim ki:
“Bu, Allah’ın elçisinin ecelidir; Allah ona bunu bildirdi. ‘Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde’ — bu senin ecelinin alametidir. ‘Öyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile; çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.’”
Ömer dedi ki:
“Ben de bundan, senin söylediğinden başka bir şey bilmiyorum.”