Bize Müsedded rivayet etti.
Dedi ki: Bize Yahyâ, Ubeydullah’tan rivayet etti.
Dedi ki: Bana Nâfi‘ haber verdi.
Dedi ki: Bana Abdullah (b. Ömer) haber verdi:
Genç, bekâr, ailesi olmayan bir delikanlı iken Nebî’nin mescidinde uyurdu.
Bize Müsedded rivayet etti.
Dedi ki: Bize Yahyâ, Ubeydullah’tan rivayet etti.
Dedi ki: Bana Nâfi‘ haber verdi.
Dedi ki: Bana Abdullah (b. Ömer) haber verdi:
Genç, bekâr, ailesi olmayan bir delikanlı iken Nebî’nin mescidinde uyurdu.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti.
Dedi ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim, Ebû Hâzim’den, o da Sehl b. Sa‘d’dan rivayet etti. Sehl dedi ki:
Resûlullah, Fâtıma’nın evine geldi; Ali’yi evde bulamadı ve şöyle dedi:
“Amca oğlun nerede?”
Fâtıma dedi ki: Benimle onun arasında bir şey oldu; bana darıldı, çıktı ve yanımda kalmadı.
Resûlullah birine şöyle dedi:
“Bak, nerede o?”
O geldi ve dedi ki: Ey Resûlullah, o mescitte yatıyor.
Bunun üzerine Resûlullah geldi; o (Ali) uzanmıştı, ridâsı yanından düşmüş, üzerine toprak bulaşmıştı. Resûlullah onun üzerindeki toprağı silmeye başladı ve şöyle diyordu:
“Kalk, ey Ebû Turâb! Kalk, ey Ebû Turâb!”
Bize Yûsuf b. Îsâ rivayet etti.
Dedi ki: Bize İbn Fudayl, babasından, o da Ebû Hâzim’den, o da Ebû Hüreyre’den rivayet etti. Ebû Hüreyre dedi ki:
Suffe ehlinin yetmiş kişisini gördüm; onlardan hiçbirinin üzerinde bir ridâ yoktu. Ya bir izâr ya da bir örtü vardı; boyunlarına bağlamışlardı. Bunlardan kimi baldırların yarısına kadar, kimi de topuklara kadar inerdi. Avretinin görünmesinden hoşlanmadığı için onu eliyle toplardı.
Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız