Bize Ebû Ma‘mer rivayet etti. Dedi ki: Bize Abdülvâris rivayet etti. Dedi ki: Bize Eyyûb, Hafsa bint Sîrîn’den rivayet etti. (Hafsa) dedi ki:
Biz cariyelerimizi bayram günü dışarı çıkmaktan men ederdik. Derken bir kadın geldi; Benî Halef kasrına indi. Ben de ona geldim. O da şöyle anlattı:
Kız kardeşinin kocası, Nebi ile on iki gazaya çıkmıştı; kız kardeşi de onunla birlikte altı gazada bulunmuştu. Dedi ki:
“Biz hastalara bakar, yaralıları tedavi ederdik.”
(Kadın) dedi ki:
“Ey Allah’ın Elçisi! İçimizden birinin cilbabı yoksa, dışarı çıkmamasında bir sakınca var mı?”
O da dedi ki:
“Arkadaşı ona kendi cilbabından giydirsin; hayra ve müminlerin duasına şahit olsunlar.”
(Hafsa) dedi ki:
Ümmü Atıyye gelince onun yanına gittim. Ona, “Şu konuda şunu duydun mu?” diye sordum. O da “Evet.” dedi.
(Nebi’yi andığında çoğu zaman şöyle derdi: “Babam ona feda olsun.”)
(Ümmü Atıyye) dedi ki:
“Genç kızlar, perdeler ardında bulunan kadınlar —yahut genç kızlar ile perdeler ardında bulunanlar (Eyyûb şüphe etti)— ve hayızlı kadınlar çıksınlar; hayızlı olanlar namazgâhtan uzak dursunlar; hayra ve müminlerin duasına şahit olsunlar.”
(Hafsa) dedi ki:
Ona, “Hayızlılar da mı?” dedim. O da dedi ki:
“Evet. Hayızlı kadın Arafat’ta bulunmuyor mu, şuna şahit oluyor, buna şahit oluyor?”