Buhari 3163:
Ahmed b. Yûnus bize rivayet etti; Züheyr bize rivayet etti; Yahyâ b. Saîd’den; o şöyle dedi: Enes’i işittim; şöyle dedi:
“Peygamber, ensarı çağırdı; onlara Bahreyn’den (pay/gelir/yer) yazmak istedi. Onlar da ‘Hayır, Allah’a yemin ederiz ki, Kureyş’ten kardeşlerimize de bunun benzerini yazmadıkça olmaz!’ dediler. (Enes dedi ki:) Bir süre, Allah’ın dilediği kadar, bu konuda ısrar ettiler; ona tekrar tekrar söylediler. Bunun üzerine Peygamber şöyle dedi:
‘Benden sonra ağır bir kayırma göreceksiniz; sabredin; ta ki havuz başında bana kavuşuncaya kadar.’”
Buhari Cizye 4
Buhari 3164:
Ali b. Abdullah bize rivayet etti; İsmail b. İbrahim bize rivayet etti; Ruh b. Kâsım’dan; Muhammed b. Münkedir’den; Câbir b. Abdullah’tan; şöyle dedi:
“Peygamber bana şöyle demişti: ‘Bahreyn malı bize bir gelseydi, sana şöyle şöyle şöyle verirdim.’ Peygamber vefat edince, Bahreyn malı geldi. Ebû Bekir: ‘Peygamber’in yanında bir vaadi/taahhüdü olan kim varsa bana gelsin’ dedi. Ben de gidip: ‘Peygamber bana “Bahreyn malı bize gelseydi sana şöyle şöyle şöyle verirdim” demişti’ dedim. Ebû Bekir bana: ‘Avuçla’ dedi. Bir avuç aldım. ‘Say’ dedi. Saydım; beş yüz çıktı. Bunun üzerine bana bin beş yüz verdi.”
İbrâhim b. Tahmân, Abdülazîz b. Suheyb’den; Enes’ten şöyle rivayet etmiştir:
“Peygamber’e Bahreyn’den bir mal getirildi. ‘Onu mescide serpin’ dedi. Bu, Peygamber’e getirilen en büyük maldı. Derken Abbas geldi ve ‘Ey Allah’ın Elçisi! Bana ver; çünkü ben kendimi fidye ile kurtardım, Akîl’i de fidye ile kurtardım’ dedi. Peygamber ‘Al’ dedi. Abbas, elbisesine doldurdu; sonra onu taşımaya çalıştı ama kaldıramadı. ‘Birine emret de bana kaldırsın’ dedi. Peygamber ‘Hayır’ dedi. ‘Öyleyse sen kaldır’ dedi. Peygamber yine ‘Hayır’ dedi. Abbas bir kısmını döktü; sonra sırtına yüklenip gitti. Peygamber, onun hırsına şaşarak, gözünü üzerinden ayırmadan, gözden kayboluncaya kadar onu izledi. Peygamber, o paradan bir tek dirhem bile kalmadan yerinden kalkmadı.”
“Peygamber bana şöyle demişti: ‘Bahreyn malı bize bir gelseydi, sana şöyle şöyle şöyle verirdim.’ Peygamber vefat edince, Bahreyn malı geldi. Ebû Bekir: ‘Peygamber’in yanında bir vaadi/taahhüdü olan kim varsa bana gelsin’ dedi. Ben de gidip: ‘Peygamber bana “Bahreyn malı bize gelseydi sana şöyle şöyle şöyle verirdim” demişti’ dedim. Ebû Bekir bana: ‘Avuçla’ dedi. Bir avuç aldım. ‘Say’ dedi. Saydım; beş yüz çıktı. Bunun üzerine bana bin beş yüz verdi.”
İbrâhim b. Tahmân, Abdülazîz b. Suheyb’den; Enes’ten şöyle rivayet etmiştir:
“Peygamber’e Bahreyn’den bir mal getirildi. ‘Onu mescide serpin’ dedi. Bu, Peygamber’e getirilen en büyük maldı. Derken Abbas geldi ve ‘Ey Allah’ın Elçisi! Bana ver; çünkü ben kendimi fidye ile kurtardım, Akîl’i de fidye ile kurtardım’ dedi. Peygamber ‘Al’ dedi. Abbas, elbisesine doldurdu; sonra onu taşımaya çalıştı ama kaldıramadı. ‘Birine emret de bana kaldırsın’ dedi. Peygamber ‘Hayır’ dedi. ‘Öyleyse sen kaldır’ dedi. Peygamber yine ‘Hayır’ dedi. Abbas bir kısmını döktü; sonra sırtına yüklenip gitti. Peygamber, onun hırsına şaşarak, gözünü üzerinden ayırmadan, gözden kayboluncaya kadar onu izledi. Peygamber, o paradan bir tek dirhem bile kalmadan yerinden kalkmadı.”
Buhari 3165:
önceki ile aynıdır.