"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şura 30

Size isabet eden herhangi bir musibet, ellerinizin kazandığı şey sebebiyledir. Ve çoğunu affeder.

Diyanet Vakfı
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.

Kurtubi Tefsiri
Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir. Çoğunu da affeder.

“Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir”

âyetindeki:

“Kazandıklarınız sebebi iledir” âyetini Nafî’ ve İbn Amir “fe”siz olarak; diye okumuşlardır. Diğerleri ise “fe” ile okumuşlardır. Ebû Ubeyd ile Ebû Hatim harf fazlalığı ve ecir fazlalığı dolayısıyla bunu tercih etmiştir.

el-Mehdevî dedi ki: Eğer baştaki: (……..)’ın mevsule olduğu kabul edilirse, o takdirde “fe” harfinin hazfedilmedi de. kalması da caizdir. Bununla birlikte kalması daha güzeldir. Eğer şart edatı olduğu kabul edilirse, Sîbeveyh’e göre hazfedilmesi câiz olmaz. Bununla birlikte el-Ahfeş bunun câiz olacağını kabul etmiş ve delil olarak yüce Allah’ın:

“Eğer onlara itaat ederseniz, elbette siz de müşrikler olursunuz” (el-En’am, 6/121) âyetini delil göstermiştir.

Burada sözü edilen;

“musibet” el-Hasen’in açıklamasına göre masiyetlere karşılık verilen had cezalarıdır. ed-Dahhak şöyle demiştir: Kişi Kur’ân-ı Kerîmi öğrendikten sonra onu unutursa ancak işlediği bir günah sebebiyle unutur. Çünkü yüce Allah:

“Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir” diye buyurmaktadır. Acaba Kur’ân-ı Kerîm’i unutmaktan daha büyük hangi musibet olabilir! Bunu İbnu’l-Mübarek, Abdu’l-Aziz b. Ebi Revvad’dan… yoluyla zikretmiş bulunmaktadır.

Ebû Ubeyd dedi ki: Bu açıklama ancak Kur’ân okumayı terketme halinde kabul edilebilir, yoksa Kur’ân okumaya devam edip hıfzını unutmamaya çalışan birisi olmakla birlikte, elinde olmayarak unutuyor ise, onun bu tehditle hiçbir ilgisi yoktur. Bunun doğruluğunu ortaya koyan hususlardan birisi de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın Kur’ân-ı Kerîm’den bazı yerleri unutması sonra da hatırlamasıdır. Bu hususu ortaya koyan rivâyetlerden birisi de Âişe (radıyallahü anhnhâ)’nın, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan yaptığı şu rivâyettir: Peygamber bir seferinde bir adamın mescidde Kur’ân okuduğunu işitince şöyle buyurmuştur: “Allah’ın rahmeti bunun üzerine olsun. O bana şu şu sûreden unutmuş olduğum birtakım âyet-i kerimeleri bana hatırlattı.” Buhârî, IV, 1922; Müslim, I, 543, Müsned, VI. 138.

Buradaki ‘nın, anlamında olduğu da söylenmiştir. Buna göre mana şöyle olur: “Geçmişte sizin başınıza gelmiş olan herbir musibet ellerinizin kazandıkları sebebi iledir.”

Ali (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Bu âyet-i kerîme, yüce Allah’ın kitabında en çok umut veren bir âyet-i kerimedir. Çünkü eğer musibetler sebebiyle benini günahlarım bağışlanıyor ise ve pek çoğunu da Cenab-ı Allah’ın kendisi affediyor ise, artık o günahın keffareti ve yüce Allah’ın affından sonra geriye ne kalır ki!

Bu anlam yine ondan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a merfu olarak da rivâyet edilmiştir. Ali b. Ebî Tâlib (radıyallahü anh) dedi ki: Ben sizlere Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın bize söylediği şekliyle Allah’ın kitabındaki en üstün âyeti haber vereyim mi? (O yüce Allah’ın):

“Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir” âyetidir. (Peygamber devamla buyurdu ki): “Ey Ali! Size isabet eden hastalık yahut ceza ya da dünyadaki bir bela ellerinizin kazandıkları sebebi iledir. Yüce Allah ise âhirette sizi ikinci defa cezalandırmayacak kadar kerimdir. Dünyada affettiği bir şeyi affettikten sonra ise yüce Allah onun cezasını tekrar vermeyecek kadar da Halimdir.”‘ Hakim, Müstedrek, IV, 429; Müsned, I, «5.

el-Hasen dedi ki: Bu âyet-i kerîme nazil olunca, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir damarın (radıyallahü anhhatsızlıktan dolayı) seyirmesi, bir dalın çiziği, bir taşın tökezletmesi mutlaka bir günah sebebi iledir. Hiç şüphesiz Allah’ın affettikleri ise bundan da çoktur.” Hennad b. es-Serri, Zühd, 1, 249; Beyhaki, Şuabu’l-îman, VII, 153, -ayetin nüzulundan söz etmeksizin- biri Ubeyy b. Kabın sözü olarak; diğeri Katade’nin Peygamber Efedimizden mürsel bir rivâyeti olarak.

el-Hasen dedi ki: İmrân b. Husayn’ın huzuruna girdik. Bir adam şöyle dedi: Sende gördüğüm bu ağrıların neden olduğunu sormak benim için kaçınılmaz bir şeydir. İmrân dedi ki: Kardeşim yapma! Allah’a yemin ederim ben ağrıları severim. Ağrıları seven de insanlar arasında Allah’ın en sevdiği bir kimse olur. Çünkü yüce Allah:

“Size isabet eden her musibet, ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir. Çoğunu da affeder” diye buyurmaktadır. Bu ellerimin kazandıkları sebebiyledir, geriye kalanları Rabbimin affetmesi ise daha da çoktur.

Murre el-Hemdanî dedi ki: Şureyh’in elinde bir yara gördüm. Bu ne oluyor, ey Umeyye’nin babası, diye sordum, şöyle dedi: Bu “ellerinizin kazandıkları” sebebi iledir ve O, pek çoğunu da affeder.

İbn Avn dedi ki: Muhammed b. Şîrîn çokça borca batınca, bundan ötürü kederlendi ve şöyle dedi: Şüphesiz ben bu kederi çok iyi tanıyorum. Bu kırk sene öncesinden işlediğim bir günah sebebi iledir.

Ahmed b. Ebi’l-Havarî dedi ki: Ebû Süleyman ed-Daranî’ye şöyle soruldu: Akıl sahibleri acaba neden kendilerine kötülük yapan kimseleri kınamaktan vazgeçiyorlar? Şöyle dedi: Çünkü onlar yüce Allah’ın kendi günahları sebebiyle belaya maruz bıraktığını biliyorlar. Yüce Allah:

“Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir. Çoğunu da affeder” diye buyurmuştur.

İklime dedi ki: Herhangi bir kula isabet eden en ufak bir musibet ve daha büyüğü mutlaka o olmaksızın Allah’ın kendisini bağışlamayacağı bir günah sebebiyle yahutta o olmaksızın Allah’ın kendisini oraya ulaştırması sözkonusu olmayan bir dereceye nail olması sebebiyle isabet eder.

Rivâyete göre bir adam Mûsa (aleyhisselâm)’a şöyle demiş: Ey Mûsa! Sen benim için yüce Allah’tan, ne olduğunu kendisinin daha iyi bildiği bir ihtiyacımı görmesini dile. Mûsa bunu yaptı. Münacattan geri döndüğünde, adamın bir arslan tarafından paramparça edilip öldürülmüş olduğunu gördü. Mûsa: Bu neden böyle oldu Rabbim, diye sordu. Şanı yüce Allah ona şöyle buyurdu; Ey Mûsa! O benden öyle bir dereceye erişmeyi diledi ki, onun o dereceye ameli ile ulaşmayacağını biliyordum. Bundan dolayı o dereceye ulanmasına sebeb kılmak üzere onu gördüğün şekilde bir musibet ile karşı karşıya bıraktım.

Ebû Süleyman ed-Daranî bu hadisi zikrettiği vakit şöyle derdi: Böyle bir bela olmadan da o kulunu o dereceye ulaştırabilmeye kadir olanın şanı ne yücedir! Ama O dilediğini yapar.

Derim ki: Anlam itibariyle bu âyet-i kerimenin bir benzeri de yüce Allah’ın:

“Kim bir kötülük yaparsa, onun cezasını görür” (en-Nisa, 4/123) âyeti ile dile getirilmiştir. Buna dair açıklamalar daha önceden (belirtilen âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

İlim adamlarımız der ki: Bu mü’minler hakkında böyledir. Kâfire gelince, onun cezası âhirete ertelenmiştir. Bunun kâfirlere hitab olduğu da söylenmiştir. Çünkü kendilerine bir kötülük isabet ettiğinde, bu Muhammed’in uğursuzluğundan ötürüdür, diyorlardı. Yüce Allah böylelikle onlara cevap vermekte ve aksine bu sizin küfrünüzün uğursuzluğundan ötürüdür, demiş olmaktadır. Ancak birinci görüştü kabul edenler) daha çoktur, daha kuvvetli ve daha yaygın bir görüştür.

Sabit el-Bunanî dedi ki: Eziyet zamanları günahın işlendiği zamanları silip götürür, denirdi.

Diğer taraftan bu hususta iki görüş vardır: Birincisine göre bu âyet kendilerine ceza olmak üzere ergenlik yaşına gelmiş olanlar hakkında özeldir. Çocuklar hakkında ise. musibet onlar için bir sevab sebebidir. İkinci olarak da bu ergenlik yaşına gelmiş olanlar hakkında kendi nefislerinde, küçük çocuklar hakkında ise baba ve anne gibi onların dışındakiler hakkında olmak üzere umumidir. (Yani çocukların başına gelen musibetler, anne ve babaların günahları sebebi iledir). (Allah en iyisini bilendir).

“Çoğunu da affeder.” Mahiyetlerin bir çoğunu onlar için hadleri gerektiren cezalar olmamak sureti ile de affeder. el-Hasen’in yaptığı açıklamanın gereği budur. Bir diğer açıklamaya göre O; dünyada onları cezalandırmamak sureti ile isyan edenlerin çoğunu affeder anlamındadır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sura-29/,https://kutsalayet.de/sura-31/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız