Ve sonrakiler arasında benim için doğruluk dili kıl.
Diyanet Vakfı
Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!
Kurtubi Tefsiri
“Sonrakiler arasında bana bir lisanı sıdk bağışla!”
“Sonrakiler arasında bana bir lisan-ı sıdk bağışla!” İbn Abbâs: “Lisan-ı sıdk” bütün ümmetlerin onun peygamberliğini ittifakla kabul etmeleridir demiştir. Mücahid de: Ondan güzel övgüyle söz etmek demektir, diye açıklamıştır.
İbn Atiyye dedi ki: Bu müfessirlerin icmaı ile güzel övgü ve üstün makam ve mevkidir. Yüce Allah da aynı şekilde onun duasını kabul etmiştir. Her ümmet ona sımsıkı sarılmakta ve onu ta’zim etmektedir. O ise Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın getirmiş olduğu haniflik üzeredir.
Mekkî dedi ki: Bunun anlamının şöyle olduğu söylenmiştir: O, âhir zamanda kendi soyundan gelecekler arasından hakkı dimdik ayakta tutan bir kimsenin gelmesini dilemiştir, Onun bu duası Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında kabul edilmiştir.
İbn Atiyye dedi ki: Bu anlam itibariyle güzel bir açıklama olmakla birlikte âyetin lâfzı -lâfızlara tahakküm müstesna- bu anlamı vermemektedir.
el-Kuşeyrî dedi ki: O bununla kıyâmetin kopacağı vakte kadar, kendisine güzelce dua edilmesini kastetmiştir. Çünkü sevabın daha bir artıp çoğalması herkes tarafından istenen bir şeydir.
Derim ki: Yüce Allah bu isteğini vermiştir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a salât-u selâm getiren herkes mutlaka İbrahim (aleyhisselâm)’a da salât-u selâm getirmektedir. Bilhassa namazlarda ve hallerin de, derecelerin de en faziletlisi olan minberlerde bu böyledir.
“Salât” rahmet ile duadır. “Lisan”dan kasıt söylenecek sözlerdir. Lisan asıl itibariyle konuşma organıdır. el-Kutebî dedi ki: Lisan, istiare yoluyla söz söyleme yeridir. Araplar bunu bazen kinaye yoluyla kelime hakkında da kullanmaktadır. Şair el-A’şa dedi ki:
“Gerçek şu ki bana bir kelime (haber) geldi de ondan dolayı sevinemem,
Yukarılardan (bir haber); bundan ne hayrete düştüm, ne de bundan gülünür.”
Bana yukardan bir haber geldi, demektir. Fiilin müennes gelmesi ise “kelime” anlamı dolayısıyladır. Ona kardeşi el-Münteşir’in öldürüldüğü haberi gelmişti.
Eşheb’in rivâyetine göre Malik şöyle demiştir: Yüce Allah:
“Sonrakiler arasında bana bir lisanı sıdk bağışla!” diye buyurmuştur. Buna göre bir kimsenin salih olarak kendisinden övgüyle söz edilmesini sevmesinde, salih amelde bulunanlar arasında görülmeyi istemekte -bununla yüce Allah’ın rızasını kastetmesi şartıyla- bir sakınca yoktur. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ve Ben tarafımdan senin üzerine bir muhabbet bıraktım.”. (Tâ-Hâ, 20/39);
“Muhakkak îman edip salih amel işleyenlere Rahmân bir sevgi var edecektir.” (Meryem, 19/96) diye buyurmaktadır. Yani kullarının kalbinde bir sevgi ve güzel bir övgü bırakacaktır.
Yüce Allah:
“Sonrakiler arasında bana bir lisan-ı sıdk bağışla!” âyeti ile güzel bir şekilde anılmayı miras bırakacak şeyleri kazanmaya çalışmanın müstehab olduğuna dikkat çekmektedir. el-Leys b. Süleyman dedi ki: Çünkü bu ikinci defa yaşamaktır. Nitekim söyle denilmiştir:
“Bir takım kimseler vefat etmiş ama onlar insanlar arasında yaşıyorlar.”
İbnu’l-Arabî dedi ki: Zühdün şeyhlerinden muhakkik olanlar şöyle demişlerdir: Bu âyette, insana güzel övgüyü kazandıracak salih amel işlemenin teşvik edildiğine delil vardır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu öldü mü üç şey müstesna ameli kesilir…” Müslim, III- 1255; Ebû Dâvûd, III, 117; Tirmizî, III, 660; Müsned, II, 316, 350, 372.
Bir rivâyette de ağaç dikmenin ve ekin ekmenin de durumunun böyle olduğu belirtilmektedir. Aynı şekilde İslâm ülkesinin sınırlarını koruyarak (murabıtlık yaparak) ölen kimseye de kıyâmet gününe kadar ameli yazılır, durur. Biz buna dair açıklamaları daha önceden Al-i İmrân Sûresi’nde (3/200. âyetin tefsirinde) zikretmiş bulunuyoruz. Allah’a hamdolsun,