Ve şüphesiz Rabbin, elbette azizdir, rahîmdir.
Diyanet Vakfı
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kurtubi Tefsiri
Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahîmdir.
“Şüphesiz ki bunda bir âyet” şanı yüce Allah’ın kudretine dair bir alâmet
“vardır. Fakat çoğu îman etmediler.” Zira Fir’avun kavminden ancak Fir’avun hanedanının mü’mini diye bilinen Hazkiyd adındaki şahıs, onun kızı olan Fir’avun’un hanımı Âsiye, Yusuf es-Sıddîk (aleyhisselâm)’ın kabrini gösteren yaşlı kadın ve Zâ Mûsa’nın kızı Meryem îman etmişti.
Yusuf (aleyhisselâm)’ın kabrinin gösterilmesi de şöyle olmuştu: Mûsa (aleyhisselâm) İsrailoğulları ile birlikte Mısır’dan dışarıya çıkınca ay görünmedi ve karanlık oldu. Kavmine: Bu nedir? diye sorunca, ilim adamları şöyle dedi: Yusuf (aleyhisselâm)’ın ölüm vakti yaklaştığında o bizden Allah adına Mısır’dan çıkacak olursak, kemiklerini de mutlaka bizimle beraber alacağımıza dair söz almıştı. Bunun üzerine Mûsa: Hanginiz onun kabrinin nerede olduğunu bilir? diye sorunca, şöyle dedi: O kabri ancak İsrail oğullarının yaşlı kadını bilir. O kadına haber gönderdi, ona: Bana Yusûf’un kabrini göster, dedi.
Bunun üzerine kadın: Allah’a yemin ederim ki benim hükmümü vermediğin sürece böyle bir iş yapmayacağım, dedi. Ona: Hükmün nedir? diye sorunca, şöyle dedi; Benim hükmüm cennette seninle birlikte olmaktır. Bu iş ona ağır gelince, ona: Sen bu kadına istediğini ver, dediler. Bu sefer kadın da onlara Yusuf (aleyhisselâm)’ın kabrini onlara gösterdi. Orayı kazıdılar ve kemiklerini oradan çıkardılar. Kemikleri oradan aldıktan sonra yolları gündüz gibi aydınlık oldu.
Bir diğer rivâyette denildiğine göre; yüce Allah ona istediğini ver, diye vahyetti, o da bunu yaptı. Kadın da onları alıp bir su göletine götürdü. Onlara: Bu suyu çekiniz, dedi. Suyu çektiler ve Yusuf (aleyhisselâm)’ın kemiklerini çıkardılar. Yol onlar için tıpkı gündüz aydınlığı gibi apaçık görünmeye başladı. Bu husus daha önce Yusuf Sûresi’nde (12/101. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Ebû Burde’nin, Ebû Mûsa (radıyallahü anh)’dan rivâyetine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bedevi bir Arab’ın yanında misafir oldu ve ona ikram etti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: Bir ihtiyacın var mı? diye sordu. O da şöyle dedi: Üzerinde yük taşıyacağım bir deve ile sütlerini sağacağım bir kaç keçiye ihtiyacım var. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ne diye İsrailoğullarının o kocakarısı gibi olamadın?” Ashabım: İsrailoğullarının kocakarısının durumu nedir? diye sorunca, onlara Mûsa (a’.s)’a cennette onunla birlikte olma şartını koşan bu kocakarının durumunu anlattı. İbn Hibbân, Sahih, II, 501; el-Hâkim, el-Müstedrek, II, 439.
(Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır).