"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şuara 189

Onu yalanladılar, bunun üzerine onları gölge gününün azabı yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabıydı.

Diyanet Vakfı
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!

Kurtubi Tefsiri
Derken onu yalanladılar, bunun üzerine onları Yevmu’z zulle azâbı gelip yakaladı. Gerçekten o büyük bir günün azâbı idi.

“Derken onu yalanladılar. Bunun üzerine onları yevmu’z-zulle azâbı gelip yakaladı.” İbn Abbâs dedi ki: Çok şiddetli bir sıcak oldu. Yüce Allah da bir bulut gönderdi, altında gölgelenmek üzere una doğru kaçtılar. Gölgenin altında toplandıktan sonra onların üzerine bir çığlık koptu ve hep helâk oldular.

Bir diğer açıklamaya göre; yüce Allah bu bulutu başlarının üzerinde tuttu. Sıcaktan âdeta alev saçıyordu. Sonunda helâk olup öldüler. O gün dünyada görülmüş en büyük günlerden bir gün idi.

Denildiğine göre; yüce Allah onların üzerine çok sıcak bir rüzgar gönderdi, Ağaçların gölgelerine çekildiler. Yüce Allah, ağaçlığı tutuşturdu ve hepsi de yandılar.

Yine İbn Abbâs ve başkalarından rivâyete göre yüce Allah, üzerlerine cehennem kapılarından bir kapı açtı, üzerlerine son derece şiddetli bir sıcak gönderdi. Nefes alamaz oldular, evlerine girdiler, gölgenin onlara bir faydası olmadı, suyun da bir faydası olmadı. Sıcaktan piştiler, sıcaktan kaçmak için ovaya çıktılar. Yüce Allah üzerlerine bir bulut gönderdi ve bu bulut onları gölgelendirdi. Orada bir miktar serinlik, rahatlık ve hoş rüzgar buldular, Biri diğerini çağırmaya başladı, hepsi o bulut altında toplanınca yüce Allah, o bulutu alevle tutuşturdu. Altlarından yer sarsıldı, kavrulan çekirgelerin yandığı gibi yandılar ve küle döndüler. İşte yüce Allah’ın:

“…yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Sanki orada kalmamışlardı.” (Hud, 11/67) âyeti ile

“Bunun üzerine onları yevmu’z-zulle azâbı gelip yakaladı. Gerçekten o büyük bir günün azâbı idi” âyetinde anlatılan budur.

Yine denildiğine göre; yüce Allah yedi gün süreyle onları rüzgarsız bıraktı. Üzerlerine sıcağı musallat etti, nefes alamaz oldular. Ne bir gölgenin, ne bir suyun onlara faydası oldu. O bakımdan serinlemek maksadıyla dehlizlere giriyorlardı, fakat oranın dışardan daha sıcak olduğunu görüyorlardı. Nihayet çöle kaçtılar. Bir bulut onları gölgelendirdi. İşte “ez-zutle” budur. Altında bir serinlik ve bir esinti buldular. Üzerlerine ateş yağdırdı ve yandılar.

Yezid el-Cüreyrî dedi ki: Yüce Allah, geceli gündüzlü yedi gün onlara sıcağı musallat kıldı. Daha sonra uzaklardaki bir dağı yükseltti. Bir adam oraya vardı, altında nehirler, pınarlar, ağaçlar ve soğuk su olduğunu gördü. Hepsi o dağın altında toplandılar. Dağ üzerlerine düştü. İşte “ez-zulle” denilen budur.

Katâde dedi ki: Yüce Allah, Şuayb’ı iki ümmete göndermiştir. Birisi Medyenliler, diğeri ise Ashabu’l-Eyke’dir. Allah Ashabu’l-Eyke’yi ez-zulle ile helâk etti. Medyen ashabına gelince, Cebrâîl üzerlerine bir çığlık kopardı, hep birlikte helâk oldular.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/suara-188/,https://kutsalayet.de/suara-190/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız