Eyke halkı, gönderilenleri yalanladı.
Diyanet Vakfı
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Kurtubi Tefsiri
Ashabu’l-Eyke peygamberleri yalanladılar.
“Ashabu’l-Eyke peygamberleri yalanladılar.” “el-Eyk” birbirine sarmaş dolaş olmuş pek çok ağaç demektir. Bunun tekili “eyke” gelir. “Ashabu’l-Eyke” diye okuyanların kıraatine göre maksat, sık ağaçlık (orman)dır. Buna karşılık; diye okuyanlara göre de eyke kasabanın adıdır. Bununla birlikte bunlar Bekke ve Mekke gibi (aynı yerin iki), ismi olduğu da söylenir. Bu açıklamayı da el-Cevherî yapmıştır.
en-Nehhâs dedi ki; Ebû Ca’fer ve Nafî’
“Ashabu’l-eyke (yani Eyke denilen kasabalılar) peygamberleri yalanladılar.” diye okumuşlardır. Sad Sûresi’nde (38/13. âyette) de böyle okumuşlardır. Ancak kıraat âlimleri el-Hicr Sûresi’nde (15/78. âyetle) ve Kâf Sûresi’nde (50/14. âyette) geçen kelimeyi icma ile esreli okumuşlardır. O halde hakkında ihtilaf ettikleri yeri, icma’ ettikleri kıraate göre okumak gerekir. Çünkü (hepsinde) mana birdir.
Ebû Ubeyd’in naklettiği “Leyke”nin yaşadıkları kasabanın ismi olduğu ve “el-Eyke”nin bir belde ismi olduğu görüşüne gelince, bu sabit olan bir şey değildir. Bunun kim tarafından söylendiği de bilinmemektedir ki, bu hususta bir bilgi sabit olabilsin. Kimin söylediği bilinse dahi bu tartışılır iddiadır. Çünkü tefsir ve Arap dilini bilen ehil kimseler icma’ ile bu kanaatte değildirler.
Abdullah b. Vehb, Cerir b. Hâzim’den, onun da Katâde’den rivâyetine göre Katâde şöyle demiştir: Şuayb (aleyhisselâm) iki ümmete gönderilmiştir. Medyen ahalisi olan kendi kavmi ile Ashabu’l-Eyke’ye gönderilmiştir. el-Eyke ise sık ağaçlı bir ormanlık demektir.
Said’in, Katâde’den rivâyetine göre de Katâde şöyle demiştir: Ashabu’l-Eyke sık ağaçlıklı bir yer ahalisi idiler. Onların ağaçları genellikle sedir ağacı idi,
İbn Cübeyr, ed-Dahhâk’tan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Ashabu’l-Eyke -kendilerine sıcak isabet edince- dışarı çıkıp ağaçlıklar arasına girdiler. Yüce Allah üzerlerine bir bulut gönderdi. O bulutun gölgesine geçtiler, hepsi bulutun altında toplanınca yakıldılar.
Şayet bu olmasaydı bile İbn Abbâs’tan “el-Eyke”nin ağaçlık demek olduğunu söylediği rivâyet edilmiştir. Ayrıca biz dil bilginleri arasında “el-eyke”nin sık ağaçlıklı yer anlamına geldiği hususunda görüş ayrılığı da bilmiyoruz. Bazı kimselerin belirtilen iki yerde üstün ile okumalarını delil göstermelerine ve bunun; “Leyke” diye yazılmış olduğunu ileri sürmelerine gelince, bunun delil olacak bir larafı yoktur. Bu hususta kabul edilmesi gereken şudur: Bunun aslı “el-eyke”dir, daha sonra hemze hafifletilerek harekesi ondan önceki “lâm”a verildi. Böylelikle hemze düştü ve vasl elifine de ihtiyaç görülmedi. Çünkü artık lâm hareke almıştır. Bu durumda sadece esreli okunması câiz olur. Nitekim; “Kırmızı” denilirken hemze tahkik ile söylenir. Diğer taraftan; diye hemze hafifletilebilir. Bu durumda arzu edildiği takdirde ilk yazıldığı şekilde bu hemze isterse yazılır, isterse bazfedildiği için yazılması terkedilebilir ve bu takdirde de sadece esreli okunması câiz olur. Sîbeveyh dedi ki; Şunu bilelim ki munsarıf olmayan isimlerin başına “elif, lâm” gelir yahutla muzaf otursa, munsarıf gibi hareke alır. Bizler bu hususta Sîbeveyh’e muhalefet eden bir kimse olduğunu bilmiyoruz.
el-Halil dedi ki: “el-Eyke” sedir, erak ve buna benzer ufak ağaçların yetiştiği sık ağaçlık yer demektir.