"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şirkette kâr konusu

el-Harakî der ki: “Kâr, akit yapanların üzerinde anlaştıkları şartlara göredir.” Buna dair el-Muvaffak ise şöyle demiştir: Yani bu, tüm şirketlerde böyledir. Bu noktada kesin hatlarıyla belirlenmiş olan mudârebe şirketinde ise bir ihtilaf yoktur; çünkü mudârib (çalışan ortak), ameli ve emeği karşılığında kâr elde etmiş ve buna hak sahibi olmuştur. Dolayısıyla da az olsun, çok olsun ittifak edip anlaştıkları şey câizdir. Tıpkı kiraladıkları şeyin ücretini almak gibi sayılır. Bir de musâkat ile müzâraa yaparken bunlara ait ürünlerden bir şeyler almak gibi kabul edilir.

İnân şirketine gelirsek; kârın her iki taraf için malı ölçüsü kadar sayılması câizdir. Bir de mal hakkındaki fazlalığın yanında bunu eşit kılmak da câizdir. Buna ek olarak, maldaki eşitliğin yanında fazla kılmak da câizdir. Bunu, Ebû Hanîfe söylemiştir. Çünkü amel sebebiyle söz konusu kâr elde edildiğinden dolayı, her ikisinden sâdır olan amelin varlığının yanında kazanç konusundaki fazlalığı elde etmeleri de câiz olur. Bir adamın emri altında mudârebe şeklinde çalışan iki kimsenin durumu gibi sayılır. Bu şirket, sermaye ve emeğin beraber icrâ edildiği akittir; öyleyse hepsinin de kazançtan payı vardır, tek kişi de olsa durum aynıdır, ortak da olmuş olsalar durum aynıdır.

İmam Mâlik ve İmam Şâfiî ise şöyle demişlerdir: Bu akdin sâhih olmasının şartından birisi de kâr ve zararın her iki taraftaki malın miktarı ölçüsünde olmasıdır. Çünkü bu şirketteki kâr, sermayeye tâbidir. Buna dair delil ise şirket akdinin sâhih ve kârın da mutlak olmasıdır. Bu nedenledir ki şarta bağlı olarak değiştirilmesi de câiz olmaz; tıpkı indirim gibi kabul edilir.

Şöyle cevap verilmiştir: Mutlaklık, hâlin her ikisi arasında şarta bağlı olarak, kârın taksim edilip takdir edildiği ve henüz meydana gelmemiş iken, bizler sermaye ile bunu takdir ettik; çünkü ortada şart yoktur. O zaman şart olursa bu da asıl olur ve ona dönüş yapacaktır, tıpkı mudârebenin şarta dönüş yapması gibi kabul edilir. Şayet bu olmayacak olursa ve: “Kâr aramızdadır.” diyecek olursa, her ikisi arasında bu yarı yarıya takdir edilir. Emanet konusuyla da ayrılır; zira emanet, mudârebe deliline göre sadece mala taalluk eder.

Ebdân şirketine gelirsek; bu da yalnız amel/emek üzere akdedilen bir ortaklıktır. Her iki taraf, kimi zaman ziyadesiyle (kârı) elde ederler, kimi zaman da eşit alırlar. Dolayısıyla -inân şirketinde zikredildiği gibi- eşitlik yahut fazlalık noktasında ittifak edecek olurlarsa bu câizdir, hattâ daha evlâdır. Çünkü sadece amel üzere akdedilmiş bir ortaklıktır.

Vücûh şirketine gelirsek; el-Harakî’nin sözünün genel ifadesi, bunda eşitlik yahut fazlalık noktasında ittifak etmelerinin câiz olduğunu gerektirmektedir. Nitekim (Hanbelî) mezhebimizin kıyası da böyledir. Çünkü diğer şirketlerde hedeflenen kârlar, hep üzerinde ittifak edip anlaştıkları şeylerle icrâ edilmektedir, burada da durum aynıdır. Bir de bu şirket, amel ile ve başkasıyla akdedilmekte; onun için inân şirketinde olduğu gibi câiz olmaktadır. Bunun yanında vücûh şirketinde emek mevcut olduğundan, diğer şirketler gibi kâr ve kazanç konusunda ittifak etmeleri nedeniyle câiz sayılmaktadır.

İçerisinde bir ortaklığın daha bulunduğu mudârebe şirketine gelirsek —ki bu, iki malın ortak olması ve taraflardan birisinin bedeniyle iştirak etmesidir—, mesela her iki taraf bin dirhem çıkartıyor ve birbirlerine bunu ticarette kullanmasına izin veriyor, ikisi de çalışana yarıdan fazla olması durumunda kârı şart koşuyorsa, bu câizdir. Çünkü çalışan, arkadaşının bin dirhemi için çalışmıştır; mudârebe olarak çalışan ortağı ise —ihtilafsız olarak— üzerinde ittifak ettiği kârı alır.

İki taraftan birisinin malına, ikisi bedenleriyle ortak olacak olursa, mesela ikisinden birisi bin dirhem çıkartıyor ve hep birlikte de bu işte çalışıyorlarsa, o zaman âmile (çalışana) ittifak edilen şeydeki kârdan verilir. Çünkü o, kesin bir çalışandır; bu yönüyle sanki mal sahibi yanında onunla birlikte çalışmamış gibi kabul edilir.

Zikri geçen açıklamalardan elde edilen sonuca göre, her türlü şirketlerin elde edeceği kâr, üzerinde tarafların anlaştıkları şartlara göre şekillenmektedir; sadece içerisinde bir ortaklığın daha bulunduğu mudârebe şirketi bunun dışında ele alınmaktadır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mufavada-sirketi/,https://kutsalayet.de/mudarebe-sirketindeki-calisanin-payinin-takdir-edilmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız