"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sihir hakkında bir fasıla

Sihir, ağızda söylenen veya yazılan sözde bulunan veyahut sihre müptela olan kimsenin bedeni, kalbi veya aklı üzerinde direk bir temas olmadan kendisini etkisi altına alan düğüm ve rukyedir. Sihrin gerçek bir tesiri vardır. Kimi zaman kişiyi öldürecek, hasta yapacak veya kadınla kocasının arasını açıp ilişki kurmaktan engelleyecek tesiri de olur. Kimi zaman ise erkekle karısının arasını ayırıp birbirlerine öfke duymalarına sebep olur, kimi zaman da aralarına sevgi aşılar. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.

Onun ashabından bazıları ise sihrin gerçekte bir tesire sahip olmadığını, bunun sadece bir hayalden ibaret olduğunu belirtmiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Bir de baktı ki, sihirleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.” (Taha Suresi 66)

Ebu Hanife’nin ashabı ise şöyle demiştir: Sihrin bir bölümü, eğer duman vb. gibi şeylerle sihre müptela olan kişinin bedenine ulaşıyorsa, o vakit sihirden bir şeylerin hâsıl olması mümkün olur. Ama kişinin bedenine bir şeyin ulaşmadığı şekliyle hastalık ve ölüm hâsıl oluyorsa, bu mümkün olmaz. Zira bu olsaydı, o zaman peygamberlerin mucizeleri geçersiz olurdu. Çünkü mucizeler, harikulade olaylardır; mucizeler peygamberlerin –Allah’ın salât ve selâmı üzerlerine olsun– dışındaki yaratılmışlar için de mümkün olsaydı, bu takdirde peygamberlerin mucize ve delilleri geçersiz sayılmış olurdu.

İlk görüşün gerekçesi: “Ve düğümlere üfürüp büyü (sihir) yapan üfürükçülerin şerrinden Allah’a sığınırım.” (Felak Suresi 4) buyruğudur. Yani nefesleriyle düğümlerin üzerine üfüren üfürükçü kadınların şerrinden Allah’a sığınırım, demektir. Eğer sihir ve büyü gerçekte olmasaydı o vakit Yüce Allah, bundan dolayı kendisine sığınılmasını emir buyurmazdı.

Allah Teâlâ buyurur ki: “Çünkü insanlara sihri ve Babil’de Hârût ile Mârût isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Onlar, o iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı.” (Bakara Suresi 102)

Hz. Aişe’den rivayete göre, kendisi şöyle demiştir: Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e büyü yapıldı. Öyle etkiledi ki, yapmadığı bir şeyi yapmış olduğunu tahayyül eder oldu. Hatta bir gün onu dua ederken gördüm. Bana: “Farkına vardın mı? Allah Teâlâ kendine sorduğum hususu bana açıkladı. Bana iki adam geldi. Biri başucumda diğeri ayakucumda oturdu. Bir diğerine: ‘Bu kişinin ağrısı ne?’ dedi. Öbürü: ‘Büyülenmiş.’ dedi. ‘Kim büyülemiş?’ deyince öteki: ‘Lebid b. el-Asam.’ diye cevapladı. ‘Ne ile büyü yapmış?’ deyince de: ‘Tarak, taranınca dökülen saç ve erkek hurma çiçeğinin kapçığı ile.’ dedi. ‘Peki, büyü nerede?’ demesine de ‘Zervan kuyusunda.’ diye cevap verdi.” diye anlattı.

Bu şekilde Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e büyü yapıldığı ortaya konmuş oldu. Kuşkusuz sihirbaz ve büyücülerden adeta yalanlanması mümkün olmayacak şekilde birtakım haberleri de gelmiştir. Ama bu, mucizeleri iptal ve geçersiz kılmaya dair bir gerekçe sayılmaz. Zira onlar, asla Peygamberlerin –Allah’ın salât ve selâmı üzerlerine olsun– getirdikleri mucizelere ulaşamazlar ve onları ortadan kaldıramazlar. Bunun yanında asa ve yılanları yürütmüş olmaya götürmüş olması da bir zorunluluk ifade etmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kufre-zorlama-ikrah-konusu/,https://kutsalayet.de/sihir-ogretmek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız