O, bunun sonucundan korkmaz.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve (ve) la (korkmaz) yahafu (korkar) ukbaha (sonucundan)
Mukatil Tefsiri
Müfessir burada takdim-tehir bulunduğunu söylemektedir. Buna göre anlam:
“Onların en bedbahtı ileri atıldığında… ve o, Allah’ın vereceği sonuçtan korkmadı.”
şeklindedir.
Deveyi kesen kişinin Allah’ın azabından korkmadığı kastedilmektedir.
Rivayete göre içki içen ve kötülük işleyen dokuz kişilik bir topluluk vardı. Bunların arasında deveyi kesen Kudâr b. Kudeyre ile Sâlif, Ced‘a, Kîl, Cezîl, Hüzeyl, Cemâl b. Mâlik, Hubâbe b. Ezâz ve Cemîl b. Cevâd bulunuyordu.
Bu husus şu ayette de zikredilmiştir:
“Şehirde dokuz kişilik bir topluluk vardı; yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, ıslah etmiyorlardı.” (Neml 48)
Ebû Sâlih şöyle demiştir: Bu isimlerden bazılarının, Neml Suresi’nde zikredilen deveyi kesenlerin isimleriyle uyuştuğu söylenmiştir. Bu bir görüştür. Diğer isimler ise başka bir topluluğun görüşüdür. En doğrusunu Allah bilir.
Taberi Tefsiri
Bu ayetin anlamı hakkında müfessirler arasında görüş ayrılığı vardır. Bir grup âlim, ayetteki öznenin Allah olduğunu söylemiştir. Buna göre anlam şöyledir: Allah onları helâk ettikten sonra bunun sonucundan, bunun ardından gelecek herhangi bir karşılıktan veya sorgulamadan korkmaz. Çünkü O mutlak hüküm sahibidir, yaptığından dolayı sorgulanmaz. İbn Abbas bu ayeti, “Allah yaptığı şeyden dolayı hiçbir kimsenin kendisinden hesap sormasından korkmaz” şeklinde açıklamıştır. Hasan-ı Basrî de “Bu, bizim Rabbimizdir. Onlara yaptığının sonucundan korkmaz” demiştir. Yine Hasan’dan gelen başka rivayetlerde “Onların helâk edilmelerinin ardından gelecek herhangi bir sorumluluktan korkmaz” açıklaması nakledilmiştir. Katâde de ayeti, “Allah onlar hakkında verdiği hükümden dolayı kendisine bir şey yapılacağından korkmaz” şeklinde yorumlamıştır. Mücahid de açıkça “Allah bunun sonucundan korkmaz” demiştir. Bekr b. Abdullah el-Müzenî de aynı şekilde “Allah herhangi bir sorumluluktan korkmaz” görüşünü benimsemiştir.
Başka bir grup müfessir ise ayetteki öznenin Allah değil, deveyi kesen kişi olduğunu söylemiştir. Buna göre anlam şöyledir: Deveyi kesen kişi, yaptığı işin sonucundan korkmadı. Dahhâk, “Deveyi kesen adam işlediği fiilin sonucundan korkmadı” demiştir. Süddî de aynı görüşü benimsemiş ve “Yaptığı şeyin sonucundan korkmayan kişi, deveyi kesen adamdır” şeklinde açıklamıştır.
Taberî daha sonra kıraat farklılıklarından söz eder. Hicaz ve Şam kıraat imamlarının çoğu ayeti “Artık bunun sonucundan korkmaz” şeklinde okumuşlardır. Irak kıraat imamlarının çoğu ise “Ve bunun sonucundan korkmaz” şeklinde okumuşlardır. Taberî’ye göre her iki kıraat de meşhurdur ve anlam bakımından birbirine aykırı değildir; bu yüzden hangisiyle okunursa okunsun doğru kabul edilir.
Bundan sonra Taberî, sûrenin sonundaki kelimelerde bulunan imâle ve fetha uygulamalarını, Kûfe, Medine, Basra ve Şam kıraat ekollerinin bu husustaki tercihlerini uzun uzadıya açıklamış; bazı kıraat imamlarının “onu izledi”, “onu yaydı ve döşedi”, “onun sonucundan” anlamındaki ayet sonlarını imâle ile, bazılarının ise fetha ile okuduklarını belirtmiştir. Ona göre Arap dilinin en fasih kullanımı, sûre başından sonuna kadar ayet sonlarındaki ses uyumunu koruyacak şekilde okumaktır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…