"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şems 15

O, sonucundan korkmadı.

Diyanet Vakfı
11, 12, 13, 14, 15. Semud kavmi azgınlığı yüzünden (Allahın elçisini) yalanladı. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, Allahın Resulü onlara: «Allahın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felaket gönderdi de hepsini helak etti. (Allah, bu şekilde azap etmenin) akıbetinden korkacak değil ya!

Kurtubi Tefsiri
Ve O, bunun sonucundan korkmaz.

Yani yüce Allah; herhangi bir kimsenin helâk edilişinin sorumluluğu, gelir kendisini bulur diye, korkmaksızın onlara bu işi yaptı. Bu açıklamayı İbn Abbâs, el-Hasen, Katade ve Mücahid yapmıştır.

“Ukbâhâ”

“Bunun sonucu” lâfzındaki “he” “bu” zamiri yapılan işe racidir.

Peygamber efendimizin: “Men iğtesele yevme’l-cumuati fihâ veni’met” “Kim cuma günü gusledecek olursa, o ne güzel ve ne iyi bir iş yapmış olur.” “Gusledecek” yerine “abdest alacak” lâfzıyla: Tirmizî, II, 369; Dârimi, I, 434; Ebû Davud, I, 97; Nesâî, III, 94; İbn Mace, I, 347; Müsned, V, 8, 11, 16, 22; Tayalisi, Müsned, I, 192. demesindeki “zamir”in yapılan işe raci olması gibidir,

es-Süddi, ed-Dahhâk ve el-Kelbî şöyle demişlerdir; Zamir deveyi kesene racidir. Yani o deveyi kesen kişi yaptığı işin akibetinden korkmadı. Bu açıklamayı da İbn Abbâs yapmıştır. İfadede takdim ve tehir vardır ki bunun anlamı şudur: Onların en bedbahtları onun akıbetinden korkmaksızın kalkıp gittiğinde…

Şöyle de açıklanmıştır: Allah’ın Rasûlü Salih, kavminin helâk edilmesinin akıbetinden korkmadı, onların azabından kendisine birtakım zararların geleceğinden çekinmedi. Çünkü o kendilerini korkutup uyarmıştı. Yüce Allah da kavmini helâk edince onu kurtarmıştı:

Nâfi’ ve İbn Amir

“korkmaz” âyetinin başındaki olumsuzluk lâfzını “fe” ile; “Felâ” diye okumuştur. Daha güzel olan şekil budur. Çünkü bu, birinci anlam ile alakalıdır. Yani yüce Allah, onların helâk ediliş akıbetinden korkmaz. Diğerleri ise “vav” ile okumuşlardır. Bu da ikinci anlama daha uygun düşmektedir. Kâfir yaptığı işin akıbetinden korkmaksızın (bu işi yaptı), demektir.

İbn Vehb ve İbnu’l-Kasım, Mâlik’ten naklen şöyle dediler: Malik bize dedesine ait bir mushaf çıkardı. Osman b. Affan’ın halifeliği döneminde sair mushafları yazdığı vakit, kendisinin de bu mushafı yazmış olduğunu söyledi. Orada;

“Ve o… korkmaz” âyetini “vav” ile; “Velâ yehâfu” diye yazılı olduğunu gördü. Mekkelilerin ve Iraklıların mushaflarında bu böylece “vav” iledir. Ebû Ubeyd ve Ebû Hatim de onların mushaflarına uyarak bu şekli tercih etmişlerdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sems-14/,https://kutsalayet.de/leyl-1/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız