Şefi olan şahıs müşteriden ortağın payını akitle belirlenmiş semene mukabil olarak alır. Çünkü şefi, bu paya sadece alışverişle hak sahibi olmuştur; dolayısıyla ona semenle de hak sahibidir, tıpkı müşteri gibi.
Semen, şayet dinar yahut dirhem cinsinden olursa, şefi olan şahıs bunların mislini verir. Misli olmayanlardan olursa -elbise ve hayvan gibi- bu durumda şefi, semenin kıymetiyle ortağın payına hak sahibi olur. Bu da ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. Rey ashabı ve İmam Şafii de bunu ifade etmiştir. Çünkü bu, semenin iki türevinden birisi olduğu için satılan malda da şuf’a hakkının sabit olması caiz olur, misli olanlarda olduğu gibi.
Eğer semen misli olanlardan olur ve -hububat ve yağlar gibi- semeni olmazsa, bunun hakkında (Hanbeli olan) arkadaşlarımız: Şefi bunu misli olarak alır; çünkü bunlar misli olan mallardandır. Dolayısıyla da semenler gibi sayılırlar, demişlerdir. Rey ashabı ile Şafii ashabı da bunu söylemiştir. Şefi (şuf’a hakkını kullanan) olan şahıs, müşteriden ortağın payını akitle belirlenmiş semene mukabil olarak alır. Şayet ikisi bir miktarla alım-satım yapar sonra ziyade yahut eksiltmek suretiyle muhayyerlik zamanında değişiklik yaparlarsa, bu değişiklik şefi hakkında sabit olur; çünkü şefi’in hakkı ancak akdin tamamlanması durumunda sabit olur.
Semen, vadeyle olursa -tam olması durumunda- şefi bu vadeyi alır. Aksi halde tam olarak tazminci edinir ve alır. Bunu, İmam Malik ve İshak söylemiştir. Çünkü şefi, semenin miktarı, sıfatı ve sıfatından söz konusu olan vadesi noktasında müşteriye tabiidir. Zira peşin konuda, vade üzere bir ziyade söz konusu olacağından bu -miktarın ziyadesinde olduğu gibi- şefi’îye zorunlu değildir.
Sevri: O, ancak peşin olarak nakitle onu alabilir, demiştir. Ebu Hanife ise şöyle der: Onu ancak peşin semenle alabilir yahut vadenin geçmesini bekler, sonra alır. Çünkü onu vadeyle alması demek, şefi’in zimmetinin kabulünün müşteriye ilzam etmeye götürmektedir. Zimmetler ise misli misline olmaz.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa zimmetler bağlamında onların zikrettikleri ifadeye bakarsak biz, şefi yahut onun tazmincisi -ki o malını muhafaza etmektedir- hakkında onu tam ve eksiksiz bulmadığımız sürece bunu ona gerekli görmeyiz. Bu durumda o ikisinin bunda ihtilaf içerisinde olmalarının bir zararı olmaz.