Safların hepsi mescid içerisinde olduğu sürece birleştirilmiş olmasına itibar edilmez. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Çünkü mescidler cemaatler için bina edilmiş olduğundan, içerisinde bulunulduğu müddetçe cemaat meydana gelmiş demektir.
Şayet imama uyan kişi mescidin dışında olursa yahut cemaatten her biri mescid dışında bulunursa, imama uymaları sahihtir. İster imamın aynı seviyesinde bulunsunlar isterse imamdan seviye olarak daha yüksek bir yerde olsunlar, fark etmez. Ama safların bitişik olması ve arkadan (bakıldığında) imamın görülmesi şartı ile bu geçerli olur. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür ancak iki görüşünden birisine göre imam ile cemaatin arasını yol gibi ayıracak bir engelin bulunmaması gerekir.
İmama uyma noktasında bu durumun engel teşkil etmeyeceği şeklinde cevap verilmiştir. Zira bu hususta bir yasak varit olmadığı gibi, bu anlama gelecek bir şey de yoktur. Dolayısıyla bu durumda –saflar arasında az bir aralığın bulunması gibi– imama uyulmasının sıhhatini engelleyecek bir şey yoktur.
Safların muttasıf (birleşik) olmasının manası; adeten arada uzak bir mesafenin bulunmaması ve imama uymayı engellememesi halidir. Çünkü bu hususta sınırı belirleyecek bir nass varit değildir ki ona müracaat edilsin ve itimad edilen bir icma da yoktur. Öyleyse bu durumda örfe müracaat edilmesi gerekmektedir.
İmamı ya da arkasındakini görmeme meselesi:
İmamı ya da arkasındakini görmeme gibi, imam ile uyan cemaat arasında bir engel varsa, bu konuda iki rivayet gelmiştir:
Bunda imama uymak sahih olmaz; çünkü genelde bu durumda imama uymak mümkün olmaz.
İmama uymak sahihtir. Çünkü imama uymak imkân dahilindedir. Körün durumunda olduğu gibi, imama şahit olmasa dahi namazı sahih olur. Çünkü şahit olmak, imamın halini bilmesine dayanır. Tekbir almasıyla da bu bilgi meydana geleceğinden, sanki onu görmüş gibi hükümde değerlendirilir.
Şahit olmayı kabul ettiğimiz her yerde, imamın arkasından şahit olma yeterli gelecektir. İster önünden, sağından, solundan olsun ve isterse arkasındaki saf cihetinden olsun, fark etmez. Şayet söz konusu şahit olma, namazın bazı pozisyonlarında meydana geliyor ise o zaman açık görüşe göre bu namaz da sahih olur. Çünkü bu minvalde gelen Hz. Aişe rivayetinde, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), gece namazını odasında eda ederdi. Odanın duvarı ise kısa idi. İnsanlar da Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şahsını görüp buna göre O’nun namazına uyarak namazlarını kılıyorlardı…” Açık olan şu ki; sahabe, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namazında o kıyama kalktığı vakit kendisini görüyorlardı.
İmam ile cemaat arasında yol, nehir gibi engel olursa:
Şayet imam ile cemaat arasında bir yol ya da gemilerin geçtiği bir nehir varsa, bu noktada iki görüş yer almaktadır:
Bu durumda imama uymak sahih olmaz. el-Muvaffak der ki: Arkadaşlarımızın tercihi ve Ebu Hanife’nin mezhebi de bu yöndedir. Çünkü yol, namaz kılınacak mahal olmayacağından safların muttasıf olmasına engel teşkil eder.
İmama uymak sahihtir. el-Muvaffak der ki: Bana göre doğru olan görüş de budur. İmam Malik ve İmam Şafii’nin mezhebi de bu doğrultudadır. Çünkü bunu men eden ne bir nass, ne icma ve ne de bu anlamda bir şey gelmiştir.
Şayet bu durum cenaze, cuma ya da bayram namazında olursa, yine bunu etkilemez; çünkü bunların yolda kılınması da sahihtir.