Onu çıplak bir yere attık — hasta idi.
Diyanet Vakfı
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Kurtubi Tefsiri
Biz, onu hasta olduğu halde apaçık bir yere bıraktık.
“Biz, onu hasta olduğu halde apaçık bir yere bıraktık. Üzerine kabak türünden bir ağaç bitirdik” âyeti ile ilgili olarak rivâyet edildiğine göre balık onu Musul yakınlarındaki bir kasabanın kıyısına bıraktı. İbn Kusayt, Ebû Hüreyre’den naklen dedi ki: Yûnus etrafı açık bir yere atıldı. Allah da onun üzerine yaktın (kabak türü) bir bitki bitirdi. Biz ona: Ey Ebû Hüreyre yaktın nedir? diye sorduk, dedi ki: Bu kabak bitkisidir. Yüce Allah ona yabani bir dişi dağ keçisi müsahhar kıldı. Bu da yerin bitirdiklerinden yemeye koyuldu. Sabah-akşam bu keçi ona gelir ve bacaklarını açarak sütünden içirirdi. Kendisine gelinceye kadar bu böyle devam etti.
Said b. Cübeyr de İbn Abbâs’tan dedi ki: Balık onu deniz kıyısında bir yere bıraktı. Onu hilkatinde hiçbir eksik olmayan, yeni doğmuş bir bebek gibi bıraktı.
Yine denildiğine göre balık Yûnus’u deniz kıyısına bırakınca yüce Allah onun üzerine yaktın denilen bir ağaç yetiştirdi. Bu nakledildiğine göre kabaktır. Onun üzerine öz suyunu damlatıyordu, ta ki eski gücüne kavuşuncaya kadar. Daha sonra bir gün bu ağacın bulunduğu yere döndüğünde kurumuş olduğunu gördü, üzüldü ve onun için ağladı. Bu hali dolayısıyla ona sitemle şöyle denildi: Bir ağaç için üzülüp ağladın da. Dostun İbrahim’in çocuklarından İsrailoğullarından yüzbin kişi düşmanın elinde esir oldukları halde, onlar için üzülmedin ve hepsinin helâk edilmesini istedin.
Bu ağacın incir ağacı olduğu da söylenmiştir. Muz ağacı olduğu da söylenmiştir. Bu ağacın yapraklarıyla örtünmüş, dallarıyla gölgelenmiş ve onun meyvesinden yemişti. Ancak çoğunluk bunun -ileride geleceği üzere- yaktiin (kabak) olduğu görüşündedir.
Daha sonra yüce Allah onu seçti, salihlerden kıldı. Kavmine gidip yüce Allah’ın onların tevbelerini kabul ettiğini söylemesini emretti. Kavmine gitmek üzere yola koyuldu, bir çoban ile karşılaştı. O çobana Yûnus’un kavmini, durumlarını, nasıl olduklarını sordu. Durumlarının iyi olduğunu söyledi, rasûllerinin kendilerine dönmesini ümit ettiklerini bildirdi. Bu sefer ona: Git, Yûnus ile karşılaştım diye onlara haber ver, dedi. Bu sefer çoban: Bir şahit olmadıkça ben bunu yapamam dedi. Bunun üzerine koyunlarından birisini tayin ederek: Bu senin Yûnus ile karşılaşmış olduğuna şahitlik edecektir, dedi. Çoban: Bu da nasıl olur deyince, Yûnus: Şu üzerinde bulunduğun yer de senin Yûnus ile karşılaştığına şahitlik edecektir. Yine: Bu nasıl olur? deyince, Yûnus: Şu ağaç da senin Yûnus ile karşılaştığına şahitlik edecektir, dedi. Çoban kavmine döndü ve Yûnus ile karşılaştığını onlara bildirince, onu yalanladılar, hatta ona kötülük yapmak istediler. Onlara: Bana ceza vermekte acele etmeyin, sabahı bekleyin. Sabah olunca onları alıp Yûnus ile karşılaştığı yere gitti. Yerden konuşmasını istedi, yer onlara Yûnus ile karşılaştığını bildirdi. Koyuna, ağaca konuşmalarını söyledi. Her ikisi de çobanın Yûnus ile karşılaşmış olduğunu bildirdi. Bundan sonra da Yûnus yanlarına geldi.
Bu haberi ve ondan öncekini Taberî -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- zikretmiş bulunmaktadır.
“Biz onu… bıraktık.” Onu at(tır)dık, demektir. Onu bıraktık, terkettik, diye de açıklanmıştır.
“Apaçık bir yere” sahraya demektir. Bu açıklamayı İbnu’l-Arabî yapmıştır. el-Ahfeş düzlük bir yere. Ebû Ubeyde genişçe bir yere, diye açıklamıştır. el-Ferrâ” dedi ki: Bu boş yer demektir. (Devamla) dedi ki: Ebû Ubeyde dedi ki: Boş yer anlamındadır. Daha sonra da Huzaalılardan bir adama ait şu beyiti zikretmektedir:
“Ve ben tökezleyeceğinden korkmaksızın bir ayağımı kaldırdım,
Açık, düzlük yere de elbiselerimi bıraktım.”
el-Ahfeş yüce Allah’ın:
“Hasta olduğu halde” âyeti hakkında dedi ki: “Hasta” kelimesinin çoğulu şekillerinde gelir.
Yüce Allah bu sûrede: “Biz onu… apaçık bir yere bıraktık” diye buyurduğu halde, Nun ve’l-Kalem Sûresinde:
“Eğer ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsa idi, bomboş bir çöle kınanmış halde atılacaktı.” (el-Kalem, 68/49) diye buyurmaktadır. (Bu nasıl izah edilir?)
Buna cevab şudur: Burada yüce Allah bize onu kınanmış olmaksızın boş bir yere atmış olduğunu haber vermektedir. Eğer Allah’ın rahmeti olmasaydı, kınanmış olduğu halde boş yere atılmış olacaktı. Bu açıklamayı en-Nehhâs yapmıştır.