Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kebura (çok büyüktür) makten (bir nefret olarak) inde’llahi (Allah katında) en tekulu (söylemeniz) ma la tef’alun (yapmadığınız şeyi).
Mukatil Tefsiri
“Allah katında büyük bir nefret sebebidir” ifadesi, Allah’ın hoşnutsuzluğunun ve bu davranışa karşı duyduğu büyük buğzun büyüklüğünü ifade eder. Bu sözle Allah müminlere öğüt vermektedir. Bunun sebebi şuydu: Müminler, “Allah’a en sevgili olan amelin hangisi olduğunu bilsek onu öğrenirdik” demişlerdi.
Taberi Tefsiri
Yani sizin yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Rabbiniz katında son derece büyük bir buğz ve hoşnutsuzluk sebebidir. Tefsir âlimleri bu ayetin hangi sebeple indirildiği hususunda farklı görüşler nakletmişlerdir.
Bir grup müfessire göre bu ayet, Allah’ın en çok sevdiği ameli öğrenmek isteyen bazı müminler hakkında nazil olmuştur. İbn Abbas’tan nakledildiğine göre cihad henüz farz kılınmadan önce müminlerden bazıları, “Keşke Allah bize kendisine en sevgili olan ameli gösterse de onu yerine getirsek” diyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ peygamberine, kendisine en sevgili amelin şüpheden uzak bir iman ve imanı reddedip ona karşı çıkan kimselere karşı cihad etmek olduğunu bildirdi. Ancak cihad emri geldiğinde müminlerden bazıları bunu ağır buldu ve hoş karşılamadı. Bunun üzerine Allah Teâlâ onları kınayarak: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” buyurdu.
İbn Abbas’tan gelen başka bir rivayette de bazı kimselerin, “Allah’a yemin olsun ki Allah’ın en çok sevdiği amelin ne olduğunu bilsek onu mutlaka yapardık” dedikleri aktarılmıştır. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir” (Saff 2-3) ayetlerini ve devamında “Şüphesiz Allah kendi yolunda, sanki birbirine kenetlenmiş sağlam bir bina gibi saf bağlayarak savaşanları sever” (Saff 4) ayetine kadar olan bölümü indirmiş ve böylece kendisine en sevgili olan ameli onlara bildirmiştir.
Ebû Sâlih’den gelen rivayete göre de insanlar, “Allah katında en sevgili ve en faziletli amel hangisidir?” diye sordular. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?” (Saff 10) ayetini indirdi. Ancak bazıları bu emrin gereğini yerine getirmekte isteksiz davranınca Allah Teâlâ onları, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” (Saff 2) ayetiyle uyardı.
Mücâhid’den nakledilen rivayete göre ise bu ayet, Ensar’dan bir grup hakkında nazil olmuştur. Bunların arasında Abdullah b. Revâha da bulunuyordu. Bir mecliste otururlarken, “Allah’ın en çok sevdiği ameli bilsek onu ölünceye kadar yapardık” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu ayetleri indirdi. Abdullah b. Revâha da bu emre bağlı kalarak, “Ölünceye kadar Allah yolundan ayrılmayacağım” dedi ve sonunda şehit edildi.
Diğer bazı âlimler ise ayetin, gerçekte yapmadıkları iyilikleri yapmış gibi anlatan birtakım kimseler hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Katâde’den nakledildiğine göre bazı insanlar savaşta yapmadıkları işleri yapmış gibi gösteriyor, “Savaştım, vurdum, şöyle yaptım, böyle yaptım” diyerek övünüyorlardı. Oysa söyledikleri şeyleri gerçekte yapmamışlardı. Bunun üzerine Allah onları çok ağır bir şekilde öğütleyerek bu ayetleri indirdi.
Katâde’nin başka bir rivayetinde de bazı kişilerin savaş meydanında elde etmedikleri başarıları elde etmiş gibi anlattıkları, bunun üzerine Allah’ın onları çok etkili bir öğütle uyardığı ve “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” (Saff 2) buyurduğu aktarılmıştır. Dahhâk da bu ayetin, savaşta gerçekleştirmediği vurma, yaralama ve öldürme fiillerini yapmış gibi anlatan kişiler hakkında nazil olduğunu söylemiş ve Allah’ın onların bu davranışını, “Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir” (Saff 3) buyurarak kınadığını nakletmiştir.
Başka bir grup müfessir ise ayetin münafıklar hakkında nazil olduğunu söylemiştir. İbn Zeyd’den gelen rivayete göre münafıklar Peygamber’e ve müminlere, “Siz savaşa çıkarsanız biz de sizinle çıkarız, sizi destekler ve yardım ederiz” diyorlar, fakat söylediklerini yerine getirmiyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ onların bu davranışını kınayarak, “Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir” (Saff 3) buyurdu.
Taberî ise bu görüşler arasında en doğru olanın, ayetin Allah’ın en sevdiği ameli öğrenmek istediklerini söyleyen ve bunu öğrendikten sonra bir kısmı gereğini yerine getirmekte zayıflık gösteren müminler hakkında nazil olduğunu söyleyen görüş olduğunu belirtmektedir. Çünkü Allah Teâlâ ayette doğrudan doğruya müminlere hitap etmiş ve “Ey iman edenler!” (Saff 2) buyurmuştur. Eğer ayet münafıklar hakkında olsaydı onlar iman sıfatıyla anılmazlardı. Ayrıca burada bilinçli bir yalan söylemekten ziyade, insanların samimi olarak Allah’ın en sevdiği ameli öğrenmek istemeleri, fakat onu öğrendikten sonra bazılarının bu yükümlülüğü yerine getirmekte zorlanmaları söz konusudur. Bununla birlikte içlerinden bazıları verdikleri söze sadık kalmış, Allah’ın emrini yerine getirmiş ve bu sebeple üstünlük ve fazilet kazanmışlardır.
Müellif daha sonra ayetin dil yönünden açıklamasına da yer vermektedir. Basra ve Kûfe dil âlimleri, “Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir” (Saff 3) ayetindeki “nefret” anlamına gelen kelimenin cümledeki görevini ve irabını farklı şekillerde açıklamışlardır. Basralı dilciler bunun açıklayıcı bir ifade olduğunu söylerken, Kûfeli dilciler cümlede takdir edilmiş bazı unsurlar bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Taberî ise en doğru görüşün, bu kelimenin açıklayıcı bir unsur olarak kullanıldığı görüşü olduğunu belirtmiş ve bunu Arapların “Bu söz ne büyük bir sözdür” şeklindeki kullanımına benzetmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…