Hani Musa kavmine demişti: “Ey kavmim! Niçin beni incitiyorsunuz? Halbuki siz benim Allah’ın size gönderdiği bir elçi olduğumu biliyorsunuz.” Onlar sapınca, Allah da kalplerini saptırdı. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Diyanet Vakfı
Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allahın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Kurtubi Tefsiri
Hani Mûsa kavmine: “Ey kavmim! Gerçekten benim Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar sapıp eğrilince Allah da kalplerini çevirdi. Allah fâsıklar topluluğunu hidâyete iletmez.
Yüce Allah cihâdın durumunu sözkonusu edince
“Hani Mûsa kavmine… demişti” âyeti ile Mûsa ve Îsa’nın tevhidi emredip Allah yolunda cihad ettiklerini ve onların emirlerine aykırı davrananların ilâhî cezaya maruz kaldıklarını açıklamaktadır.
Ey Muhammed, sen kavmine şu kıssayı anlat, demektir.
“Ey kavmim! Gerçekten benim Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu” ve peygambere saygı gösterilip onun tazim edilmesi gerektiğini
“bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?”
Bu eziyet daha önce el-Ahzab Sûresi’nin sonlarında (33/69- âyetin tefsirinde) geçtiği gibi; hayalarının şişkin olduğu iftirasında bulunmalarıdır. Karun kıssasında sözü edilen Karun’un bir kadına Mûsa hakkında kendisi ile zina ettiğini iddia etmesini telkin etmesi (bk. el-Kasas, 28/76-77. âyetlerin tefsiri) onların:
“Ey Mûsa! Onların nasıl tanrıları varsa, sen de bize böyle bir tanrı yap!” (el-Araf, 7/138) demeleri ve:
“Sen ve Rabbin gidiniz, savaşınız.” (el-Mâide, 5/24) demeleri ile: Harun’u sen öldürdün, demeleri -ki bu husus da daha önceden (el-Araf, 7/155. âyetin tefsirinde) geçmiş idi- hep ona yaptıkları eziyetler arasındadır.
“Bildiğiniz” âyetinin başına: gelmesi tekid içindir. Hakkında hiçbir şüphenizin sözkonusu olmadığı kesin bir şekilde bildiğiniz halde… anlamındadır.
“Onlar” hakları
“sapıp eğrilince Allah da kalplerini” hidayetten
“çevirdi.”
Bir başka açıklamaya göre:
“Onlar” itaatten
“sapıp eğrilince Allah da kalplerini” hidayetten
“çevirdi” demektir. Bir diğer açıklamaya göre:
“Onlar” imandan
“sapıp eğrilince Allah da kalplerini” sevaptan
“çevirdi” demektir.
Yine denildiğine göre; onlar Rasûle saygı göstermek ve Rabbe itaat etmek gibi emrolunduklarını terkedince; yüce Allah bu yaptıklarına karşılık onlara ceza olmak üzere kalplerinde sapıklığı yarattı.