De ki: “Ben sizden buna karşılık bir ücret istemiyorum. Ve ben yükümlülük taslayanlardan değilim.”
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir şeyler uyduranlardan da değilim.
Yüce Allah buyuruyor ki:
“De ki: Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Vahyi tebliğ etmem karşılığında bir mükâfat istemiyorum. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan daha önceden sözedilmediği halde ondan zamir ile sözedilmiştir. Bunun yüce Allah’ın:
“Aramızdan bu zikir onun üzerine mi indirildi?” (Sâd, 38/8) âyetine raci olduğu da söylenmiştir.
“Ve ben kendiliğinden bir şeyler uyduranlardan da değilim.” Yani ben bir şeyler uydurmak için kendimi zorlamıyorum ve emrolunmadığım şeyleri uydurup söylemiyorum.
Mesrûk, Abdullah b. Mesud’dan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Bilmediği şey hakkında kendisine soru sorulan bir kimse bilmiyorum desin ve tekellüfe kaçmasın (bir şeyler uydurmaya kendisini zorlamasın). Çünkü onun: Bilmiyorum demesi dahi bir ilimdir. Zaten yüce Allah peygamberine:
“De ki: Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir şeyler uyduranlardan da değilim” demesini emir buyurmuştur.
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan da şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Mütekellih (bilmediği şeyleri söylemek için kendisini zorlayan kimse)’in üç tane alameti vardır. Kendisinden yukarıda olanlarla tartışır, asla nail olamayacağı şeyleri elde etmeye kalkışır ve bilmediği şeyleri söyler.” Deylemî, Firdevs, III, 328.
Dârâkutnî, Nafî’den, o İbn Ömer’den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) seferlerinden birisinde bir gece yol aldı. Büyükçe bir havuzunun başında oturmakta olan bir adamın yanından yolları geçti. Ömer ona: Ey bu havuzun sahibi, bu gece yırtıcı hayvanlar gelip senin bu havuzundan su içtiler mi diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Ey havuzun sahibi, bu adama sorduğunun cevabını verme. Çünkü bu gereksiz yere kendisini zora koşan bir kimsedir. (Eğer içmişlerse) karınlarında taşıdıkları kendilerinindir, geriye kalan da bizim için hem bir içecektir, hem bir temizlenme suyu” Dârâkutnî, I, 26.
Muvatta’’da Yahya b. Abdurrahman b. Hatıb’dan rivâyete göre Ömer b. el-Hattâb aralarında Amr b. el-As’ın da bulunduğu bir kafile ile birlikte yola çıkmıştı. Nihayet bir havuzun başına geldiler. Amr b. el-As: Ey havuzun sahibi, yırtıcı hayvanlar senin bu havuzuna geliyorlar mı? diye sordu. Ömer: Ey havuzun sahibi, bize haber verme, çünkü biz yırtıcı hayvanların olduğu yere gittimiz gibi, onlar da bizim yanımıza gelirler, demiştir’ Muavatta, I,23..
Sulara dair gerekli açıklamalar daha önce Furkan Sûresi’nde (25/48. âyet, 1. başlık ve devamında) geçmiş bulunmaktadır.