Dedi: “Hak budur — ve ben hakkı söylerim.”
Diyanet Vakfı
84, 85. Doğrusu -ki ben hep doğruyu söylerim- mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım! buyurdu.
Kurtubi Tefsiri
Buyurdu ki: “Hak budur. Ben de şu hakkı söyleyeyim:
“Buyurdu ki: Hak budur. Ben de şu hakkı söyleyeyim” âyeti Haremeyn ehli, Basralılar ve el-Kisaî’nin okuyuş şeklidir.
İbn Abbâs, Mücahid, Âsım, el-A’meş ve Hamza ise birincisini merfu okumuşlardır. el-Ferrâ” bunun esreli okunmasını da câiz kabul etmektedir.
İkincisinin:
“Söyleyeyim” ile nasbedildiğinde görüş ayrılığı yoktur. Birincisinin nasb ile okunması ise iğra olmasındandır. Yani hakka tabi olun ve hakkı dinleyin. İkincisinin nasbi ise “söylemek” fiilinin üzerinde cereyan etmesi (mef’ûlu) olması dolayısıyladır. Bunun (birincisinin) “ben hakkı hak ediyorum” yani hakkı yapıyorum anlamında olduğu da söylenmiştir.
Ebû Ali dedi ki: Birinci “hak” kelimesi hazfedilmiş bir fiille nasbedilmiştir. Yahut kasem ve cer harfinin hazfi dolayısıyla nasbedilmiştir. ” Allah adına yemin ederim ki mutlaka yapacağım” demeye benzer. Bunun anlamı da şöyle olur: Yüce Allah hakka yemin ederim ki… diye buyurdu. Bu da yüce Allah’ın kendi zatına yemin etmesi demektir. “Ben de şu hakkı söyleyeyim” anlamındaki cümle de kasem ile hakkında kasem edilen (yemin edilen) şey arasına ara cümlesi olarak gelmiştir. Bu da anlatılan şeyleri te’kid etmek demektir. Şayet “hak” hazfedilmiş bir fiil ile mansub kabul edilecek olursa, o takdirde “yemin olsun ki… dolduracağım” kasem anlamı kastedilmiş bir ifade olur.
el-Ferrâ” ve Ebû Ubeyd “hak” lâfzının “Gerçekten ve yemin olsun ki cehennemi… dolduracağım” anlamında mansub olabileceğini kabul etmişlerdir. Ancak bu bazı nahiv âlimlerine göre bir yanlışlıktır. Çünkü: ” Yemin olsun ki Zeyd’i döveceğim” anlamında kullanılması câiz değildir. Zira “lam”dan sonra gelen ifadenin öncekiyle bir ilişkisi yoktur. O bakımdan onda ameli olmaz. el-Ferrâ” ve Ebû Ubeyd’in görüşlerine göre ise ifade: “Yemin olsun ki cehennemi gerçekten dolduracağım” takdirindedir.
“Hak” lâfzını merfu okuyanlar da mübteda olarak merfu okumuşlardır. Yani ben hakkım yahutta hak Bendendir. Bu iki açıklama da Mücahid’den rivâyet edilmiştir. İfadenin, bu haktır takdirinde olması da mümkündür.
Sîbeveyh ve el-Ferrâ’nın kanaatlerine göre üçüncü bir açıklama şekli de Gerçek şu ki, yemin olsun Ben cehennemi dolduracağım” şeklindeki ifade: “Gerçek şu ki, cehennemi dolduracağım” anlamında olur.
Esreli okunuşa gelince, bu da İbn es-Semeyka’ ve Talha b. Mûsarrif’in kıraati olup açıklaması ile ilgili iki görüş vardır. Birincisine göre burada kasem harfi hazfedildiği için mecrur okunmuştur. Bu el-Ferrâ’nın görüşüdür. Bir kimsenin: ” Aziz ve celil olan Allah hakkı için yemin ediyorum ki, mutlaka bunu yapacağım” demesine benzer. Bu türden bir ifadeyi Sîbeveyh de uygun karşılamıştır. Ancak Ebû’l-Abbas bu konuda onun yanlış olduğunu söylemiş ve esreli okunuşu câiz kabul etmemiştir. Çünkü cer edatları (ki yemin harfleri de bunlardandır) hazfedilmezler. Diğer görüşe göre ise baştaki “fe” harfi kasem (yemin) “vav”ından bedel olarak gelmiştir. Nitekim şairin zikrettikleri şu mısraında da böyledir:
“Senin gibi nice gebe ve süt emzikli kadına geceleyin gitmişimdir.”