"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rukba Nedir ?

Rukba’ya gelince; mal sahibinin birisine: “Senin için bu evi beklettim ya da benden önce ölürsen bu ev bana dönecek, eğer ben senden önce ölürsem sana ait yahut senden sonra gelene (çoluk çocuğuna vb.) ait olacaktır.” gibi sözler söylemesidir. Sanki “Hangimiz en son ölürse ev ona ait olur.” denmesi gibidir. Bu hibe çeşidinde her biri diğerinin ölümünü beklediği için, beklemek anlamına gelen “Rukba” ismi verilmiştir.

İlim ehlinin çoğunluğuna göre umra ve rukba caizdir. Çünkü bu minvalde Cabir’in rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Umra, verilen kimseye caiz ve rukba da verilen kimseye caizdir.”

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Malı, umra ve rukba kılmayınız.” kavlindeki yasağa gelince, bu, sadece onlara bir bildirim yoluyla söylenmiştir. Yani eğer sizler, umra ve rukba’da bulunursanız, kuşkusuz bununla malınızı onların eline teslim etmiş olursunuz ve size de o maldan bir şey düşmez, demek istemiştir. Nitekim hadisin siyakı, bunu ifade etmektedir.

Buna göre malını umra şekliyle veren kimsenin bu malı, mumer’e (umra kılınan şahsa) intikal eder. Bunu, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü bu hususta Cabir’in yaptığı nakle göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Mallarınızı kendi elinizde tutunuz ve onları ifsat etmeyiniz! Çünkü kim, bir şeyi umra kılarsa o şey artık mumer’e (umra kılınan şahsa) ait olur, hayatta iken de, ölmüş iken de olsa durum böyledir ve akabinde gelene (çoluk çocuğuna vb.) kalır.” Bir lafız ise şöyle gelmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) umra hakkında, kendisine bağışlananın lehinde hükmetti.” Buhârî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

İmam Malik ve Leys ise şöyle demişlerdir: Umra, menfaat ve faydaları temlik etmek demektir, yoksa hali hazırda mumer’e (umra kılınan şahsa) o malı mülk olarak vermek demek değildir ki, mumer’e bir de ev verilmiş olsun. Buna göre ölmesi halinde ancak ev, mumer’e avdet eder. Şayet: “Ev, ona ve çoluk çocuğuna aittir.” derse, o zaman söz konusu ev onlara ait olur. Nakzettiklerinde ise artık ev mumer’e avdet eder. Onlar (İmam Malik ve Leys), bu noktada Yahya b. Said’in, Abdurrahman b. el-Kasım’dan yaptıkları rivayeti gerekçe göstermişlerdir. Şöyle demiştir: Ben Mekhul’ü işittim, kendisi el-Kasım b. Muhammed’e umra’yı ve bu hususta insanların fikirlerini sormaktaydı. Bunun üzerine el-Kasım b. Muhammed şöyle cevap vermiştir: “Beraber yaşamış olduğum bütün insanlar, malları ve kendilerine verilen hibeler konusunda şartlarını sürdürüyorlardı.” Zira temlik, kişinin bir müddete ve süreye değin satması durumunda olduğu gibi vakte bağlı olamaz. Dolayısıyla vakte bağlı olmadığına göre onun bu (rivayetteki) kavli de menfaat ve faydaların temlik edilmesine hamledilir. Zira bunun vakit olarak belirlenmesi doğru olmaz.

el-Muvaffak şöyle der: İmam Malik, umra hadisini “el-Muvatta” adlı eserinde bizzat rivayet etmiştir. Hadis, sahihtir ve bunu Cabir, İbn Ömer, İbn Abbas, Muaviye, Zeyd b. Sabit ve Ebu Hureyre rivayet etmiştir. el-Kasım’ın kavli ise isimlerini zikrettiğimiz sahabe ve tabiinden olanlara muhalif olması hasebiyle, kabul edilemez. Peki, Seyyidu’l-Mürselin olan Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kavline muhalif olması durumunda nasıl kabul edilsin? Aktaranların çoğunun Medine ehlinden olması sebebiyle bunun bir icma halini almış olacağı iddiası ise doğru değildir. Onların ileri sürdükleri: “Temlik bir vakte bağlı olamaz.” sözlerine gelince, biz de: Şeriat, bizzat bunun vaktini geçersiz kılmış ve bunu mutlak bir temlik saymıştır, deriz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/umranin-sekli/,https://kutsalayet.de/oldugunde-bu-mal-benimdir-diye-sart-kosacak-olursa/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız