Ey Ormanların Efendisi, Tanrıya hizmet eden insanlar seni göksel içkiyle kurbanda mesh ederler. Dikey dururken de, Ana’nın göğsüne yaslandığında da bize servet bahşet.
Alevlenen ateşin doğusuna dikilmiş, tükenmeyen duayı kabul eden, kahraman bakımından zengin olan sen; yoksulluk ve kıtlığı bizden uzaklaştırarak, büyük saadet getirmek üzere doğrul.
Ey Ormanların Efendisi, yeryüzünün en yüksek yerine dikil; kurbanı sunan kişiye ölçülü ve sağlam bir ihtişam ver.
İyi örtünmüş, kuşanmış olarak geldi o genç; can bulduğunda görkemi daha da büyür. Düşünceli, Tanrı’ya tapan bir zihinle, yüksek zekâlı bilge kişiler onu yükseltir.
Güzel havalarda yükselmiş, insan dolu mecliste büyür. Bilge ve hünerli kişiler onu ilahilerle kutsar; onun sesini Tanrı’ya tapan şarkıcı duyurur.
Ey dindar kişiler tarafından sağlamca dikilmiş olanlar, ey baltayla yontulmuş Orman Efendisi; burada duran İlahi Direkler bize bol çocuklu zenginlik bahşetsin.
Ey kepçeyi kaldıran insanlar, yere dikilen bu yontulmuş direkler, tarlaya bereket getiren bu sütunlar, değerli armağanımızı Tanrılara ulaştırsın.
Adityalar, Rudralar, Vasular, dikkatli önderler; Yer, Gök, Prthivi ve Havanın orta bölgesi; uyum içindeki Tanrılar ibadetimizi kutsasın ve kurbanımızın sancağını yüceltsin.
Uzun sıralar halinde süzülen kuğular gibi, Sütunlar parlak renklere bürünmüş olarak bize geldiler. Bilgelerce doğuya dikilmiş olarak, yukarı kaldırılmış bu sütunlar Tanrıların konaklarına doğru ilerler.
Yüzüklerle süslenmiş bu yeryüzü sütunları göze boynuzlu hayvanların boynuzları gibi görünür; ya da çağrıyla dikilmiş Rahiplerce yükseltilmiş gibi, savaşta bize yardım etsinler.
Ey Ormanın Efendisi, yüz dalınla yüksel; bin dalınla biz de yüceliklere ulaşalım. Bizi mutluluğa ulaştırmak üzere iyi bilenmiş baltayla önümüze getirilmiş olan sensin.
Chat
Sohbet Yükleniyor...