Rehinin iaşesi yemeğinden, meskeninden, onu muhafaza edenden, kollayandan ve saklayandan olur. Bundan başkası ise rehin alana aittir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak söylemiştir. Çünkü rehinin kazancı, onu rehin olarak bırakan kişiye aittir; dolayısıyla borcu da bu kişiye ait olur.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Meskenin ve (rehinin) muhafaza edenin ücreti, rehin alan kişiye aittir. Çünkü bu, rehinin tutulması ve rehin olarak verilmesinin iaşesi sayılır. (Ama) bunun nafaka çeşidinden sayılması nedeniyle -yiyecek gibi- rehin alan kişiye de ait olacağı, şeklinde cevap verilmiştir. Bir de rehin malı, rehin alan kişinin mülkünde olduğundan, meskende de, muhafazası da ona aittir, tıpkı başkasının rehini gibidir.
Şayet rehin bırakılan eşya, meyve türü olur da sulamaya, tesviye etmeye ve hasat etmeye ihtiyacı varsa bu rehin alan kişiye ait olur. Şayet meyvenin kurutulmaya ihtiyacı olur, hakkın ortaya çıkması da müeccel (vadeli) olursa, o zaman kurutulması da rehin alana ait olur. Çünkü hakkın ortaya çıkması, muhtemel vakte kadar onu rehin olarak bulundurmaya muhtaçtır.
Rehin bırakılan eşya davar olur da damızlık yapılmasına ihtiyaç duyulursa, bu işlem rehin alan kişiye ait değildir ve bu hususta kendisi mecbur da değildir. Çünkü onun, rehinin fazlasını icra etme noktasında bir sorumluluğu yoktur. Aynı şekilde bu hayvanın, bu hal üzere kalması zorunlu da değildir. Her iki taraf için de fazlalığın söz konusu olmasının rehin alan kişi için bir zararı da yoktur.
Şayet rehin bırakılan eşya hurma ağacı olur ve aşılanmaya ihtiyacı varsa bu, rehin veren kişiye ait olur. Rehini bırakan kişi ise bunu kendisinden men edemez; çünkü bunda maslahat vardır, başkasında ise zarar söz konusudur.
Rehin veren şahıs, kendisine zorunlu olan işlerden imtina edecek olursa hakim kendisini mecbur kılar. Amel etmeyecek olursa bu durumda hakim onun malından bir bölümünü kiraya verir. Eğer malı yoksa rehin eşyasından kiraya verir.
Rehin alan kişi nafile olarak nafakada bulunursa ona (rehin olarak) bir şey geri dönmez. Rehin verenin izni ile yahut rehin bırakanın izni mümkün olmadığında hakimin izni ile hesap ederek nafakada bulunursa, o zaman bu (rehin olarak) geri döner. Her ikisinin de izni mümkün olmazsa, geri dönmesi için nafakada bulunacağına dair şahit getirirse, bu takdirde geri dönme hakkı vardır. Peki, imkanı olduğu halde, hakimin izni olmaksızın yahut izin vermediği halde geri dönmesine dair şahitler de olmaksızın nafakada bulunacak olursa, o zaman rehin malı geri döner mi? İşte bunun hakkında iki görüş yer almaktadır.