O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?
Diyanet Vakfı
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Kurtubi Tefsiri
O halde; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
“O günde ne insana, ne cinne günahı sorulmayacak” âyeti yüce Allah’ın:
“Suçlulara günahları sorulmaz.” (el-Kasas, 28/78) âyetini andırmaktadır.
Kıyâmet günü, uzunluğu dolayısıyla değişik halleri bulunan bir gündür. Kimi halde soru sorulur, kimi halde sorulmaz. İşçe İkrime’nin görüşü de budur.
Manası: Onlar cehennemde karar kıldıktan sonra sorgulanmayacaklardır, şeklinde olduğu da söylenmiştir.
el-Hasen ve Katade der ki: Onlara günahları hakkında sorulmayacaktır. Çünkü Allah onların günahlarını tesbit etmiştir, melekler de onları yazmıştır. Bu açıklamayı el-Avfi, İbn Abbâs’tan rivâyet etmiştir. Yine el-Hasen ve Mücahid’den şöyle dedikleri zikredilmiştir: Âyet; melekler onlar hakkında soru sormayacaktır. Çünkü onları simalarından, alâmetlerinden tanıyacaklardır, demektir. Bunun delili de bundan sonra gelen âyetlerdir. Ayrıca Mücahid bu açıklamayı İbn Abbâs’tan nakletmektedir. Yine ondan nakledilen rivâyete göre yüce Allah’ın:
“Rabbine yemin olsun ki onların hepsine elbette soracağız.” (el-Hicr, 15/92) âyeti ile:
“O günde ne insana, ne cinne günahı sorulmayacak” âyeti hakkında şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Onların söyleyecekleri ile bu durumlarını bilmek maksadıyla onlara soru sormayacaktır. Fakat onlara azarlamak anlamı ile: Niçin bunları yaptınız, diye soracaktır.
Ebû’l-Âl-iye de şöyle demiştir: Günahkârın günahından başkasına soru sorulmayacaktır. Katade: Soru sormak önce olacaktır, sonra da ağızları mühürlenecek ve azaları onlara tanıklık ederek konuşacaktır.
Ebû Hüreyre’nin rivâyet ettiği hadiste Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şunları da söylediği zikredilmektedir: “Yüce Allah kulu karşısına alır, ona: Ey filan kişi denilir. Ben sana ikramda bulunmadım mı? Ben seni önder kılmadım mı? Ben sana eşler vermedim mi? Atları, develeri senin emrine vermedim mi? Senin başkanlık yapmana, İstediğin gibi mallarda tasarruf etmene fırsat vermedim mi? Adam: Evet (hepsini verdin) diyecek. Bu sefer: Peki sen Benimle karşılaşacağını zannediyor muydun? diye sorar, adam: Hayır der. Yüce Allah şöyle buyurur: Sen (vaktiyle) Beni unutmuş olduğun gibi, Ben de seni unutuyorum. Sonra ikincisi ile karşılaşır, yine ona aynen öbürüne söylediğini söyler. Daha sonra üçüncüsü ile karşılaşır, ona da aynı şeyleri söyler. O da: Rabbim Sana, kitabına, rasûlüne îman ettim, namaz kıldım, oruç tuttum, sadakalar verdim der ve elinden geldiğince güzel şeylerden, hayırlı şeylerden sözeder. Ondan sonra da: İşte ben şimdi burada huzurundayım, der. Sonra ona; Biz de şimdi senin aleyhine olan şahidimizi göndereceğiz, denilir. Benim aleyhimde şahitlik edecek bu kişi kimdir? diye kendi kendisine düşünürken, ağzına mühür vurulacak ve baldırına, etine, kemiklerine: Konuş! denilecek. Baldırı, eti, kemikleri konuşarak yaptıklarını söyleyecekler. Bu ise kendi nefsinden getirilen şahidler dolayısıyla İleri süreceği bir mazeretin kalmaması içindir. Bu kişi münafık kişidir. Yüce Allah’ın kendisine gazab edeceği kisidir.” Müslim, IV, 2279; Humeydî, Müsned, II, 497; İbn Mende, îman, II, 791-792 Bu hadis daha önceden Ha, Mim, es-Secde (Fussilet, 41/21. âyetin tefsirinde) ve başka yerlerde (Yâsîn, 36/65. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.