"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Oruca niyet etmek

İcmâya göre oruç, niyet olmaksızın sahih olmaz ve ister bu oruç farz olsun, nafile olsun fark etmez. Çünkü oruç, kesin bir ibadet sayıldığı için –namaz gibi– niyete ihtiyacı vardır. Sonra oruç, Ramazan ayında tutulan ya da kazası yapılan oruç ve bunun yanında adak ile kefaret orucu gibi farz olan bir oruç olursa, İmam Ahmed, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’ye göre gecesinden olmak üzere niyet etmek şart olur. Çünkü Hafsa’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Fecrden önce oruca niyet etmeyen kişinin orucu yoktur.” Çünkü bu oruç farz bir oruç olduğundan dolayı –kazasında olduğu gibi– gecesinden niyet etmeye ihtiyaç duymaktadır.

Ebû Hanîfe ise şöyle der: Ramazan ayındaki oruç ve tayini yapılan tüm oruçların niyeti gündüz vaktinde de yapmak yeterli gelir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), Aşûre günü bir adamı gönderip insanlara şöyle seslenmesini söylemiştir: “Kim oruçlu değil ise oruç tutsun; kim de bir şey yemiş ise orucunu geceye değin tamamlasın.” Bu da vacip bir oruçtur.

Şöyle cevap verilmiştir: Aşûre orucunun vacip oluşu sabit değildir. Çünkü Muâviye şöyle der: “Ben Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den şöyle buyurduğunu işittim: ‘Bugün Aşûre günüdür. Aşûre günü oruç tutmayı Yüce Allah size farz kılmamıştır. Ben oruçluyum. Sizlerden her kim bu orucu tutmak isterse tutsun, tutmak istemeyen de tutmasın.’” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Şayet vacip olsaydı, tutulmaması mübah olmazdı.

“İmsâk”ın “orucun bir bölümünü tutmak” şeklinde isimlendirilmesine dair delil; “Kim de bir şey yemiş ise orucunu geceye değin tamamlasın.” ifadesidir. Zira yedikten sonra o günün geri kalan kısmını tutmak, şer‘î anlamdaki oruç anlamına gelmez.

Nafile oruç ile farz oruç arasındaki fark iki kısma ayrılmaktadır:

Nafile olan bir oruçta, gündüzün bir zaman diliminde niyet edilmesi de mümkündür; yeter ki başında orucunu bozacak şeylerden sakınmış olsun. Buna göre, gündüzün nafile oruç tutmaya niyet edecek olursa –başında niyet etmediği halde ve orucu bozacak bir eylemde bulunmadığı halde– gündüzün diğer geri kalan bölümünde oruçlu sayılır. Farz olan bir oruçta ise gündüzün her bir diliminde oruçlu olması gereklidir; onun içindir ki, niyet etmediği sürece oruçlu olmamış sayılır.
Nafile oruçta, çokça kez tutulduğu için geceden niyet edilme noktasında bir zorunluluk yoktur; bunda müsamaha gösterilmiştir. Çünkü kişi kimi zaman geceden oruca niyet etmiş olur; ancak (birtakım nedenlerden dolayı) gündüzün oruç tutmasına bir mâni doğabilmektedir. İşte bu durumda şeriat –çokça icra ettiği için nafile namazı ayakta kılmayı terk edebildiği ve yolculukta iken kıbleye dönmeyi terk etmek durumunda kalabildiği gibi– onun orucu bu şekilde tutmamasına da müsamaha gösterir. Ancak farz olan oruç bunun tersinedir.
Ramazan’da niyeti her gün için yapmalıdır. Bunu, Ebû Hanîfe ve İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü bu oruç vaciptir; bu durumda –kazasında olduğu gibi– gecesinden bu oruca her gün için niyet etmesi de vacip olur. Bunun yanında, bu günler ibadet günleridir. Kimisinin bozulması sebebiyle diğerlerine bir halel gelmez ve onlardan bazılarındaki menfi şeyler başkasını da etkilemez. Bu şekliyle kazaya benzemektedir.

İmam Ahmed’den nakledildiğine göre, tüm ayın orucunu niyet ettiği sürece Ramazan ayının tamamı için bir defa niyetin edilmesi de yeterlidir. Bu, İmam Mâlik ile İshâk’ın mezhebini oluşturur. Çünkü bu kimse oruca niyet ederken bir zaman diliminde aynı cinsi olan o şeye niyet etmiş olduğundan, bu caiz olacaktır.

“Niyet”in manası ise kasdetmek demektir. Bu da bir tereddüt olmaksızın, kalbin bir şeyi yapmayı kasdetmesi ve bunda azimli olmasıdır. Buna göre geceleyin oruca niyet etmeyi kalbinden geçirmiş olmasıyla o günü oruca başlamış sayılır; çünkü niyet etmiştir.

Her vacip olan bir oruç için niyeti tayin etmesi de vaciptir. Bu da, o gün tutacağı orucun Ramazan orucu, kazası, kefareti ya da adağı olduğuna dair inanarak niyet etmesi şeklinde gerçekleşir. Bunu, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü bu vacip bir oruç olduğundan dolayı –kaza orucunda olduğu gibi– niyetin tayin edilmesi de vaciptir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre, Ramazan’da tutulan oruca niyet ederken tayinde bulunmak vacip değildir. Bu ise kişi mukim iken Ebû Hanîfe’nin ileri sürdüğü görüştür. Çünkü bu oruç farzdır ve bizzat aynı zaman diliminde hak sahibi olacağından –ziyaret tavafında olduğu gibi– niyetin tayin edilmesi de vacip olmaz.

“Bunun doğru olmayacağı ve aynı şekilde ziyaret tavafında dahi niyetin tayin edileceği” şeklinde cevap verilmiştir. Şayet veda tavafı yapar ya da mutlak surette bir tavafa niyet ederek tavaf edecek olursa, bu durumda ziyaret tavafı yapmış sayılmaz. Sonra hac konusu oruca benzemez; bu nedenle de mutlak olarak akdedilir ve farza çevrilir. Eğer bir kimse kendisi için hac yapmamış olduğu halde başkası adına hac yapacak olursa, bu haccı kendisi yerine geçer. Hatta “filan kimse için ihrama girdim” diye etmiş olsa dahi durum böyledir. Dolayısıyla orucun tersine, bu fâsid olarak akdedilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ramazan-hilalinin-subutu/,https://kutsalayet.de/nafile-oruca-niyet-etmek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız