Cenaze namazını kıldırmaya en ehil kişi, ölünün kıldırmasını vasiyette bulunduğu kişidir. Bunun dayanağı sahabenin icmasıdır ve bu, birçok sahabeden de rivayet edilegelmiştir. Bu uygulama çok yaygın olmasının yanında, buna muhalefet eden kimse de çıkmadığı için bir icma halini almıştır. Çünkü bu, ölünün bir hakkıdır ve cenaze namazı da (Allah’ın izni ile) kendisine şefaatçi geleceğinden, önce vasiyet ettiği kimse namazı kıldırmak için öne geçer ki bu durum, bir tür (mirasının) üçte birinin dağıtılması gibidir.
es-Sevrî, Ebu Hanîfe, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî ise; veli olanın namaz kıldırmaya daha hak sahibi olduğunu söylemişlerdir. Çünkü cenaze namazı, asabe tertibine bağlı bir velayet anlamına geldiğinden dolayı –tıpkı nikahtaki veli gibi– bu namazı da (ölünün) velisinin kıldırması daha evlâ olur.
“Nikahtaki velayet konusunun –şayet kabul edilecek olursa– ona ait bir hakkın olmadığı” şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü cenaze namazından kasıt dua etmektir. Bu durumda, ölü –nikahın tersine– duasında daha düzgün ve duası daha çok makbul olan kişiyi seçecektir.
Sonra ilim adamlarının çoğu, ölünün akrabalarından önce emirin (devlet başkanının) cenazeyi kıldırmasını öngörmüşlerdir. İmam Şâfiî ise iki görüşünden birine göre; nikah konusundaki takdime kıyasla, veli daha önceliklidir, demiştir. Bu ise Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Bir kimse diğer bir kimsenin hükümran olduğu yerde ona imamlık yapmasın.” kavline muhaliftir.
Sonra baba –ne kadar yukarı çıkılırsa çıkılsın– ve ardından oğul –ne kadar aşağı inilirse inilsin– namazı kıldırır. Ardından asabesi olan kardeşi kıldırır, sonra onun oğlu ve sonra da ölüye diğer yakın gelenler kıldırır. Yakınlar ise asabelerden yakın olanlardır.
İmam Mâlik’ten nakledildiğine göre oğul, cenazeyi kıldırma hususunda babadan daha ehildir. Çünkü ondan asabe açısından daha kuvvetli sayılır. “Ancak bu ikisinin de nispetlik noktasında eşit geldiği, çünkü her ikisi de kendisi hakkında bir tür nispetlik yapmış olacağı” şeklinde cevap verilmiştir. Zira baba daha merhametli ve daha şefkatlidir. Onun oğluna yapacağı dua, icabete daha yakın sayılacağından onun namazı kıldırması daha evlâ sayılır.
Kadının kocası ile kadının asabesi (olan erkek kardeşleri) bir araya gelecek olursa, bu durumda İmam Ahmed’den gelen rivayet ve görüşlerin çoğunluğuna göre kadının asabesi öne geçer. Bu, Ebu Hanîfe, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’nin kabul ettiği görüştür. Sadece Ebu Hanîfe (namazı kıldırmada) kadının kocasını, kadının ondan olan oğlunun önüne geçirmektedir.
İki veli de aynı derecede eşit olurlarsa bu durumda farz namazlarda imamlığa en layık olan kişi (cenazeyi) kıldırır. Yaşı daha büyük olanın kıldıracağı da söylenmiştir. Bu, Şâfiî mezhebinin zâhir görüşüdür. Evla olan ise birincisidir. Velinin öne geçirdiği kimse de, kendi hükmündeki kimse gibi sayılır.