Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
Kurtubi Tefsiri
Mü’minlere söyle ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini de korusunlar. Böylesi onlar için daha temizdir. Şüphe yok ki Allah yaptıkları İşlerden çok iyi haberdar olandır.
Bu âyete dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız;
1- Gözleri Haramdan Sakınmak:
Yüce Allah görülmemesi gereken şeyleri setredip örtmeyi söz konusu ettikten sonra; “mü’minlere söyle ki: gözlerini sakınsınlar” âyeti ile görmekle ilgili hususu söz konusu etmektedir.
“Sakınsınlar” lâfzı, “Gözünü sakındı sakınır” denilir. Şair de der ki:
“Gözünü sakın çünkü sen Numeyrlisin,
Ne Ka’b’a ulaşırsın, ne de Kilâb’a.”
Antere de şöyle demiştir:
“Hanım komşum görünürse gözüme, sakınırım gözümü,
Tâ ki komşumun barındığı yer onu örtünceye.”
Yüce Allah gözün neden sakınılacağım ve mahrem yerlerinin neden korunacağını söz konusu etmemektedir. Ancak bu, âdeten bilinen bir husustur ve bundan kasıt da helâl olandan değil, haram olandan sakınmaktır.
Buhâri’de şöyle denilmektedir: Said b. Ebi’l-Hasen, el-Hasen’e dedi ki: Acem kadınları göğüslerini ve başlarını açıyorlar. (el-Hasen) dedi ki: Sen de gözünü ondan sakın. Yüce Allah: “Mü’minlere söyle ki; Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini de korusunlar” diye buyurmaktadır. Katâde de der ki: Kendilerine helâl olmayan şeylerden (sakınsınlar) demektir. “Mü’min kadınlara da deki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar…”
Yani kendisine yasak kılınan şeye bakmak demek olan “hain bakış”tan sakınsınlar (demektir) Buhâri, İsti’zâtı 2
2- Gözlerin Sakınması:
Gözlerini” âyetindeki kelimesi, şanı yüce Allah’ın:
“zaman da sizden hiçbir kimse bunu ona yapmamıza engel olamazdı” (el-Hakka, 69/47) âyetinde olduğu gibi zâid (fazla) olduğu söylenmiştir. Bunun teb’îz (kısmîlik bildirmek) için olduğu da söylenmiştir, çünkü kimi bakmalar mubahtır.
“Sakınmak” eksiklik diye de açıklanmıştır, “Filan kişi filândan eksiltti” denilir. Buna göre eğer göz işini yapma imkânı verilmeyecek olursa, ondan bir şeyler düşülmüş ve eksiltilmiş demektir. Buna göre burada bu edat “sakınma”nın sılasıdır. Ne kısmîlik (teb’îz) bildirmek içindir, ne de fazladan gelmiştir.
3- Görmek Kalbe Açılan En Büyük Kapıdır:
Görmek kalbe açılan en büyük kapıdır. Oraya ulaşan duyu yollarının en mükemmelidir. İşte bundan dolayı görme dolayısıyla düşüşler de pek çoktur. Ondan sakındırmak gerekti görülmüştür. Bütün haramlardan ve kendisi sebebiyle fitneye düşülmesi korkulan her husustan gözün sakınılması farzdır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yollarda oturmaktan sakınınız,” Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim için orada oturmak kaçınılmaz bir şeydir. Biz oralarda sohbet ederiz, dediler. Şöyle buyurdu: “Madem oturmaktan başka şeyi kabul etmiyorsunuz, o takdirde yolun hakkını veriniz.” Yolun hakkı nedir, ey Allah’ın Rasûlü! dediler. Şöyle buyurdu: “Gözün haramdan sakınılması, rahatsızlık verici şeylerin önlenmesi, selâmın alınması, iyiliğin emredilip kötülüğün sakındırılması.” Bu hadisi Ebû Said el-Hudrî rivâyet etmiş olup, Buhârî ve Müslim kitaplarına kaydetmişlerdir. Buhâri, Mezâlim 22, İsti’zân 2; Müslim, Libâs 114; Ebû Dâvûd, Edeb 12; Müsned, III, 36.
Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da, Ali (radıyallahü anh)a şöyle demiştir: “Bir bakışın arkasına diğerini salma. Birincisi senin hakkın olabilirse de, ikincisi senin hakkın değildir.” Ebû Dâvûd, Nikâh 43; Tirmizî, Edeb 2b, Dârimî, Rikaak 3; Müsned, V, 351, 353, 357
el-Evzaî de şöyle demiştir: Bana Harun b. Riâb’ın anlattığına göre, Gazvan ve Ebû Mûsa el-Eş’arî birlikte bir gazada bulunuyorlardı. Bir cariye üzerini açtı, Gazvan ona baktı. (Ebû Mûsa) elini kaldırıp gözüne bir tokat indirdi, gözünü şişirdi ve dedi ki: Sen, sana zarar verecek ve sana fayda sağlamayacak bir şeye bakıyorsun. Ebû Mûsa ile karşılaşınca halini sordu ve dedi ki: Sen gözüne zulmettin, Allah’tan mağfiret dile ve tevbe et. Çünkü ilk bakışı onun lehine ise de bundan sonrası onun aleyhinedir. el-Evzaî dedi ki: Gazvan gerçekten kendi nefsine hakim oldu, ölünceye kadar gülmedi. Allah ondan razı olsun.
Müslim’in, Sahih’inde Cerir b. Abdullah’tan şöyle dediği kaydedilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a ani bakış hakkında sordum. Bana gözümü çevirmemi emretti. Müslim, Âdâb 45; Ebû Dâvûd, Nikâh 43; Tirmizî, Edeb 28; Müsned, IV, 358, 561.
İşte bu
“gözlerini” âyetindeki “min” edatının teb’îz (kısmîlik bildirme) için olduğunu söyleyenlerin görüşlerini desteklemektedir. Çünkü ilk bakışa kişi hakim otamayabilir, o bakımdan ilk bakış hitabın teklifi kapsamına girmez. Zira ilk bakışın kasti olma İhtimali yoktur. Dolayısıyla bu günah kazandırıcı olmaz. O bakımdan bu hususta da mükellefiyet söz konusu olmaz. Bundan dolayı, bunun bir kısmının ele alınması gerekmektedir. Ancak “mahrem yerleri” için böyle buyurulmamıştır. Zira kişi mahrem yerine hakim olabilir. en-Nehaî kişinin kızına, annesine ya da kızkardeşine dahi uzun uzun ve devamlı bakmasını mekruh görmüştür. Elbetteki onun zamanı da bizim bu zamanımızdan çok daha hayırlıdır. Kişinin kendisi için muharrem kılınmış, mahrem birisine arzuyla ve tekrar tekrar bakması haramdır.
4- Mahrem Yerlerin Korunması:
“Mahrem yerlerini de korusunlar.” Yani helâl olmayan kimsenin görmesine karşı örtsünler, gizlesinler. “Mahrem yerlerini” zinadan “korusunlar” diye de açıklanmıştır. Bu görüşe göre şayet “gözlerini sakınsınlar” âyetinde olduğu gibi burada da edatı ile birlikte kullanılmış olsaydı, yine uygun düşerdi. Sahih olan, hepsinin kastedildiği ve lâfzın da umumî olduğudur.
Behz b. Hakim b. Muaviye el-Kuşeyrî babasından, o dedesinden rivâyetle dedi ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Biz mahrem yerlerimizden neyi bırakalım, neyi gösterelim. Şöyle buyurdu: “Sen mahrem yerini (avretini) zevcen ya da cariyen dışında herkesten korumalısın.” Adam: Peki kişi kendisi gibi bir erkek- ile birlikte bulunursa? diye sorunca, şöyle buyurdu: “Eğer onun görmemesini sağlayabiliyorsan, bunu sağla.” Bu sefer: Peki kişi ya tek başına kalırsa diye sordum, şöyle buyurdu: “Allah kendisinden haya edilmeye insanlardan daha bir lâyıktır.” Buhâri, Ğusl 20; Ebû Dâvûd, Hammâm 2; Tirmizî, Edeb 22, 39; İbn Mâce, Nikâh 28: Müsned, V, 3-4
Âişe (radıyallahü anhnhâ), Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kendisinin durumunu söz konusu ederek şöyle demiştir: Ne ben onunkini gördüm, ne de o benimkini. İbn Mâce, Nikâh 28 (yakın bir rivâyet)
5- Umumi Banyolara (Hamamlara) Girmenin Hükmü:
İlim adamları bu âyet-i kerîmeye dayanarak peştemalsız hamama girmenin nass ile haram olduğunu belirtmişlerdir. İbn Ömer’den şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Bir adamın yaptığı en güzel infak, halvette kalacak şekilde hamama vereceği bir dirhemdir. Yine İbn Abbâs’tan sahih olarak nakledildiğine göre o et-Cuhfe’de ihramlı olduğu halde hamama girmiştir. Buna göre erkeklerin peştemallı olmak şartıyla, hamama girmeleri caizdir. Ay hali, lohusalık ya da bir hastalıkları dolayısıyla yıkanmak gibi bir zaruretten ötürü kadınlar için de hüküm böyledir. Ancak onlar için daha evla ve faziletli olan mümkün olduğu takdirde evlerinde yıkanmalarıdır. Ahmed b. Menî’ şunu rivâyet etmektedir: Bize el-Hasen b. Mûsa anlattı, bize İbn Lehîa anlattı. Bize Zebban, Sehl b. Muaz’dan anlattı. Sehl babasından, -o Um ed-Derdâ’dan naklen- Um ed-Derdâ’yı şöyle derken dinledi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile hamamdan çıktığım bir sırada karşılaştım. “Nerden geliyorsun ey Um ed-Derda?” dedi. Um ed-Derdâ: Hamamdan, deyince, şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olana yemin ederim ki herhangi bir kadın elbiselerini annelerinden olmayan birisinin evinde çıkartacak olursa, mutlaka kendisi ile aziz ve celil olan Rahmân arasındaki her türlü perdeyi parçalamış olur.” Müsned, VI, 362.
Ebubekr el-Bezzâr Tavus’tan rivâyetine göre İbn Abbâs (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Hamam ismi verilen bir evden sakınınız,” Ey Allah’ın-Rasûlü! Kiri temizler, dediler. “O halde avretlerinizi setrediniz” diye buyurdu. Bu anlamdaki hadisler için bk.: Ebû Davûd, Hammâm 1; Tirmizî, Edeh 43; Nesâi, Öusl 2
Ebû Muhammed Abdu’l-Hakk Bk. el-Kettânî, er-Risâletu’l-Mustatrafe, s. 173. dedi ki: Bu hadisi insanlar Tavus’tan mürsel olarak rivâyet etmelerine rağmen bu hususta isnadı en sahih olan hadistir. Ebû Dâvûd’un bu konuda haram ve mübâhlığa dair naklettiği rivâyete gelince, senedlerinin zayıflığı sebebiyle hiç sahih olanı yoktur. Tirmizî’nin rivâyet ettiği de böyledir.
Derim ki: Bu zamanlarda hamama girmeye gelince, fazilet ve din ehli kimselere haramdır. Çünkü insanlar çoğunlukla cahildirler ve hamamın ortasına geldiler mi hükümlere hiç de aldırış etmezler. Peştemallarını bir kenara fırlatırlar, öyle ki yaşını başını almış bir adamın hamamın içinde ve dışında, ayakta, avreti açıkta, bacaklarını birbirine yaklaştırarak avretini kapatmaya çalışır, kimse de ona bu yaptığının yanlış olduğunu söylememektedir. Bu, erkekler arasında böyleyken ya kadınlar arasında durum nedir? Özellikle şu Mısır diyarında… Çünkü onların hamamları insanların gözlerine karşı setredict özelliğe sahip değildir, taharetlenme yerleri de bulunmamaktadır. Lâ havle velâ kuvvete İllâ billahi’l-aliyyîl azîm.
6- Hamama Girmenin Şartları:
İlim adamları der ki: Eğer hamama giren setr-i avrete riayet edecek olursa, şu on şarta da riayet ederek hamama girebilir:
1- Hamama ancak ya tedavi ya da ter ve sıtmanın etkilerinden temizlenmek niyetiyle girmelidir.
2- Kimsenin olmadığı ya da insanların az bulunduğu vakitleri gözetmelidir.
3- Sağlam, iyi dokunmuş bir peştamal ile avretini örtmelidir.
4- Gözüne bakılması haram olmayan bir şey değmesin diye ya yere bakmalı ya da duvara dönmelidir.
5- Gördüğü münkeri yumuşak bir dille değiştirmeli, (mesela) tesettüre riayet et! Allah seni setretsin (hatalarını örtsün), demelidir.
6- Herhangi bir kimse ona masaj yapacak olursa, göbeğinden diz kapağına kadar olan avretine elinin değmesine -hanımı ya da cariyesi olması müstesna- fırsat vermemelidir. Baldırların bu açıdan avret olup olmadıkları hususunda görüş ayrılığı vardır.
7- Hamama şartlı olarak belli bir ücret ile veya insanların bu husustaki adetlerini kabul ederek girmelidir.
8- Suyu ihtiyaç kadar kullanmalıdır.
9- Şayet tek başına hamama girme imkânı yoksa ücreti kendisi vermek üzere, dinlerini gereği gibi koruyacak bir topluluk ile ittifak edip girmelidir.
10- Hamamda cehennemi hatırlamalıdır. Eğer bütün bunları sağlama imkanını bulamıyor ise avretini iyice örtmeli ve gözünü haramdan sakınmaya gayret göstermelidir.
Tirmizî Ebû Abdullah, “Nevâdiru’l-Usûl” adh eserinde Tavus’tan şu rivâyeti kaydetmektedir: Tavus, Abdullah b. Abbas (radıyallahü anh)dan şöyle dediğini nakletmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Hamam ismi verilen bir evden sakınınız.” Ey Allah’ın Rasûlü! Orada kirler giderilir ve cehennem ateşini hatırlatır, denilince şöyle buyurdu: “Şayet mutlaka gidecekseniz, o takdirde avretinizi setrederek oraya giriniz.” Bir önceki başlıkta benzer bir rivâyet geçti. İlgili nota bakınız.
Ebû Hüreyre yoluyla naklettiği hadise göre de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Müslüman adamın girdiği hamam denilen ev ne güzel evdir el-Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, II, 322, senedinin ‘metruk (rivâyetleri terk edilip alınmayan), yalancı bir ravî olan Salih b. Ahmed bulunduğu ve bu râvînin hadis uydurduğu belirtilip örnek olarak da bu rivâyetinin gösterildiği kaydıyla. -Çünkü oraya girdi mi Allah’tan cenneti ister ve cehennem ateşinden ona sığınır.- Adamın girdiği bir ev olan damat evi de ne kötü evdir.” Çünkü bu da kişiye dünya şevkini aşılar, âhireti unutturur.” Ebû Abdullah (Tirmizî el-Hakîm) dedi ki: Bu gaflet ehli için böyledir. Yüce Allah, bu dünyayı içindekilerle birlikte gaflet ehli için onlarla âhiretlerini hatırlamalarına sebeb teşkil etsin diye yaratmıştır. Yakın ehli olan kimselere gelince, zaten âhiret onların daima gözlerinin önündedir. Ne bir -hamam onu tedirgin eder, ne de bir damat evi onu korkutur. Çünkü dünya, içindeki bu iki tür özelliği ile âhirete nisbetle çok cılız kalır. Öyle ki bütün dünya nimetleri onların gözünde pek büyük bir sofradan geriye kalan yemek kırıntılarını andırır. Onların gözlerinde dünyanın bütün sıkıntıları, bütün dünya ehlinin çekeceği ceza türleri arasından öldürülmeyi ya da asılmayı haketmiş, günahkâr veya suçlu birisinin kendisi sebebiyle cezalandırıldığı bir öldürülme gibidir.
7- Haramdan Sakınmanın Güzelliği:
“Böylesi” yani gözü haramdan sakınmak ve mahrem yerlerini korumak
“onlar İçin daha temizdir.” Dinleri bakımından daha temizdir ve dünya pisliklerinden daha bir uzaklaştırıcıdır.
“Şüphe yok ki Allah yaptıkları işlerden çok İyi haberdar olandır.” Ne yaptıklarını çok iyi bilir. Bu, bir tehdittir.