Allah size ayetleri apaçık açıklıyor. Allah hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı
Ve Allah ayetleri size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kurtubi Tefsiri
Allah sizlere âyetlerini açıklıyor. Allah en iyi bilendir, Hakîm’dir.
15- “Eğer Mü’min İseniz…”
Yüce Allah’ın:
“Eğer mü’minler İseniz” ifadesi durup düşünmeyi hatırlatan ve pekiştirici bir ifadedir. Bu bir kimsenin: Eğer erkeksen şunu, şunu yapman gerekir, demesine benzer.
16- Ebediyyen Benzer Bir İşe Dönmemek Gerekir:
“Bunun gibisine ebediyyen dönmeyesiniz diye Allah size öğüt verir”
âyetinde, Âişe (radıyallahü anhnhâ) hakkında böyle bir söze dönmemeyi kastetmektedir. Çünkü böyle bir sözün benzeri, ancak hakkında bu sözlerin söylendiği bir kimsenin benzeri hakkında söylenebilir. Ya da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın hanımları arasından onun mertebesinde olan bir kimse hakkında söylenebilir. Çünkü böyle bir söz söylemek Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a hem namusu, hem de hanımları dolayısıyla eziyet etmektir. Böyle bir iş yapan ise (bundan böyle) kâfir olur.
17- Hazret-i Âişe’ye Dil Uzatmanın Cezası:
Hişam b. Ammar dedi ki; Ben Malik’i şöyle derken dinledim: Ebubekir ve Ömer’e söven te’dib edilir. Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya söven ise öldürülür, çünkü yüce Allah;
“Eğer mü’mînler iseniz bunun gibisine ebediyyen dönmeyesiniz diye Allah size öğüt verir” diye buyurmaktadır. Buna göre Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya söven bir kimse Kur’ân’a muhalefet etmiş olur. Kur’ân’a muhalefet eden kimse de öldürülür.
İbnu’l-Arabî der ki: Şâfiî âlimleri: Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya söven kimse, sair mü’minler hakkında olduğu gibi te’dib edilir. Yüce Allah’ın:
“Eğer mü’minler iseniz” âyeti Âişe (radıyallahü anhnhâ) hakkında bu işin küfür olduğu manasına değildir. Bu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: “Herhangi bir kimsenin komşusu onun eziyet verici hallerinden emin olmadığı sürece o kişi îman etmiş olmaz” Buhârî, Edeb 29; Müslim, îman 73; Tirmizî, Kiyâıne 60; Müsned, I, 387, II, 288, 336, 373, III, 154, IV, 31, VI, 385 anlamındaki hadise benzemektedir. Şayet Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya söven kimseden imanın kaldırılması hakikat anlamında olsaydı, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: “Zina eden bir kimse, zina ettiği vakit mü’min olarak zina etmez” Buhârî, Mezalim 30, Eşriha 1, Hudud 1, fi; Müslim, İmân 100, 104; Ebû Dâvûd, Sünne 15; Tirmizî, İmân 11; Nesâî, Kasâme 49, Kutus-Sârik 1, Eşribe 42; İbn Mâce. Fiten 3; Dârimî, Eşribe 11; Müsned, II, 243, 317, 376, 386, 479, III, 346, VI, 139 hadisinde olduğu gibi, hakikat manasına kullanılmış olurdu. Biz deriz ki: Durum sizin iddia ettiğiniz gibi değildir, çünkü İfk hadisesine karışanlar o tertemiz Âişe (radıyallahü anhnhâ)yı hayasızca bir iş işlemekle nitelendirip ona iftirada bulundular. Yüce Allah’ın kendisinin uzak olduğu bir işi ona nisbet ederek söven herkes Allah’ın hükmünü yalanlayan bir kimsedir. Allah’ı yalanlayan bir kimse de kâfirdir. İşte Malik’in bu görüşünün izlediği yol budur. Bu da gören, basiret sahibi kimseler tarafından açıkça görülen bir husustur. Eğer bir kimse, Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya Allah’ın kendisinin uzak olduğunu bildirdiği hususun dışında bir sözle sövecek olursa, o kimsenin cezası te’dib edilmesidir.